Sitemizi Facebook'ta Beğenmek İster misiniz?

31 Temmuz 2011 Pazar

Dünya Barış Günü


1 Eylül Dünya Barış Günü, 21 Eylül Dünya Barış Günü, Dünya Barış Günü ile ilgili şiir, sulh günü ile ilgili şiir

Her yıl Eylül ayının 21’inde, New York City’de çalan çanın sesi, sembolik olarak da olsa, tüm dünya ülkelerinden duyulur. Çünkü ‘Çanlar, barış için çalıyor’dur...
İkinci Dünya Savaşı’nda ABD’nin iki acımasız atom bombası saldırısı ile üç gün içinde 140 binden fazla insanını, sonraki yıllarda ise bu patlamanın neden olduğu radyasyon yüzünden on binlercesini daha kaybeden bir ülke; Japonya... Atom bombası ile kalbinden vurulan bu ülke, savaşların ve nükleer silahların yeryüzünden silinmesi, savaşların neden olduğu insan kıyımının sona ermesi için bir çan yaptırıyor. Birleşmiş Milletler’in -ironik de olsa- New York City’deki genel merkezinde bulunan bu Barış Çanı, bir rivayete göre, BM üyesi ülkelerin hibe ettiği metal para ve madalyonlarla, daha romantik ve öyle olduğuna daha çok inanmak istediğimiz bir rivayete göre ise dünyanın tüm kıtalarından çocukların bağışladığı bozuk paralarla yapılmış.
Son karar 21 Eylül...
Dünya Barış Günü’nün tarihi birkaç kez değişiklik göstermiş. İlk olarak, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1981’deki 57. birleşiminde, Genel Kurul’un açılış günü olan, her Eylül ayının üçüncü Salı günü, Uluslararası Barış Günü ilan edilmiş. 2001 yılında ise bugün geçerli olan tarih, 21 Eylül olarak belirlenmiş.
Daha öncesine dönecek olursak, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde, Varşova Paktı üyesi ülkeler, Hitler’in faşist rejiminin Polonya’yı işgal, başka bir deyişle, İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıç tarihi olan (1939) 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak kutluyormuş. Taa ki SSCB’nin çöküşü ve ardından, Varşova Paktı’nın dağılmasına kadar...
Yurtta sulh, cihanda sulh
Savaşa başkaldıran, barışın özünün altını çizen en güzel, en anlamlı ve evrensel bütünleştiriciliği olan söz, Mustafa Kemal Atatürk tarafından söylenmiştir. ‘Yurtta sulh, cihanda sulh!..’
Atatürk bu sözü ilk kez, 20 Nisan 1931’de, CHP Genel Başkanı olarak dile getirmişti. Prof. Dr. Hamza Eroğlu’nun bir makalesinden edindiğimiz bilgiye göre, 1933 yılında Cumhuriyet’in Onuncu Yıldönümü vesilesi ile dönemin ABD Başkanı Roosevelt, Türk Milleti’ne bir mesaj gönderir. Atatürk ise bu mesaja, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ inancını içeren, aşağıdaki cümlelerle cevap verir.
“Türkiye Cumhuriyeti’nin en esaslı umdelerinden biri olan yurtta sulh cihanda sulh gayesi, insaniyetin ve medeniyetin refah ve terakkisinde en esaslı âmil olsa gerektir. Buna elimizden geldiği kadar hizmet etmiş ve etmekte bulunmuş olmak, bizim için iftihara medardır.”
‘Yurtta sulh, cihanda sulh’, söylendiği gün itibarıyla, Türkiye Cumhuriyeti’nin, aynı zamanda Anayasa’da da yer alan, temel dış politika ilkesi olagelmiştir.
ŞİİRLER
Barışın Türküsü
Ben dostluğun türküsünü söylerim,
Düşmanlık neyime.
Barış ve Mutluluk benim gayem.
Ben huzuru isterim,
Kavga benim neyime.
Kardeşçe yaşamak varken,
Didişmek niye.
Ben Türküm,
O Fransız, sen Alman.
Ne fark eder? 
Hepimiz insanız, 
Sevgiye muhtacız.
Ben barışı isterim,
Savaş benim neyime.
Taşırız hepimiz bir can,
Kim olmak ister ki bî can.
Haydi insanlar,
Gelin bir araya,
Sussun silahlar,
Söylensin artık barışın türküsü.. Adı Barış Olacak
Yakında bir oğlum olacak
adını "Barış" koyacağım
Savaşın ortasındayken bile
yüzü hep gülecek yavrumun
Gülen fotoğraflarına bakacağım
Hasbelkader cephedeysem
Yaşama umudum olacak
benim gül yüzlü ciğerparem
Ya kızım mı olursa?
Ne fark eder ki?
Öğütledim hayat arkadaşıma
Adı yine "Barış" olacak
Av.Dr.Özcan Günergök

