Sitemizi Facebook'ta Beğenmek İster misiniz?

Terör olayları, Doğu illerini tercihlerinizi nasıl etkileyecek?

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Müzik Terimleri Sözlüğü (P-Z Arası)


Müzik Terimleri Sözlüğü (A-İ Arası)
Müzik Terimleri Sözlüğü (J-O Arası)

P HARFİ
P - Piyanoda pedala basılması gereken yerlerde notanın altına konan işaret. Pedal. Piyano - Hafif sesle anlamına gelen ifadenin kısaltılmışı.

PACHELBEL, Johann- (1653-1706) Org sanatçısı. Eisenach, Erfurt, Gotha ve 1695`ten sonra doğduğu şehir olan Nurenberg`de çalmış, bir çok eser yazmıştır.

PACINI, Giovanni- (1796-1867) 1813 yılında "Anetta Licindo" adlı bir operasıyla biiyiik bir başarı kazanmış, çağdaşları Rossini, Donizetti gibi bestecilere karşın 60 kadar sahne eserini oynatabilmiş fakat Verdi`nin ortaya çıkmasıyla hemen hepsi bir anda unutulmuştur.

PAGANINI, Niccolo - (1782-1840) Kemancı ve besteci. İtalya`da Cenova şehrinde doğmuştur. Babası bir bakkaldı, fakat miiziğe sevgisi çok fazlaydı. Niccolo daha çok küçükken babası kendisine mandolin çalmasını ögretmiştir. Aynca kemana başlamıştır. On altı yaşında İtalya`da ilk konser turnesine çıktı. Bir konserinden önce kumarda kemanına varıncaya kadar kaybetti. Levron adlı bir Fransız tüccar sanatçıya bir "Guarnerius" kemanı hediye etti. Paganini konserini ancak bu yolla verebildi. Bundan sonra ömrü bütün Avrupa şehirlerinde başta Viyana, Berlin, Paris, Londra olmak üzere parlak konserler vermekle geçti ve Levron`un hediye ettiği kemanla yıllarca bütün Avrupa`yı büyüledi. Paganini kemandaki virtuozitesi sayesinde büyük bir ün kazandı. Başlıca eserleri keman için konçerto, sonat ve kaprisleri içerir. Özellikle solo keman için "24 Kapris" op. 1, tanınmış eserlerdir. Ayrıca iki keman konçertosu ve "Venedik Karnavalı" gibi varyasyonları vardır.



PALESTRINA, Giovanni Pierluigi- (1525-1594) Besteci, İtalya`da Roma civarında Palestrina kasabasında doğdu. Kilise müziğinin ilk bestecisidir. Müziğe doğduğu şehirde yedi yaşındayken koro çocuğu olarak başlamıştır. Ayrıca Roma`da Santa Maria Meggiore kilisesinde öğrenim görmüş ve "maestro" ünvanını almıştır. 1544-1550 yılları arasında ülkesine dönmüş, koro şefliği yapmıştır. Bundan sonra tekrar Roma`ya dönerek St. Pietro kilisesi şapelini idare etmiş ve Papa Julius III. tarafından himaye edilmiştir. Papa Paul IV. ise besteciyi bu görevinden uzaklaştırmış, Palestrina yine burada St. John Sateran kilisesinde orgçuluk ve öğretmelik yapmıştır. 1571`de tekrar St. Pietro şapeline dönmüş ve bu görevdeyken Katolik kilisesi müziğinin etkili örneklerini yaratmıştır. Roma`da ölmüştür. Başlıca üç yüz kadar motet, doksan üç, mes, altmış sekiz offertorian, otuz üç madrigal topyekün dokuz yüz elli kadar eser bırakmıştır.Çok sesli duaları arasında "Missa Papae Marcelli" ve "Improperia" adlıları en etkilileridirler. Palestrina "a capella" sanatının yaratıcısıdır. Bütün eserleriyle devrinin müziğini en yiiksek noktasına ulaştırmış, o öldükten hemen sonra opera doğmuştur. Sanatı bütün Alman ve Flaman okulları üzerinde etkili olmuştur. Palestrina Ondokuzuncu Yüzyıll romantik sanatında dahi bazı hamlelerin doğuşlarını etkilemiştir. Hans Pfitzner`in bestecinin eserlerinden ilham alarak "Palestrina" adlı operasını yazmıştır.

PARTİSYON - (Alm. Partitur, İtal. Partitura, Fran. Partition d`Orchestre) Orkestra için bestelenmiş bir müzik parçasının müzik aletlerini ve bu aletlere ayrılmış aynı anda çalınması gereken notları gösteren eser. Yalnız bunlar uzaktan görebilmek için büyük çapta basılmışlardır. Partisyon kitaplarında genel bir kural olarak çalgı grupları aşağıdan yukarıya olmak üzere: yaylı, vurmalı, nefesli, tahta nefesli çalgılar olarak sıralanır. Küçük çapta partisyonlar müzisyenler tarafından bir eserin nasıl çalınacağını takip etmek üzere kullanılırlar.

PARTİTA (İtal.): 17. yy’da art arda çalınan dans parçaları dizisi. Bach, terimi iki anlamda kullanmıştır. (1) süit karşılığı, (2) org “chorale”leri üzerine çeşitlemeler.
PASSACAGLİA (İtal.) : İspanyolca “sokak şarkısı” anl***** gelen “passagallo” sözcüğünden 17. ve 18. yy. süitlerinde rastlanan, orta yavaşlıkta, üç zamanlı, tekrarlanan figüre (ostinato’ya) dayanan dans biçimi.

PASSION - Roma`da doğan ve bir tür kilise müziği olan "Liturgie"nin Onüçüncü Yüzyıldan sonra değişmesiyle meydana gelen dini miizik parçası. Genellikle dine ait konuların müzik şeklinde sunumudur. Onaltıncı Yüzyıl sıralarıda koro için yazılmış çok sesli passionlar ozellikle orijinaldir. J. Walter (1530) tarafından yazılmış "Matthaus - Passion" bu türün en yetkin örneklerindendir. Sonraları Heinrich Schütz ve J. S. Bach gibi besteciler de passion yazmışlardır. K. H. Grauns`un "İsanın Ölümü" adlı eseri bir devrim yapmıştır.
PASTORAL: (1) Konusu genellikle efsanelere dayanan müzikli oyun. Operanın öncüsüdür. Renaissance İtalya’sında ortaya çıkmış, sonra özellikle Fransa’da gelişmiştir. (2) “Çobansı” nitelikte çalgı müziği yada şarkı. “Musette” ve “Siciliana” pastoral biçimlerdir.

PAUSE - (Ital. Pausa, Fran. Pause, Ing. Silence) Sessizlik. Belirli bir uzunlukta olup bir müzik aletinin susacağını gösterir.

PAVANE (Pavan) - Paduana. Passemezzo ile doğmuş eski bir danstır.

PEDAL - (Kısaca: Ped.) Büyük orglarda ayak tuşu görevi gorür. Piyanoda sağ ve sol olmak üzere iki tanedir.

PENTATONİK - (Yunanca) Beş seslilik. En eski müzik kültürlerinde özellikle Çin ve Yunan müziğinde yedi sesliliğin başlangıcı olarak kullanılmıştır. Bu beş temel ses: Fa, Sol, La, Do, Re seslerinin karşılığıdırlar. Bu sistemde yarım sesler yoktur. Pentatonik sistem hemen hemen bütün Avrupa ülkeleri tarafından kullanılmıştır.

PERGOLESİ, Giovanni Battista - (1710-1736) Besteci.Kısa hayatında dramatik müzikte birçok yenilikler yapmakta başarılı olmuştur. Pergolesi özellikle "Comedia dell`arte" adı verilen klasik İtalyan komedilerinin müzikal ve lirik elemanlarla pekleştirilmesi olan "Opera buffa" tarzının ilk bestecilerinden birisidir. Jesi kasabasında dopmuş, Napoli Konservatuvarında Feo ve Durante gibilerinin yanında öğrenim görmüştür. Ilk operası "lI Maestro di Musica" olup müzikal bir intermezzodur. Aynı tarzda yazılmış olan "La Conversione" adlı eseri 1731 yılında temsil edilmiştir. "La Serva Padrona" ilk defa 1733`te ciddi operası "Il Progionier Superbo"nun ikinci ve üçüncü perdeleri arasında oynanmıştır. Pergolesi`nin dini müziğe ait eseri "Stabet Mater"idir. Ayrıca çalgısal müziğe ait eserleri: Hamisi Prens Stiglione için yazılmış trio sonatları piyano parçaları, senfoniler ve konçertoları vardır.

PIANINO - Küçük piyano.

PIANO- (ItaL) Hafif sesle. (kısaltılmış p).

PIANISSIMO - Çok hafif sesle (kısaltılmışı pp).

PİCCOLO (İtal.): Küçük flüt. Ses alanı normal flüte kıyasla bir oktav yukarıdan başlar.

