Sitemizi Facebook'ta Beğenmek İster misiniz?

17 Kasım 2013 Pazar

Eğitim ve Dershaneler


Son günlerde ülke gündemini yine eğitimle ilgili bir soru meşgul ediyor: Dershaneler kapatılmalı mı, kapatılmamalı mı? Herkes kendine göre bir cevap veriyor ve bu cevabını gerekçeleriyle açıklıyor. İstedim ki bir öğretmen olarak, ben de bu konudaki fikirlerimi açıklayayım. Belki yazdıklarımı okuyanlar da birkaç söz söyler, seviyeli bir beyin fırtınası yapmış oluruz.

Bir öğretmen olarak, evet ben dershanelerin kapatılmasına karşıyım. Tıpkı hâlen ilkokulda sınıfta bırakmanın yasak olmasına karşı olduğum gibi. Ve bu iki durum, eğitimle yakından ilgilenenler de beni destekleyecektir, birbiriyle yakından ilgili aslında.

Geçen sene “Kayıp Nesil” diye bir yazı yazmıştım, sonradan bu yazıya birkaç sitede daha rastladım, altındaki yorumları da dikkatlice okudum. Orada sistem ile ilgili bazı yorumlarda bulunmuştum, yine aynı şeylerden bahsedeceğim aslında. O yazıya göz atarak, söylemek istediklerimin temeline inebilirsiniz.

Dershane nedir, önce kendime göre bir tanımını yapayım: Dershane; öğrencisinin merkezi sistem sınavlarını kazanmasını isteyen velinin, en ekonomik yardımcısıdır. Tek cümleyle bu şekilde tanımlarım dershaneyi. Eğer çocuğunuzun lise ve üniversite sınavlarını kazanması gibi bir amacınız varsa, yüksek ihtimalle bir dershaneye gönderirsiniz. Ha gitmeden kazananlar var mıdır, elbette vardır. Tanıma bakıp “Ekonomik mi?” diyenleriniz vardır, evet ekonomik. Gerekçelerini açıklayayım…

Sınavlarda sorulan konular ve soru biçimleri bellidir. Fakat okullardaki müfredat maalesef bu sınav sistemlerine uygun değildir. Sınav sisteminin en ağır, en önemli konuları; genelde müfredatta en sonda yer alır, yeterince ders saati ayrılmaz. Ders kitapları devlet tarafından dağıtılır ama, bazı okullara, şehirlere; kitaplar zamanında  gelmez. Okullarda eğitim sürekli aksar, konular yetişmez, ders saatleri yetersiz kalır. Müfredatı takip etmek zorunda olan öğretmen, kendi okulunun tüm imkânları zorlayarak bu sorunu halletmeye çalışır. Bu sırada bir de sağlıklı bir eğitim yapmak için uğraşır, oldukça kalabalık olan sınıflarda…

Yukarıda saydığım gerekçelerin dışında bir durum daha vardır ki en önemlisidir aslında. Okullarda bu sınavları önemseyen ve önemsemeyen öğrenciler bir aradadır. Lise sınavlarında ya da üniversite sınavlaında bir amacı olan öğrenci, amaçsız arkadaşlarıyla birlikte ders dinlemek zorundadır. Sınavları önemsemeyen bu öğrenciler, dersin işlenişi zorlaştırır, dersi kaynatır; türlü maskaralıklarla dersten verim almaya çalışan öğrencinin performansını düşürür. Öğretmen ise tüm bunların farkında olarak; amacı olan öğrencisinin açığını kapatmaya çalışır. Derste, ders dışında(teneffüs, okul öncesi/sonrası) bu öğrenci ile bireysel olarak ilgilenir; varsa sorularını çözer.

Çocuğunun okulda aldığı eğitimi sınav için yeterli görmeyen veli, maddi durumu yeterli ise evde özel dersler aldırarak bu açığı gidermeye çalışır. İşte dershanelerin ekonomikliği burada devreye girer. Evde özel ders için öğretmenlere verilen paranın yanında, öğrenciye kaynak alma işi de veliye kaldığından; bir de o masrafa girilir. Bu da oldukça yüklü meblağlar gerektirir. 

Buraya kadar, devlet okullarından bahsettik bir de özel okullar var elbette. Yıllık yüksek ücretleri olan bu okullar, teknolojiyi kullanarak dersin verimini artırır ve etütler koyarak öğrencilerinin dershaneye ihtiyaç duymamalarını sağlar. Fakat tüm bu hizmetlerinin karşılığında, en pahalı dershanenin birkaç katı yıllık ücret alırlar.

Dershaneler, öğrenci sayısı az olan ve sınavı önemseyen öğrencilerden oluşur. Öğrenci tek başına evde değil, kendisiyle aynı seviyedeki az sayıdaki öğrenci ile birlikte hazırlanır sınava. Sınava yönelik istemediği kadar doküman vardır ve tamamen sınava yönelik hazırlanan müfredatla eğitim alır. Bu sayede, dershanedeki eğitim onun için sınava yönelik olur, okuldaki ise diplomaya yönelik.

Dershanelerde, öğrencinin ders dışı sorunlarıyla da yakından ilgilenilir. Evdeki ders çalışma ortamından, öğrencinin hayatındaki problemlere kadar her şey ile birebir ilgilenilir. Okullarımızda ise, bir rehber öğretmene bin hatta iki bin, beş bin öğrenci düşer. Sınıf öğretmenleri velileri toplantılarda bile zor görürler, çağırsalar da veliler gelmez. Dershanedeki öğretmenin her dediği veli tarafından hemen yapılırken, okullardaki öğretmenler olarak bizim dediklerimiz pek önemsenmez.

Öğrenciliğinde devlet okulunda okuyan ve dershanelerle sınavlara hazırlanmış bir öğretmen olarak, yakından tanıdığım bu sistemi dilim döndüğünce anlattım. Daha bahsedecek elbette çok nokta var; ben sadece eğitsel başarı açısından yaklaştım konuya. Yoksa terör, rant, mezun durumdaki öğrenciler konularına ve siyasi hesaplara girersek; konu içinden çıkılmaz bir hâl alır. Konuyu bu kadar irdelemem sanırım yeterlidir.

Sitemizin solunda yer alan ankete de cevap verirseniz seviniriz. Bu sayede sitemize giren öğrenci, öğretmen ve velilerimizin fikirlerini net olarak görmüş oluruz. Ayrıca, ahlâki kurallar içinde yer alan her türlü fikir ve yorumunuza da, bu konu altında açığız...

Saygılar…


Benzer Yazılar



0 yorum:

Yorum Gönderme