Bir Barış Yılı Bir Kış Günü
(Türkiyem ve terör)
Yüreklerde sevgi eksikti
Bir serseri kurşun daha sekti,
Bir çocuk daha öldü.
Kar üstüne kan düştü,
...sonra da çocuk.
Ümit tükenmiş,gözler kaygılı
Kimsenin haberi yok ama
bir barış yılı.
Duvarlarda yazılar,pankartlar
...kimi bombalı
Ne yapmalı...ne yapmalı?
Kar üstüne kan düştü,
...sonra da çocuk.
Herhangi bir kış günüydü,
Bir çocuk daha öldü.
Hava soğuk, hava soğuk !..
Tüm yürekler üşüdü...
(Özdemir İnce'nin Çevirsi)
BARIŞ
Çocuğun gördüğü düştür barış, 
annenin gördüğü düştür barış, 
ağaçlar altında sevdalıların sevda sözleridir barış; 
Gözlerinin içinde uçsuz bucaksız bir 
gülümseme elinde yemiş dolu bir zembil ve 
alnında ter tomurcukları, 
Pencerede suyu soğutan testideki damlalar gibi; 
Akşam üstü eve dönen babadır barış, 
Dünyanın yüzünde yara izleri kapanırken 
ağaçlar diktiğimizde 
havan mermilerinin kazdığı çukurlara; 
Yangının kavurduğu yüreklerde 
ilk tomurcuklarını açarken umut 
ve ölüler kanlarının boşa gitmediğini bilerek 
yana dönüp içerlemeksizin uyuyabildiklerindedir 
barış. 
Barış yemek kokusudur tüten,
arabanın yolda durmasının korkutmadığı, 
Kapı çalınmasının dost demek olduğu, 
Ve pencereyi saat başı açmanın renklerinin uzaktaki çanlarıyla 
gözlerimizin bayram etmesini sağlayan 
gökyüzü demek olduğu zamandır barış; 
Barış bir bardak sıcak süt ve bir kitaptır, 
Uyanan çocuk önünde 
başaklar birbirlerine eğilip işte ışık ışık ışık dedikleri 
Ve ufuk çemberi ışıkla dolup taştığı zamandır barış; 
Hapishaneler onarılıp kitaplıklar yapıldığı zaman, 
Eşikten eşiğe bir türkü yükseldiği zaman 
geceleyin, 
Cumartesi akşamları mahalle berberinden çıkan yeni tıraş olmuş 
bir işçi gibi baharda ay buluttan çıktığı zamandır barış; 
Geçmiş gün yitirilmiş bir gün olmadığı, sevinç yapraklarını akşamın içine salan bir kök ve kazanılmış bir gün hak edilen bir uyku olduğu zaman acıyı kovmak için zamanın dört bir bucağından güneşin hemen ayaklarını bağladığını duyduğun zamandır barış....... 
Barış ışınlar demetidir yaz ovalarında iyilik alfabesin tanın dizlerinde, 
Kardeşim dediğin yarın kuracağız dediğin zaman kuracağız dediğimizi kurunca 
türkü çağırdığımız zamandır barış; 
Ölüm yüreklerde az yer kapladığı ve güvenli parmaklarla 
mutluluğu gösterdiği zaman bacalar; 
ikindi vaktinin büyük karanfilini 
ozan ve proleter aynı şekilde kokladığı zamandır barış; 