PİU (İtal.): Çok

PİYANO - (Alm. Klavier) Çok zengin sesli tuşlarla çalınan büyük müzik aleti. Bugün kullanılmakta olan mükemmel piyanolar, en eski şeklinden zamanımıza kadar birçok düizeltmeler ve değiştirmeler sonucunda doğmuştur. Piyano solo çalgıların en güzeli olduğu gibi, aynı zamanda en çok kullanılan ve sevilen bir eşlik çalgısıdır. Çok eski şekli olan Cembalo ve Clavichord denilen piyanolar Onsekizinci Yüzyıldan itibaren üzerlerinde düzeltmeler yapılarak değiştirilmiş, sesçe zenginleştirilmiştir. Floransalı Bartolomeo Christofari piyanoforte denilen kuyruklu piyanonun temelini atmıştır. Bu aletle tuşların ve tellere vuran küçük çekiçlerin hızla eski yerlerine gelmelerini sağlamıştır. Diğer taraftan Almanya`da Silberman ve Th. Streticher gibi piyano ustaları daha kullanışlı aletler yapmışlardır. Bu arada İngiltere`de Broadwoods ve Fransa`da Seb. Erard yeni mekanik aletlerle piyanoyu mükemmelleştirdiler. Bugün kullanılanları çok çeşitlidir. Küçük salon piyanolarından büyük piyanoforte yani kuyruklu konser piyanolarına kadar çeşitli tip ve boydadırlar. Dünyanın en ünlü piyano fabrikaları: Bechstein, Blüthner, Steinway, Grotvan, Ibach, Bösendorfer firmalarıdır.

PİYANO MÜZİĞİ - Orgdan ayrı olarak başlı başına ilk piyano okulunu Paul Hoftheimer kurmuştur. Ögrencileri Kotter, Kleber de onun yolunda yürümüşler ve bu yolla piyano yavaş yavaş yayılmaya başlamıştır. İngiltere`de Elisabeth devrinde genelde varyasyonlar ve dans parçaları içeren piyano eserleri yazılıyor ve çalınıyordu. Almanya`da Barok devrinden sonra piyano suitleri, Froberger, Kerll, Muffat, Krieger, J. Ch. Bach, Kuhnau gibi virtüözler elinde mükemmel bir şekil aldı. İtalya`da ise bu zamanın en büyük piyanistleri, Frescobaldi, Pasquini, D. Scarlatti; Fransa`da Chamboniéres, L. Marchand ve özellikle Fr. Couperin`di. Piyano sonatları Rameau, Daquin gibi Fransızlar ve Platti, D`Alberti, Paganelli, Rutini gibi İtalyanlar elinde gelişti.

PIZZICATO (Pitsikato) - (Ital.) Kısaltılmışı: Pizz. Yaylı sazlar için kullanılan bir terim. Bu işaret icracıya aletin yayla değil, sağ elin parmaklarıyla tellere dokunarak çalınacağını bildirir.

POLKA - Bohemyadan doğma çabuk tempolu bir tür ulusal dans.

POLACCA (İtal.): İtalyan tarzında yazılmış olmakla beraber dansın ritmik özelliklerine bağlı bir tür “polonaise”.

POLİTONALİTE (Fran.): Birden çok ve birbirinden ayrı tonalitelerin bir arada kullanılması.

POLONEZ - (Ital. Polacca) Hafif ve yavaş tempolu bir çeşit halk dansı.

POLONAİSE (Fran.): Polonya halk dansı. Orta yavaşlıktadır.

Porte= üzerine notaların yerleştirildiği, 4 eşit aralık ve birbirine paralel 5 çizgiden oluşan şekildir.

PRESTO (İtal.): Çabuk.

PRESTİSSİMO (İtal.): Çok çabuk.
PRİMADONNA - Birinci kadın. Operalarda birinci partiyi söyleyen artistler için bu terim kullanılır.

PROKOFIYEF, Serjeyi Serjiyeviç - (doğ. 1891) Besteci. Rusya`da Sonzovka kasabasında doğdu. Vatandaşı Stravinski ve arkadaşı şostakoviç ile bugünkü modern Rus müziğinin en taninmiş bestecilerindendir. Değişik bir yazış tarzına sahiptir. Klasizm ve yeni empresyonizme kaçan, politonal, halk müziğinden ibaret eserlerle Prokofiyef tanınmaya değer bir bestecidir. Prokofiyef de çok küçükken müziğe yetenek gösteren bir çocuktu. Beş yaşında piyanoda mükemmel galoplar çalıyordu. On yaşındayken yazdığı "The Giant" adlı operası amcasının evinde oynatıldı. Bundan sonra Rimski - Korsakof, Taneyef ve Çerepnin`den ders aldı. Birinci Dünya Savaşı`nda asker olarak hizmet etti. 1918`de terhis olunca Amerika`ya gitti ve orada atmıştır. Bu aletle tuşların ve tellere vuran küçük çekiçlerin hızla eski yerlerine gelmelerini sağlamıştır. Diğer taraftan Almanya`da Silberman ve Th. Streticher gibi piyano ustaları daha kullanışlı aletler yapmışlardır. Bu arada İngiltere`de Broadwoods ve Fransa`da Seb. Erard yeni mekanik aletlerle piyanoyu mükemmelleştirdiler. Bugün kullanılanları çok çeşitlidir. Küçük salon piyanolarından büyük piyanoforte yani kuyruklu konser piyanolarına kadar çeşitli tip ve boydadırlar. Dünyanın en ünlü piyano fabrikaları: Bechstein, Blüthner, Steinway, Grotvan, Ibach, Bösendorfer firmalarıdır.

PSALM - Hristiyan kiliselerinin bir çeşit solo vokal parçası. Hristiyan dininin her mezhebinde değişik şekillerde bestelenir ve söylenir. Psalmın Rönesanstan zamanımıza kadar kronolojik olarak büyük bestecileri şunlardır: Lasso, Palestrina, Cl. Le Jeune, H. Schütz, Handel, J. S. Bach, Haydn, Mozart, Schubert, Brahms, Richter, Liszt, Kretzschmar.

PSALTERIUM - Ortaçağda kullanılan üçgen şeklinde bir tür mızraplı çalgı.

PUCCINI, Giacomo - (1858-1924) Verdi`den beri İtalyan operasının en tanınmış ismidir. Luca`da doğmuş, Bazzini ve Ponchielli yanında müzik öğrenimi görmüştür. İlk eseri 1884 yılında Milano`da Teatro del Verme`de temsil edilen "Le Villi" operasıdır. Bunu şu operaları izlemiştir: "Manon Lescaut" (1893), "La Bohem" (1896), "Tosca" (1900). Tanınmış diğer operası "Madame Butterfly" 1900 yılında sunulmuşsa da başarısızlığa uğramış, 1904`te tekrar değiştirilerek oynatılmış ve başarılı olmuştur. "La Fanciulla del West" 1910 yılında New York`ta sunulmuş, bir perdelik küçük operaları "Il Tabarro", "Sour Angelico", "Gianni Schicchi" de yine ilk defa New York`ta oynanmışlardır. Son operası "Turandot" 1924 yılında bestecisinin ölümü üzerine yarım kalmışsa da Alfano tarafından tamamlanarak 1926`da ilk defa sunulmuştur. Puccini Verdi`nin gençlik dönemlerini hatırlatan bir anlayışı içinde kalmış, sadece sahne realizmine önem vermek ve her sınıf halka hitabeden melodiler bulmak yoluyla başarının sırrını bulmuştur. Eleştirmenler tarafından zaman zaman çok acı bir şekilde eleştirilen bu operalar herşeye karşın popüler karakterleriyle opera sanatını halka indirmek ve sevdirmek bakımından yararlı olmuştur.

PURCELL, Henry - (1659-1695) Besteci. İngiltere`nin ilk belli başlı müzik okulunun kurucusu ve bestecisidir. Eserlerinde Anglo-Sakson ruhunun yansımaları göze çarpar. Purcell aynı zamanda ilk İngiliz operasını yazması bakımından da önemli bir sanatçıdır. Bu yolda ilk eseri olan "Dido and Aeneas"ı yirmi bir yaşındayken bir kız okulu için bestelemiştir. Operanın bestesindeki polifonik tarz ve orijinal melodiler metnin karakterini yazılı bir şekle sokmuştur. Koro ve dans sahneleri için ayrıca İngiliz halk müziğinden yararlanılmştır. Bundan başka Purcell oda müziği eserleri, fantaziler, sonatlar ve cembalo için süitler bestelemiştir. 1694 yılında yazdığı bir teori kitabı vardır.
Henry Purcell, kraliyet şapeli orgçularından Thomas Purcell`in oğludur. 1659 yılında Londra`da doğmuştur. Amcası Henry Purcell de Westminster korosu şefiydi. Sanatçı bir süre sonra kraliyet şapeline koro çocuğu olarak girmiştir. Bu arada da J. Blow ve P. Humhrey`den org dersleri almıştır. Yirmi yaşındayken Westminster`e orgçu olarak alınmıştır. Kral İkinci Charles ve ailesi için birçok besteler yapmış ve böylece tanınmıştır. Purcell bundan sonra birçok eserler vermiştir. Bunların başında elli dört opera gelir. Başlıcaları şunlardır: "Theodosius" (1680), "King Arthur" (1691), Shakespeare`in "Bir Yaz Ortası Gecesi Rüyası" adlı eserinden "Fairy Queen" (1692), "The Indian Queen" (1692). Purcell genç yaşta ölmesine karşın pek çok eser yazmış ve bu eserlerde İngiliz müziğini yaratmıştır. İngiltere`nin yetiştirdiği bu besteci Westminster`de gömülüdür.

Q HARFİ
QUARTETT (Kuartet) - Dört ses veya dört alet için yazılan müzik parçası. Gerek vokal ile gerek yalnız müzik aletleriyle sunulan müzikte en uygun gruplanma şeklidir.Çalgısal oda müziğinin en çok sevilen ve sunulan şekli kuartettir. Kuartet sonat formunda yazılır yani (15 veya dört kısımdan oluşur. Eserde yer alan çalgılar yaylı çalgılar ise genelde; 1. keman, 2. keman, viyola, viyolonsel şeklinde sıralanırlar. Bazen dört nefesli çalgı iç,in "nefesli çalgılar kuarteti" veya (15 farklı çalgıya piyano eşliğiyle "piyanolu kuartet" yazılır. Yaylı çalgılar kuarteti için en güzel eserleri klasik devir verdi. Bu türün ilk büyük bestecisi Joseph Haydn`dir. Mozart, Beethoven, Schubert gibi besteciler ve onlardan sonra gelen romantik besteciler müzik edebiyatının bu türüne etkili eserler bıraktılar.
QUATRE NOTES CONTRE UNE: Bire karşı dört nota kullanarak yapılan iki partili kontrpuan.

QUİETO: Sakin anlamında kullanılır.

QUİNTON: 18. yy.’a ait eski bir Fransız kemanı.

QUINTETT (Kentet) - Beş ses veya beş alet için yazılan müzik parçası. Oda müziği türünün çok sevilen şekillerinden biri olup diğerleri gibi sonat formunda yazılır. Yaylı çalgılar kenteti şu çalgılardan oluşur: (2 keman, 2 viyola, 1 viyolonsel) veya (2 keman, 1 viyola, 2 viyolonsel). Bu şeklin de en önemli bestecileri Viyana klasikleridir. Beethoven, Schubert, Brahms yetkin kentetler bestelemişlerdir.

QUODİLBET: (istendiği gibi, dermece) 16. ve 17. yy.’larda polifonik vokal bir eserin farklı eserlerindeki birkaç popüler melodi ve metnin komik bileşimi bu kelimeyle adlandırılırdı. Bach’ın Goldberg Variationların sonuncusu bir quodilbet idi.

R HARFİ
RAHMANİNOF, Serjeyi Vasilyeviç - (1873-1943) Piyanist, besteci ve orkestra şefi. Rusya`da Oneg şehrinde doğdu. Rahmaninof ilk müzik eğitimini ve piyano derslerini annesinden almıştır. Öğrenimine Petersburg Konservatuvarında başladı. Moskova Konservatuvarında Siloti, Arenski, Taneyef ve Zveref gibilerinin yanında devam etti. Çaykovski`nin etkisinden ömrünün sonuna kadar kurtulamadı ve onun çizdiği sanat yolundan ayrılmadı. "Aleko" adlı operasını 1892`de yazdı. Bu onun hemen hemen ilk eseridir. 1893`de yazdığı "Prelüd de diyez minor" adlı piyano eseri ile tanındı. Bundan sonra Avrupa`da solist olarak konser gezileri yaptı. Moskova Imperial operası ve Moskova filarmonik topluluğu konserlerini idare etti. Amerika`ya ilk defa 1909 yılında gitti. 1917 ihtilalinden sonra bir daha ülkesine dönmedi. 1918`de ikinci defa Amerika`ya gitti. Ölümünden iki ay önce 1943 Şubat ayında Amerikan vatandaşı oldu. Müziği şekil bakımından klasik fakat içerik bakımından romantik bir karaktere sahiptir. California`da öldü. Rahmaninof başlıcaları "Aleko", "Fransesco da Rimini" ve "Tamahkar Yargıç" adlarını taşıyan operalar, senfonik şiirler, "Paganninin Bir Temi Üzerine Rapsodi" adlı bir eser, üç senfoni,üç piyano konçertosu, birçok prelüdler ve şarkilar bırakmıştır.

RALLENTANDO - (Ital.) Yavaşlayarak.

RAMEAU, Jean Philippe - (1683-1764) Besteci. Fransa`da Dijon şehrinde doğmuştur, ayrıca müzik yazarıdır. İlk derslerini fakir bir kilise orgçusu olan babasından almış, sonra İtalya`ya giderek bilgisini ilerletmiştir. Dönüşte birçok Fransız şehirlerinde kalmış. 1732`de Paris`e gelerek yerleşmiştir. Burada yaptığı en önemli görev St. Paul kilisesi orgçuluğudur. 1733`te Lully`den beri Fransız operasının yetkin örneklerinden biri olan "Hippolite et Aricie"yi yazmıştir. Rameau bu eseri ile birçok yenilikler getiriyor, adeta gelenekselleşmiş Lully sanatını yıkıyordu. Bu durum eski Lully operalarının taraftarlarını harekete getirdiyse de, besteci 1760 yılına kadar eser üzerine eser yazarak eleştirileri susturdu. Bu yolda yazdığı diğer sahne eserleri şunlardır: "Les Indes Galantes" (1735), "Castor et Pallux" (1737), "Dardanus" (1739), "Zais" (1748), "Acanthe et Cephise", "Anacreon", "Le Temple de la Gloire", "Les Paladins". Piyanoda ise devrinin "galant" tarzlı sanat eserlerinin yetkin örneklerini vermiştir: "Pieces de Clavecin", "Nouvelles suites du pieces de Clavecin" (1736), "Pieces de Clavecin en concerts" (1741). Aynı zamanda bir müzik bilgini olan besteci bu yolda "Traite de 1` Armonie" adlı bir eser yazmıştır. Rameau Paris`te ölmüştür. Çağdaşları Bach, Haendel ve diğer besteciler içinde merkezinde yaşaması dolayısıyla rokoko sanatını eserlerinde bütün özelliğiyle yaşatmıştır. 1760`da yazdığı bir yazıda sanat idealini şöyle anlatır: "Gerçek müzik, düşüncelerin ve duygularının bıraktığı izlenimden oluşmalıdır." Zaten Rameau felsefeyi daima müziğin yanında görerek, buna göre eser vermiştir.

RAPSODİ: Belirli bir kalıp ve biçime bağlı olmayan genellikle halk temalarına dayanan çalgı müziği.
RAVEL, Maurice - (1875-1937) Besteci. Fransa`da Ciboure kasabasında doğdu. César Franck`tan sonra Fransız müziğinin Erik Satie, Claude Debussy ve Ernest Chausson ile en tanınmış devrimcilerinden biridir. Ravel, Gabriel Faure`nin öğrencisidir. Özellikle genç yaştan itibaren Debussy etkisinde kalmıştır. Impressionisme okulunun öğrencisi olan Ravel öğretmeninin etkisini yine aynı tarz eserler yazarak kabul etmiştir. Debussy`nin "Images-Çehreler"ine karşılık "Miroirs-Aynalar", Debussy`nin "La mer - Deniz"ine "Une Barque sur L`Océan"ını, öğretmeninin "Iberia" süitine karşılık "Rhapsodic Espagnole"unu yazmıştır. Ravel annesi dolayısıyla özellikle İspanyol müziği etkisinde kalmıştır. 1910 yılı bestecinin hayatında en önemli tarihtir. Sergeyi Diyagilef adlı bir Rus balesi şefi Ravel`e bir bale müziği ısmarlamış, besteci "Daphnis et Chloé" yi yazmış ve bu tarihten sonra parlamıştır. Ravel Paris konservatuvarından yetişmiştir. 1889`da bu okula gelen Ravel doğrudan doğruya Faure`nin öğrencisi olmuştur. 1895`te ilk eserini piyano için "Habanera"sını, 1899`da "Pavane pour un Infant Défunte"unu ve 1901 `de "Jeux d`Eau" adlı eserini vermiştir. Bir perdelik ilk operası "L`Heure Espagnole - İspanyol Saati" 1911`de oynanmıştır. 1914-1917 yılları arasında "Le Tombeau de Couperin -Couperin`in Mezarı" adlı eserini yazmıştır. 1920`de "La Valse"i bestelemiştir. 1928`de Amerika ve Kanada`ya gitmiş, piyanist ve orkestra şefi olarak eserlerini çalmıştır. Ravel aynı tarihte Oxford Üniversitesi fahri müzik doktoru olmuştur. 1930`da dansöz İda Rubinstein için en tanınmış eseri "Bolero"yu yazmıştır. Bu İspanyol dansı sekiz ölçülük bir temanın değişik çalgılar ve değişmeyen bir ritmle daimi tekrarıdır. Ravel`in tanınmış eserlerinden biri de Birinci Dünya Savaşı`nda sağ elini kaybeden arkadaşı piyanist Paul Wittgenstein için yazdığı sol el için piyano konçertosudur.