insanların sıkışan elleridir barış, 
Dünyanın masasındaki ekmektir, 
Gülümsemesidir annenin 
Budur yalnızca 
başka bir şey değildir barış 
Ve toprakta derin yarıklar açan sabahlar 
tek bir sözcük yazarlar, 
Barış başka bir şey değil barış; 
Dizelerimin rayları üzerinde 
buğday ve güller yüklenmiş geleceğe doğru yol alan bir trendir barış, 
Kardeşlerim barış içinde derin derin soluk alıyor tüm dünya bütün düşleriyle 
verin ellerinizi kardeşlerim işte budur barış...
Savaşa Savaş Açacağım 
Savaşa savaş açacağım. 
Bebekleri sevgiyle doyurup, 
Sevgiyle yoğuracağım. 
Bir düşü gerçekleştirip, 
Savaşların kökünü kurutacağım. 
Nefreti, kini, düşmanlığı, 
Barış potasında eritip, 
Barıştan bir dünya kuracağım. 
Sararan yeşil ot, daldaki yaprak, 
34 yıldır bastığım bu toprak. 
İçtiğim su, soluduğum hava, 
Denizdeki dalga, çatıdaki yuva. 
Yağan yağmur, esen rüzgâr, 
Havadaki bulut, eriyen kar. 
Uçsuz bucaksız çöl, 
Yorulmuş durgun göl, 
Mis kokan kızıl gül, uzayıp giden yol. 
Dağ, taş, kum ve çakıl, 
Dünyayı yöneten yumruk kadar akıl. 
Yerdeki ağaç, gökteki yıldız, 
Baba oğul, ana ve kız. 
Beşikteki bebek, 
Çiçekteki kelebek, 
Kurt kuş, börtü ve böcek, 
Milyonlarca, milyarlarca yürek. 
Yer barış, gök barış, deniz barış, arş barış, 
Şiir barış, marş barış, 
Zengin barış, fakir barış, 
Zikir barış, fikir barış 
Bu yuvarlağı karış karış, 
Barışla dolduracağım. 
Savaşa yer kalmayacak. 
Zamanı barışta donduracağım. 
Bir daha savaş tamtamları çalmayacak. 
Ne kan akacak, 
Ne bombalar patlayacak, 
Ne de analar ağlayıp, 
Sevgililer ağıt yakacak. 
Ölümü öldüreceğim, 
Savaş tüccarları ölümlü bulamayacak. 
BARIŞA ÇAĞRI
Ne savaşlar gördüm 
Kazanan hiç olmadı 
Ölüm, zulüm, ayrılık 
ve savaş tacirlerin den başka. 
Barışla atılır 
sevgi tohumları. 
Ondandır gülüm, 
her bahar filizlenir, 
inadına savaşların. 
Rengarenk çiçek olur, 
çıkar yeryüzüne. 
Selamlar bizleri.
Şimdi sorarım size. 
-Bu güzellikleri görüp 
-Bu güzellikleri yaşamak varken 
Savaşmak niye? 
Sevgi tohumlarını çürütüp, 
Kin tohumlarını yeşertmek niye?
Ekin sevgi tohumlarını, 
düşünün biraz. 
En katı yürekler bile 
Sevgi ve güzelliklere karşı 
duyarsız değildir. 
Umutlarınızı bu yönde yeşertin. 
Barışın lütfen...


Nazım Hikmet'in "Dostluk" adlı şiirini okumak için, şiir ismine tıklayınız...


Benzer Yazılar



1 yorum:

  1. Atatürk köşesi daha zengin içerikli olmalıydı

    YanıtlaSil