REBEC (Rebek) - Arapların "rebab" denilen müzik aletine çok benzeyen bir çalgıdır. Ortaçağda Avrupa`da kullanılmıştır. Yayla çalınırdı. Kemanın atalarından biridir.
RECİTATİVO (İtal.): Bir operanın oratoryonun yada kantatın “teganni” edilmeyip, söylenen, bir türlü konuşmayla sunulan bölümleri.

REGAL - Ortaçağın sonlarında kullanılan bir tür küçük org.

REGISTER - Orgda çeşitli ses karakterleri. Bunlar ceşitli sayıda olurlar. Büyük orglarda sayılan çoktur. İçerdikleri ses karakterlerinin farklı adları vardır.

REQUIEM (Rekuem) - (Missa pro defunctis) Katolik mezhebinin bir tür dini müzik şekli. Ölüm duası.

RESİTATİF - (ital. Recitative) Tek melodi üzerine yazılmış, konuşur gibi söylenen bir tür vokal şekli.

RESİTAL: Bir konserde tek şarkıcı yada çalgıcının eşliksiz olarak bir veya birkaç yapıtı sunması.
RHAPSODIE (Rapsodi) - (Yunanca) Homer epopelerinde görülen bir tür nazım şekli. Klasik müzikte büyük şiirlerin şarkıya uygulanmasıyla doğmuş bir tür müzik şekli anlamına gelirdi. Romantik devrinde ise bir tür çalgısal eser şeklidir. Liszt`in 16 Macar rapsodisi bu türün tanınmış örnekleridir.

RHEINBERGER, Joseph - (1839-1901) Münih`te Kraliyet Müzik Akademisi`nde öğrenim görmüştür. 1859`dan sonra aynı okula kompozisyon öğretmeni olmuştur. 1877 saray müzik örgütlerinin idaresine getirilmiş, burada saray orkestrasını ve koroyu idare etmiştir. Rheinberger özellikle kilise eserleriyle tanınmıştır. Ayrıca operalar yazmıştır.

RHYTMUS (Ritm) - Kompozisyon tekniğinde ve bir çalgının çalınmasında çok önemli rol oynayan bir ölçüdür.Bir eserin bütün anlamını verir. Dans ve marşlarda belirli ritmler vardır.

RIEMANN, Hugo - (1849-1919) Berlin, Tubingen ve Gottingen`de müzik ve müzik tarihi öğrenimi görmüştür. Sonra birçok Alman üniversitelerinde dersler vermiş, müzik anlayışı, tarihi, estetiği üzerine eserler yazmıştır. Özellikle "Müzik Sözlüğü" adlı eseri tanınmıştır.

RIMSKI-KORSAKOF, Nikolayi- (1844-1908) Besteci. Rusya`da Tişvin şehrinde doğdu. Eski nesle bağlı müzik okulu (Glinka, Cui, Borodin, Mussorski) ile Yirminci Yüzyıl Rus bestecileri (Glasunof, Liyadof, Greçaninof) arasında köprülük görevi yapmıştır. Bu büyük sanatçı, halkının müziğini parlak bir enstrümantasyonla karakterize etmiştir. Rimski-Korsakof müziğe altı yaşındayken başladı. Ayrıca ailesi tarafından İmparatorluk Bahriye Akademisi`ne verildi. Bu okulda uzun yıllar süren öğrenimi sırasında bazı kompozisyonlar yazdı. 1865`te deniz subayı olarak katıldığı üç yıl süren bir deniz seyahati sonunda ilk senfonisini Petersburg`da idare etti. 1871`de bahriyeden ayrıldı ve konservatuvara öğretmen tayin edildi. Aynı zamanda bahriye bandoları müfettişi oldu. 1874-1881 yılları arasında Balakiref Okulu direktörlüğünü, 1883-1884 yılları arasında saray korosu ve 1886-1890`da Rus Senfoni Orkestrası şefliğini yaptı. Besteci olarak eserlerinde Rus halk müziğine geniş bir yer vermiştir. Rus-Bizans müziklerinin kendi armoni ve ritmlerine büyük etkisi olmuştur. Orkestra eserleri ve operalarında Berlioz, Liszt ve Wagner etkisi görülür. On beş kadar sahne eseri yazmıştır ki başlıcaları şunlardır: "Psikoflu Kız", "Mayıs Gecesi", "Voyvoda", "Görünmeyen Kiteç Şehrinin Efsanesi", "Altın Horoz", "Mozart ve Salieri". Ayrıca üç, senfoni, senfonietta, nefis senfonik şiirler (Sadko, §ehrazad, Sırp Fantazisi, İspanyol Kaprisi) süitler, üvertürler başlıca çalgısal yaratmalıdırlar. Korsakof bazı oda ve piyano müziği eserleri, koro ve "lied`ler de bırakmıştır. Bir otobiyografisi ve enstrümantasyon kitabı vardır.

RISOLUTO- (Ital.) Kuvvetli
ROMANESCA (Romaneska) - (Ital.) Roma melodisi. Onyedinci Yuzyılın vokal ve çalgısal müziğinde kullanılan bir tür tekrarlı bas melodisi.

ROMANS - Bir tür vokal şekli, onsekizinci Yuzyıldan sonra çalgısal müzik türü olarak da kullanılmıştır. Fr. J. Gossec 1761`de yazdığı op. 5, 2`nci senfonisi için romans şeklinde bir kısım yazmıştır.
ROMANCE: Besteciyi kesin bir kalıp biçimine uymak zorunda bırakmayan, genellikle duygusal parçalara verilen ad.

ROSSINI, Gioacchino- (1792-1868) Opera bestecisi. İtalya`da Pezaro kasabasında doğdu. İlk müzik eğitimini soprano olan annesi ve trompetist olan babasından almış, on beş yaşında Bolonya Konservatuvarına okuması için gönderilmiştir. Kısa bir zaman sonra "opera buffo" tarzında operalar yazmaya başlamış, 1810 yılında ilk operası "Demetris ve Polibic"i oynatmıştır. 1813`te Venedik`te "Tancredi" operası oynanmıştır. Ayrıca "L`Italiana in Algieri" operasını oynatmıştır. 1816`da "Sevil Berberi" Roma`da oynanmış, fakat tutunmamıştır. Rossini bundan sonra Viyana, Londra ve Paris`e gitmiştir. 1830 ihtilalinden az önce Fransa Kralı besteciye "Guillaume Tell" operasını ısmarlamıştır. Bu opera bestecinin son sahne eseridir. Bundan sonra "Stabat Mater"ini tamamlamıştır.

ROUSSEAU, Jean Jaques- (1712-1778) Filozof, besteci, müzik yazarı. Fransa`da Genf şehrinde doğdu. İlk müzik derslerini von Warren`dan almış, ayrıca kendi çalışmaları ve Rameau üzerinde yaptığı araştırmalar sayesinde bilgisini ilerletmiştir. 1774`te yazdığı "Les Muses Galantes" adlı operası büyük bir başarısızlığa uğramıştır. Bundan sonra zamanının Fransız müziğini eleştiren bazı kitaplar yazmıştır: "Dissertation sur la musique modern" ve "Lettre sur la musique française" adlıları özellikle önemlidir. Rousseau özellikle Fransız müzik dili ve büyük opera konusu üzerinde durmuştur. "Le Devin de Village" operası bu konulardaki devrimsel fikirlerini yansıtır, ancak bu da birincisinin akıbetine uğramıştır. Fakat filozof bundan da yılmamış, "Pygmalion" adlı bir melodram daha yazmışsa da oynatamamıştır. Müzik bilimi bakımından en önemli eseri "Dictionaire de Musique" adlı sözlüğüdür. Öldükten sonra diğer müzikal çalışmaları, bu arada "Daphnis et Chloé" adlı bir operanın bazı kısımları ve "Les cosolations des miséres de ma vie - Sefil Hayatımın Tesellileri" başlığını taşıyan doksan beş kadar şarkısı yayımlanmıştır.

RUBINSTEIN, Anton (1829-1894) Piyanist ve besteci. Rusya`da Vikvatinet şehrinde doğdu. Aslen Yahudi bir aileye mensuptur. Kardeşi Nikolaus ile müzik öğrenimini Berlin`de yapmıştır. Ayrıca Rus sarayı piyanisti, imparatorluk Rusyası Müzik Cemiyeti başkanı olmuştur. "Feramors", "Şeytan", "Sulamith" adlı operaları, "Babil Kulesi" ve "İsa" adlı oratoryoları, orkestra oda ve piyano müziği eserleri ve "lied"ler, "Elli Yıllık Hatıralar" adlı bir otobiyografi ve "Pedal Kullanma Tekniği" adlı bir eser bırakmıştır.
RUBATO: İcrada geçici olarak kesin bir tempodan ayrılman ve nota sürelerini bir cümlenin anlamını açıklamak, yaymak amacıyla değiştirmek.
RÜDINGER, Gottfried - (doğ. 1886) Lindau`da doğmuştur. Widmann ve ayrıca Leipzig`de Reger yanında öğrenim görmüştür. 1920`de Münih Müzik Akademisine teori öğretmeni olmuştur. Besteci olarak hemen hemen her türden eserler vermiştir.

S HARFİ
S - İtalyanca "Sinistra" diye adlandırılan ve sol elle çalınacağını bildiren işaretin kısaltılmışı.

SABATA, Victor de - (doğ. 1892) Orkestra şefi. İtalya`da Trieste şehrinde doğdu, Almanya`dan misafir şef olarak Berlin Filarmonik Orkestrası ile konserler vermiş, 1927 yılında Amerika`ya giderek Cincinnati`de çalışmıştır. Buradan dönüşte Roma senfoni, Milano Scala operası ve İsviçre`de Zürih orkestralarını idare etmiştir. Sabata, bazı orkestra eserleri yazmıştır.

SACHS, Hans (Meistersinger) - (1494-1576) Eski Alman şarkıcılarından. Richard Wagner "Meitersinger von Nürnberg -Nürnberg`li Usta Şarkıcılar" operasında bunların hayatlarını, adetlerini, yarışmalarını konu olarak almış ve Hans Sachs`I da operaya katarak dünyaya ikinci defa tanıtmıştır.

SAINT - SAENS, Camille - (1835-1921) Besteci. Paris`te doğdu. Yazdığı "Samson ve Dalila" adlı opera ve senfoniler bestelemiştir. Beş yaşındayken piyano çalan besteci, altı yaşında besteciliğe başlamıştır. Bundan sonra konservatuvara gönderilmiş ve orada Gounod yanında öğrenimini ilerletmiştir. Onsekiz yaşında St. Marie ve 1858-1877 yılları arasında St. Madelaine kiliselerinde orgçuluk yapmıştır. Bu arada bazı programlı orkestra eserleri yazmıştır: "Phaeton", "Cezayir Süiti", "Hercule ün Gençliği" ve "Omphale`in Çıkrığı". 1864-1911 yılları arasında da on iki kadar opera bestelemiştir. Bunların yalnız bir tanesi (Samson ve Dalila) başarı kazanmıştır. Aynı eseri Liszt, Weimar`da temsil ettirmiş ve Almanya`da tanıtmıştır. Saint Saens, 1906 yılında Amerika`ya gitmiş ve San Francisco`da açılan Dünya Sergisinde Fransa`yı temsil etmiştir. Burada koro eseri "Hail California"yı ilk defa çaldırmıştır. 1916`da Güney Amerika`ya bir seyahat yapmıştır. Avrupa`ya döndükten bir süre sonra Cezayir`e gitmiş, burada ölmüştür. Saint Saens`ın çalışmaları arasında orglu senfonileri, senfonik şiirleri, bir viyolonsel ve keman piyano konçertoları, oda müziği eserleri, iki piyano ve orkestra için "Hayvanlar Resmi Geçidi" sayılabilir. Ayrıca "Samson ve Dalila" da tutulmuş bir operasıdır. Koro eserlerinden en çok iki tanesi tanınmıştır: "Noel Oratoryosu" ve "Pométhée`nin Düğünleri".

SALIERI, Antonio- (1750-1825) Besteci, İtalya`da Legnago şehrinde doğdu. Venedik`ten Viyana`ya kilise korosu çocuklarının bir seyahatı sırasında gelmiş ve bu şehirde kalarak Florian Gassman`dan dersler almıştır. Salieri 1774`te Viyana`da saray bestecisi olmuş, 1788-1790 yılları arasında saray orkestrasını idare etmiştir. Ayrıca yine aynı sarayın koro direktörlüğü görevi verilmiştir. Salieri bir yandan da öğretmenlik yapmış, Schubert`1 yetiştirmiş, Beethoven`a vokal tekniği dersleri vermiştir. Salieri bir ara Gluck ile arkadaşlık yapmıştır. Bu besteci ile "Les Danaides" adlı operayı beraber yazmışlardır. Eser 1784`de Paris`te ilk defa temsil edilirken her iki bestecinin isimleri operanın kapısında yanyana asılmıştı. Bu opera çok büyük bir başarı kazanmıştır. Salieri ayrıca Mozart`ın da çağdaşı ve dostu idi. Salieri bütün ömrünü Avusturya başkentinde geçirmiş, 1825`de yine orada ölmüştür. Besteci olarak kırk kadar opera, oratoryolar, oda müziği eserleri, serenadlar ve kantatlar bırakmıştır.

SALTARELLO - Çabuk tempolu bir tür İtalyan halk dansı. Eski lavta süitlerinde rol oynamış olan "pavane" dansının devamıdır.

SAMMARTINI, Giovanni Battista - (1701-1775) Milanolu org virtuozu ve bestecisi. Gluck`un öğrencisi olup, "galant" tarzda çalgısal müziğin ilk önderlerinden biri olmuştur. Uzun zaman Londra`da Prince of Wales`in saray müzikçiliğini yapmış, trio sonatlar bırakmıştır.

SARABANDE - Yavaş tempolu eski bir İspanyol dansı.

SARASATE, Pablo de - (1844-1908) İspanya`da Pamplena şehrinde doğmuş, öğrenimini Paris Konservatuvarında yapmış, keman virtuözü. Sekiz yaşında İspanya Kraliçesi İsabella`nın huzurunda verdiği konser sonrası kraliçe tarafından bir "Stradivarius" kemanı ile ödüllendirilmiştir. Sarasate öğrenimini bitirdikten sonra Avrupa`da turneler yapmış, 1870`de Amerika`ya giderek konserler vermiştir. Fransız bestecisi Edouard Lalo, birinci keman konçertosunu ve "Symphonic Espagnole"unu onun için bestelemiş, Max Bruch bir keman konçertosu ile "Scotch Fantasia" adlı keman eserini ona ithaf etmiştir. Sarasate çalgısı için pek tanınmış "Zigeunerwelsen - Çingene Havaları" adlı parçasını, "Navarra" adlı kaprisini ve İspanyol danslarını bestelemiştir. Fransa`da Biarritz şehrinde ölmüştür.

SATIE, Erik- (1866-1925) Fransa`da Honfleur kasabasında İskoçyalı bir anne ve Fransız bir babadan doğmuştur. Müzik öğrenimini Paris Konservatuvarında ve ayrıca da "Schola Cantorum"da yapmıştır. Bundan sonra Monmartre kahvelerinde piyanist olarak çalışmış ve yine bu sıralarda Debussy ile tanışarak "İmpresyonizm" etkisinde eserler vermiştir. Bunların büyük bir kısmı orkestra ve piyano için yazılmışlardır. 1887`de yazdığı "Sarabande" ve 1891`de bestelediği "Fils des Etoiles" adlı eserleri müzikte bir yeniliğin müjdecisi olarak görülmüşlerdir. "Parade" adlı realist balesi en tanınmış eseridir. Eser ilk defa 1917 yılında temsil edilmiş, metnini Cocteau yazmış ve dekorlarını Picasso çizmiştir. Bu eserin partisyonunda Satie bir de daktilo makinesi kullanmış ve makine herhangi bir çalgı gibi orkestra içinde partisi boyunca çalınmıştır. Besteci, ömrünün sonlarına doğru "Sokrat" adlı senfonik dram yazmıştır ve bu eser ilk defa bestecisinin ölümünden iki yıl sonra çalınmıştır. Satie, Paris yakınında Arcueil adlı küçük bir kasabada ölmüştür.

SCARLATTI, Domenico- (1865-1757) Alessandro Scarlatti`nin oğlu ve öğrencisidir. Napoli`de doğmuştur. İlk müzik derslerini babasından aldıktan sonra Roma`da Pasquini ve Gasparini yanında bilgisini çoğaltmış ve orada tanıdığı genç Haendel ile dost olmuştur. Aynı zamanda cembalo virtuozuydu. Domenico bugünkü modern piyano tekniğinin babası sayılır. On yedi yaşındayken Venedik`te babasının operalarını oynatmıştır. 1709-1714 yılları arasında Polonya Kraliçesi Marie Casimire`in "maestro di capella"sı olmuş, 1714`te tekrar ülkesine dönerek Roma`da St. Pietro kilisesinde aynı göreve devam etmiştir. 1720`de Portekiz Prensesi Maria Barbara tarafından saray müzikçisi olarak kabul edilmiş ve Lisbon`a gitmiştir. İspanya`da Madrid şehrinde ölmüştür. Piyano eserleri serbest bir tarz ve yetkin bir kontrpuan tekniği içerir. Cembalo için altı yüz kadar sonatı ayrıca operaları, kantatları ve oda müziği eserleri vardır.

SCHERZANDO (şerzando) - Hicivsel ve esprili.

SCHERZO: “Şaka” anlamına gelir.sonat biçiminde Beethoven’den bu yana “menuetto”nun yerini almış olan bölüm. Tekrarlanan kesin çizgili bir ritmik figüre dayanır. Menuetto’da olduğu gibi karşıt nitelikte bir yavaş bölümü (üçlü bölümü) vardır.

SCHILLINGS, Max von - (1868-1933) Besteci ve orkestra şefi Duren`de doğdu. W. Brambach ve Bonn`da kemancı Königslöw yanında öğrenim görmüştür. 1908`den sonra da Münih okulunun önderi olarak. Bavyera başkentinde yaşamıştır. Bu arada Stuttgart`da epeyce bir süre müzik direktörlüğü yapmış, 1919-1920 yılları arasında Berlin Devlet Operası intendantı olarak çalışmıştır. Schillings 1910- 1920 yılları arasında birçok müzik birliklerinin başkanlığını yapmış, 1932`de Prusya Sanat Akademisi başkanı olmuş, bundan bir yıl sonra da ölmüştür.. Yazdığı operalar ve oynanış tarihleri şunlardır: "Ingvelok" (1899), "Pfeifertag" (1899), ve "Meloch" (1906). Bütün bu eserler Wagner etkisinde olup yeni opera edebiyatının örnekleridir. En tanınmış sahne eserlerinden biri de "Mona Lisa"dır. Ayrıca lied`leri, orkestra ve deklamasyon için "Hexenlied" adlı bir melodramı, "Kral Odipus" adlı bir senfonik prologu, "Meergruss" ve "Seemorgen" adlı senfonik fantazileri, op. 25 keman konçertosu ve bazı oda müziği eserleri bırakmıştır.

SCHMID-LINDER, August- (doğ. 1880) Augusburg`da doğmuştur. Tanınmış piyanist ve oda müzikçisi. Münih Akademisinde öğrenim görmüş, aynı okula profesör olmuştur.

SCHNABEL, Arthur - (doğ. 1882) Piyanist. Avusturya`da Lipnik şehrinde doğdu. Teodor Leşetiski`nin öğrencisidir. Özellikle oda müziği eserlerinin enterpretasyonunda gösterdiği yetkinlik ile tanınmıştır. Viyolonselist Hugo Becker ve kemancı Flesch ile bir trio kurmuşlardır. Schnabel aynı zamanda çalgısı üzerinde pedagog ve öğretmendir. Halen New York`ta yaşamaktadır. Konser şarkıcısı. soprano Therese Behr ile evlidir. Birçok piyano ve oda müziği eserleri ve "lied`ler yazmıştır.

SCHOBERT, Johann - (tahminen 1739-1767) Şilezyalı piyanist ve besteci. 1760`tan sonra Paris`te Prens Conti` nin klavsenistliğini yapmış, orada ölmüştür.

SCHÖNBERG, Arnold - (doğ. 1874) Besteci. Viyana da doğdu. Besteciliğe Anton Bruckner ve Richard Strauss etkisinde eserler vererek başlamıştır. İlk eseri olan "Verklaerte Nacht"adlı bir yaylı çalgılar seksteti ile öğretmenleri Alexander von Zemlinsky ve Gustav Mahler`in dikkatini çekmiştir. Bundan sonra tarzını değiştirmiş ve özellikle resim sanatının etkisinde kalmıştır. Atonal ve koyu "expressionist" eserlerini bu tarihten sonra yazmaya başlamıştır. Albert Giaud`nun yirmi bir şiiri üzerine bestelediği "Pierrot Lunaire" ve "Sprechstimme" adlı yarı konuşma yarı vokal eserleri ile bir devrim olarak kabul edilimiş ve müizikte "expression-ism" doğmaya başlamıştır. "Jacob`s Ladder" (1917) adlı oratoryosunda yeni okulun on ikilik ses ıskalasını kullanmış, böylece teknik "expressionism"in esaslarını kurmuştur.
Schönberg piyano ve çelloyu kendi çalışmaları sayesinde öğrenmiştir. 1894 yılına kadar Alexander von Zemliskiy`den ders almış, kendisini geliştirmiştir. Bundan sonra öğretmen olarak çalışmıştır. Bugünkü İsviçre müziğinin başta gelen kişiliklerinden olan Alban Berg, Schönberg`in teori,armoni ve tonaltesini tamamıyla benimsemiştir."Wozzek"adlı operasında expressionistique atonal" tarzı kullanmıştır. Schönberg 1933 yılında Amerika`ya gitmiş. ve Boston Konservatuvarına profesör olmuştur. 1940 yılından beri Amerikan vatandaşıdır. "Harmonielehre - Armoni Bilgisi" ve "An Outline for Composition" adlı iki eseri vardır.

SCHUBART, Daniel - (1739-1791) Şair ve besteci. İki edebiyat ve müzik gazetesinin yayımcısıdır. Önce orgçu ve müzik öğretmeni olarak Hohensperg`de ayrıca tiyatro şairi ve müzik direktörü olarak Stuttgart`da yaşamıştır.Alman "lied"inin ilk isimlerinden biridir. Yazdığı "Die Forelle"Alabalık adlı şiiri üzerine Schubartaynı adlı "lied"ini bestelemiştir.

SCHUBERT, Franz Peter- (1797-1828) Besteci. Avusturya`da Lichtenthal kasabasında doğdu. İlk müzik derslerini babasından, koro şefi oldu.1818`den ve ayrıca Anton Salieri`den aldı ve genç yaşta öğretmen oldu.1818` den sonra serbest çalışmaya başladı ve ilk Goethe "lied"ini yazdı.Bunların içinde Gretschen am Spinnrad", "Erlkönig", "Ganymed" gibi çok tanınmış olanları vardı. Diğer eserleri; "Trajik Senfoni", oda müziği koro ve piyano parcaları.Bu arada birkaç kere Macaristan`a seyahat ettiyse de tekrar Viyana ya döndü. Arkadaşları arasında F. von Schrober, şarkıcı Michael Vogli Spaun, şair Mayrhofer, Fr. Lachner, ressam Schwind vardı.1823`te vereme yakalandı ve hastalığı beşyıl çektikten sonra l828`de henüz çok genç yaşta öldü. Çalgısal olduğu kadar vokal müziğine ait eserleri özellikle "lied" leri ile meşhurdur. Altı yüz kadar "lied"i buna örnektir. Aynı zamanda birkaç opera da yazan Schubert bu alanda büyük bir başarı gösterememiştir. Başlıca operalarının isimleri şunlardır: "Şeytanın Eğlence Sarayı","Alfonso ve Estrella".Koro parçaları: "Tabiattaki Allah", "Serenad" , " Gece ve "Savaş Şarkıları". Çalgı müziği eserleri şunlardır: On kadar senfoni (En meşhurları: "Do major", "do minor", ve "si minor, Bitmemiş. ) 14 yaylı kuarteti, "Alabalık" kenteti, oktet, 21 piyano sonatı, seyyah fantazisi, "Moments Musicaux", danslar, valsler (Divertissment a 1 Hongroise) dört el piyano için. Hakkında pek çok eser yazılan bestecilerden biridir. Schubert "lied"lerindeki şiirlerinin çoğunu Goethe, Schiller, Heine, Körner ve Shakespeare`den almış ve Müller, Mathison, Kosegarten gibi küçük şairlerin şiirlerini bestelemiştir.

SCHUMANN, Clara "Wieck" - Piyanist. Büyük romantik Alman bestecisi Robert Schumann`ın karısı Clara Josephine Schumann Leipzig`de doğmuştur. Babası Friedrich Wieck tanınmış bir müzik pedagogu ve piyanistti. İlk derslerini babasından almıştır. Robert Schumann`la 1840`da evlendiler.On yıl sonra besteci Schumann akıl hastalığına yakalanarak öldü. Özellikle büyük besteci Johannes Brahms`a yakın bir dostlukla bağlıydı. Bir yandan konserler veriyor, bir yandan öğretmenlik yapıyordu. 1878`den 1892`ye kadar Frankfurt Yüksek Konservatuvarında piyano profesörlüğü yaptı ve orada öldü. Clara besteci olarak Robert Schumann`a "Rückert Lied"lerinden op. 12, 4 ve 11 numaralılarını bestelemiş, ayrıca piyano eserleri, bir piyano konçertosu ve oda müziği eserleri bırakmıştır.

SCHUMANN, Georg - (doğ. 1866) Königstein`de doğmuş Leipzig Konservatuarında öğrenim görmüştür. Bremen ve Danzig`de orkestra şefliğini yapmış, 1900 yıllarında Berlin Teganni Akademisi direktörlüğüne getirilmiştir. 1913`te Max Bruch`un yerine Akademiye üye seçilmiş, 1934`te başkan olmuştur. Senfonileri, orkestra serenatları, varyasyonları, koro eserleri vardır.

SCHUMANN, Robert Alexander- (1810-1856) Besteci. Almanya da Zwickau şehrinde doğdu. Aynı zamanda eleştirmen olan Schumann hem Leipzig ve Heidelberg üniversitelerinde hukuk öğrenimi aldı hem de Friedrich Wieck ve H. Dorn`dan dersler alarak ve kendi çalışmaları ile elde etmeye çalıştığı müzik bilgisini edindi. Bunlardan başka ayrıca edebiyatla da uğraşıyor, şiirler yazıyordu. Bu zamanlarda özellikle romantiklere hayrandı ve Lord Byron`un kuvvetle etkisi altındaydı. Müzikte bütün amacı iyi bir piyano virtuozu olmaktı. Bu sıralarda diğer parmaklarını kuwetlendirmek için orta parmağını bağlayarak çalıştığından parmağı sakat kaldı ve virtuozluk hayatı sona erdi. Bu sefer bestelemeyi denedi. Bu arada ilk yirmi üç piyano parçasını yayımladı. Bunların arasında en tanınmış eserlerinden "Kelebekler", "Davidsbündler", "Carnaval", "Konser Etütleri", "Etudes Symphonique", "Kreisleriana", "Çocuk Sahneleri" ve üç sonat vardır. 1834`ten sonra Friedrich Wieck, L. Schunke ve Knorr ile "Neue Zeitschrift für Musik - Yeni Müzik Dergisi"ni yaymlamaya başladı. 1840`da Jena Üniversitesine felsefe doktoru olduğu yıl Friedrich Wieck`in kızı piyanist Clara ile gizlice evlendi. Bundan sonra lirik "lied"ler besteledi. Ayrıca birden dörde kadar senfonilerini, kentet ve kuartetlerini "Paradeis und Peri" adlı oratoryosunu besteledi. Bir yandan da sanat hakkındaki yazılarını ve eleştirilerini yazıyordu. 1843 yılında Leipzig Konservatuarına öğretmen oldu. Karısı ile 1844 yılında Rusya`ya kadar bir sanat seyahati yaptı. 1850`de Düsseldorf`da müzik direktörü ve orkestra şefi oldu. Üç yıl sonra ani bir beyin hastalığı sonucunda Ren nehrinde intihara teşebbüs ettiyse de kurtarıldı. Endenich şehri tımarhanesinde öldü. Schumann Ondokuzuncu Yüzyıl müziğine romantik ruhu getiren ilk büyük bestecidir. Piyano sanatında Chopin ve Liszt ile yeni tarzın yaratıcısıdır. Yukarıda saydığımız eserlerinden başka piyano, keman ve viyolonsel için konçertoları, çeşitli oda müziği eserleri, orkestra ve koro için "Manfred", "Der Rose Pilgerfahrt", "Goethe`nin Faust`undan Parçalar", "Kralın Oğlu" ve "Requiem"i ve "Genoveva" adlı bir operası vardır. Schumann çıkardığı dergiden başka diğer gazetelerde de sanat yazıları yazmıştır.

SENFONİ - (Yun. Sinfonie, İtal. Sinfonia) Ortaçağda genellikle şarkı, melodi gibi müzik şekillerine bu ad verilirdi. Rönesans ve Barok devirlerinde ise sadece aletlerle sunulan müzik parçası anl***** gelirdi. Sonraları opera, oratoryo ve kantatların baş ve ortalarında çalınan çalgısal kısımlara senfoni dendi. A. Scarlatti ve Lully kilise ve oda senfonileri yazdılar. Bunlar sonat formunda yani iki veya üç, kısımlık eserlerdi. Birinci kısım yavaş, ikincisi çabuk ve üçüncüsü yine yavaş olarak yazılırdı. Büyük orkestrayla beraber Onsekizinci Yüzyılda yeni senfoni şekli doğdu, hareketler ve şekil klasik bir hal aldı. Berlin, Mannheim okullarının yetiştirdiği besteciler bu müzik türünde eserler verdiler. Özellikle üç Viyana klasikleri; Haydn, Mozart, Beethoven, bu türün en yetkin bestecileri oldular. Haydn orijinal isimleri içeren 160 kadar senfoni yazdı. Mozart son orkestra eseri olan "Jupiter" senfonisi, Haydn`ın klasik tarzdaki senfonileriyle Beethoven`ın her biri yeni bir fikir sunan anlamlı ve konulu senfonileri arasında bir köprü görevi gördü. Beethoven`in dokuz senfonisinden ilk ikisi Mozart etkisi gösterir. Ondokuzuncu Yüzyıl ortalarına doğru edebiyatla başlayan romantizm her sanat dalında olduğu gibi müzikte de etki yaptı. Ve Schubert`le beraber senfoni türünde de kendisini gösterdi. Schubert 9 senfoni yazdı ki bunlardan 8`incisi "Bitmemiş" adıyla anılır. Brahms ve Bruckner gibi Alman besteciler Beethoven`dan etkilenerek eserlerini yazmışlardır. Diğer taraftan Fransız bestecisi Berlioz ve Franz Liszt programlı senfoniyi tanıttılar. Programlı senfoni, önceden hazırlanmış bir konuyu program içinde kalarak, müzik çalgıları aracılığıyla dinleyiciye sunmaktır. Bu tür eserler anlatım içerirler. Programlı senfoninin geçmişinin çok eskilere dayanmasına karşın bu yolda ilk bellibaşlı eser veren sanatçı Berlioz`dur. "Symphonie Fantastique", "Romeo ve Juliette" gibi eserleri bu türe birer örnektirler. Liszt`in "Dante" ve "Faust" senfonileri, "Mazeppa", Les Preludes" gibi senfonik şiirleri de bu tarzda eserlerdir. Richard Strauss`un "Till Eulenspiegel`in Şen Maceraları", "Don Juan", "Zerdüşt Dedi ki..." senfonik şiirleri de bu tarza birer örnektirler.
Her ulustan besteciler senfonik eserler yazmışlardır. Bunlardan Rusya`da Çaykovski, Çekya`da Smetana ve Dvorak, ingiltere`de Edward Elgar, İtalya`da Respighi, Finlandiya`da Sibelius en önemlilerindendir.

SEPTETT - 7 ses için yazılmış müzik parçası. 7 farklı müzik aleti için olduğu gibi, 7 insan sesi için de olabilir.

SERENAD- (İtal. Serenata): Akşam müziği. Akşam yahut gece vakti, açık havada genellikle bir kadının penceresi altında söylenir, çalınır türde parçalar…

SERIA, SERIOSO - (İtal.) Ciddi. Opera Seria - Ciddi Opera.

SEVÇIK, Ottokar - (18524934) Bohemyalı keman virtüözü. Prag Konservatuvarında öğrenim gördükten sonra Avusturya`ya gelmiş ve Salzburg`da Mozarteum`a konzetmeister olmuştur. Buradan sonra Kief, Prag ve Viyana konservatuvarlarında öğretmenlik yapmış, 1922-1931 yılları arasında Amerika`da kalmıştır. Keman tekniğine ait eserler yazmış, 4.000`den fazla etüd bırakmıştır.

SEXTETT - 6 ses için müzik parçası. 6 çalgı için olduğu gibi, 6 insan sesi için de yazılabilir.

SİBELİUS, Jean - (doğ. 1865) Besteci. Finlandiya`da Tavastehus şehrinde doğdu. Romantik müzikte tanınmış bir sanatçı ve bestecidir. Bir fizik profesörünün oğludur. Önce hukuk öğrenimi görmüş, sonra Helsinki Konservatuvarına devam ederek besteci olmuştur. 1892`de tanınmış ilk senfonik şiiri "En Saga"yı yazmıştır. Sibelius bundan sonra Almanya`ya giderek Viyana ve Berlin`de uzun süre kalmıştır. Bu sıralarda Weingartner ve Richard Strauss ile tanışmıştır. 1900 yılında Paris Sergisine katılan Helsinki Filarmoni orkestrasında orkestra şefi asistanlığı yapmıştır. 1914 yılında Amerika`ya gitmiş, eserlerini çaldırarak tanıtmıştır. Bu seyahat esnasında Yale Üniversitesi kendisine fahri müzik profesörü ünvanını vermiştir. Bestecinin yurt dışında çıkan ilk eseri "Tuenela Kuğusu" adlı orkestra eseridir. Milano`da Toscanini tarafından çaldırılmıştır. Diğer eserleri arasında 1893`te yazdığı "Karelia" süiti, "Finlandiya" (1899), "Pohjola`nm Kızı" (1906) adlı senfonik şiirleri ve orkestra için "Valse Triste - Kederli Vals" sayılabilir. Ayrıca yedi senfonisi, Shakespeare, Strindberg ve Maurice Maeterlinck`in çeşitli sahne eserlerine müzik, "Kuledeki Bakire" adlı bir opera, "Esir Kral", "Vatanım" ve "Toprak Şarkısı" adlı koro ve orkestra eserleri ve "lied"ler yazmıştır. "Oceanidas - Okyanusun Kızı" adlı tanınmış orkestra eserini 1914 Amerika Nonvalk Müzik Festivali için bestelemiştir.

SIEGEL, Rudolf- (doğ. 1878) Orkestra şefi ve besteci. Berlin`de doğmuştur. Humperdinck, Thuille ve Thiel`in öğrencisidir. Münih, Ber-lin ve Königsberg`de orkestra şefliklerinde bulunmuştur. "Herr Dandolo" adlı bir komik opera, koro ve orkestra eserleri bırakmıştır.

SIEGL, Otto - (doğ. 1896) Graz`da doğmuştur. Kornauth ve Mojsisoviç`in öğrencisi olup, 1924`e kadar Graz`da orkestra şefi olarak bulunmuş, ayrıca Hagener Konservatuvarında teori öğretmenliği yapmıştır. Halen Kolonya Yüksek Müzik Okulunda profesördür. Siegl büyük koro eserleri, kukla müziği, oda müziği eserleri, "Der Wassermann" adlı bir masal operası bestelemiştir.

SKRIYABIN, Aleksandr Nikolayeviç - (1872-1915) Piyanist ve besteci. Moskova`da doğmuş ve müzik öğrenimini yine aynı şehir konservatuvarında yapmıştır. İlk eserlerini arkadaşı Mutrofan Belayef`in teşviki ile yazmıştır. Ayrıca konser seyahatları yapmış, bu arada 1906 yılında Amerika`ya gitmiştir. Dönüşte 1908-1910 yılları arasında Belçika`da kalmıştır. Bıraktığı sonat, etüd, prelüd ve noktürnleri ile Chopin etkisi derhal göze çarpar. Bestecinin aynı zamanda dini fikirlere ve Hint felsefesine inancının etkileri de eserlerinde gözükür. Piyano yaratmalarından başka "Poem of Ecstasy" ve "Poem of Fire" adlı iki orkestra şiiri vardır. Skriyabin, yine Moskova`da ölmüştür.

SMETANA, Bedrich - (1824-1884) Besteci. Bohemya`da Leitmeritz`de doğmuştur. Modern Çek müziğinin kurucusudur. Genç Smetana ilk müzik derslerini Prag`da Proksch`den aldı. Franz Liszt ile tanıştı ve onun yardımı ile bir müzik okulu açtı. 1856`da yurt dışına çıktı, isveç`e giderek Göteberg şehrinde müzik öğretmenliği ve filarmoni topluluğu orkestrası şefliğini yaptı. Burada Liszt etkisinde ilk senfonik şiirlerini yazdı: "Richard III." (1858), "Wallenstein`in Meskeni" (1859), "Hakon Jarl" (1861). Ülkesine dönüşte bir Prag gazetesine müzik eleştirileri yazmaya başladı. Ayrıca Prag Tiyatrosu orkestrası şefliğini yaptı. Bu yıllarda "Brandenburglular Bohemya`da", "Satılmış Nişanlı" operalarını yazdı. 1874 yılında ani olarak sağır oldu. "Ma Vlast - Vatanım" adlı senfonik şiirler serisi sağır olduğu döneme rastlar. Besteci bu olaydan sonra on yıl daha yaşadı. Smetana, isveç`ten döndükten sonra ulusal bir Çek müziği yaratmak istiyordu. Bu yolda yazdığı başlıca operaları şunlardır: "Brandenburglular Bohemya`da", "Dalibor", "Libussa", "Satılmış Nişanlı", "İki Dul", "Öpücük". "Blanik", "Tabor" ve "Moldau" adlı senfonik şiirleri tanınmış eserlerdirler. Oda müziğine ait eserlerinden biri "Aus Meinem Leben -Hayatımdan" adını taşıyan kuartetidir. Smetana "Milli Çek Müzik" okulunu kurmuş ve ülkesinin müziğini bütün dünya opera konser salonlarına sokmuştur.

Solanahtarı,=Müzikte notaların tanımlandığı çizgilerden oluşan ve porte adı verilen alt alta sıralanmış 5 çizginin, sol baş tarafına konulan ve konulduğu her çizgiye kendi adını veren özel şekillere "anahtar" adı verilmektedir. Genel olarak sınıflandırıldığında müzikte toplam üç tür anahtar bulunur; bunlardan birincisi Sol anahtarı, ikincisi Do anahtarı ve üçüncüsü de Fa anahtarıdır.

SOLO - (İtal) Yalnız. Konçertolarda eser hangi alet için yazılmışsa çalgının o kısmı eşliksiz yalnız çalacağını gösterir ve o alet "solo çalgı" adını alır.

SONAT- (İtal. Sonata) Onaltıncı Yüzyıl sonların doğru çalgısal yani yalnız çalgılarla çalınan "canzon - şarkı"nın gelişmesi ile meydana gelmiş bir müzik türüdür. Bölümleri şöyle sıralanır: Çabuk kısım, Yavaş kısım, (Adagio, Andante) - Menuett (Scherzo) - Yine Çabuk kısım (Allegro). Bir sonat kısmı veya cümlesi ise şöyledir: Birinci parti iki esas temadan oluşur, ikinci parti, birincideki temaların serbest şekilde değiştirilmeleriyle yazılır. Üçüncü parti birinci ve ikinci temaların tekrarından ve kısmın final notlarından ibarettir. Her parti arasında köprü görevi gören pasajlar vardır. Sonat her müzik aleti için yazılabilir. Fakat genelde keman, piyano gibi çalgılar için yazılır. Solo sonatlar genelde piyano içindir. Bach`ın yalnız keman için sonatları da vardır. Piyano bu türde en güzel eşlik sazıdır. Senfoni, konçerto ve oda müziği eserleri şekillerini sonattan almışlardır.

SONATİN: Küçük ve kısa sonat.

SOPRANO - Kadın ve çocuk sesi. En tiz kadın veya çocuk sesi. Soprano en ince ses kalitesidir.

STACCATO (Stakato) - (İtal.) Müzik aletlerinde kesik ve kuvvetli sesler çıkarmak için kullanılan işaret.

STAMITZ, Johann Wenzel Anton- (17174757) Besteci. Mannheim okulunun kurucusu, ve önderidir. Bohemya`da Deutsch-Brod`da doğmuştur, ilk defa kemancı olarak imparator Yedinci Karl`ın taç giyme töreninde dikkat çekmiştir. 1745`te Mannheim`a orkestra şefi ve saray oda müziği direktörü olarak gelmiştir. Burada ilk klasik Alman orkestrasını kurmuş ve senfonisini yazmıştır. Başta Stamitz olmak üzere Mannheim`da kurulan bu yeni müzik okulunun diğer sanatçılarını Dük Cari Theodor himaye ediyordu. Franz Xaver Richter ve Christian Cannabich de aynı okulun başta gelen bestecilerindendi. Mannheimlılar, senfoni, orkestra trioları ve konçertoları ile müziğe büyük yenilikler getirmişler, eserleri ile klasik sanat dünyasına uzun süre önderlik yapmışlardır. Orkestraya getirdikleri en büyük yenilik tahta nefesli çalgılara verdikleri önem olmuştur. Vurmalı çalgılar ve 1690`da Nürnberg`li Denner tarafından imal edilen klarnet de orkestraya yine Mannheim bestecileri sayesinde girmiştir. Stamitz şahsen elli kadar senfoni, on orkestra triosu ve birçok oda müziği eserleri bırakmıştır.

STRETTO: (1) Fuga yazısında, ana konu ile karşılığın üst üste geldiği ve seslerin birbirini daha yakından izlediği bölüm. (2) Parçanın sonunda tempo hızlanması (genellikle İtalyan operasında).

STOKOVSKİ, Leopold- (doğ. 1882) Orkestra şefi. Londra`da doğdu. Aslen Polonyalı bir ailedendir. Org ve piyano öğrenimi görmüştür. Orkestra şefi olarak ilk defa 1912 yılında Cincinnati orkestrasını idare etmiştir. Bir süre sonra Philadelphia senfoni orkestrası şefliğine geçerek 1916-1936 yıllan arasında yirmi yıl aynı orkestranın şefliğini yapmıştır, iyi bir orkestra öğretmeni ve şefidir. Modern Amerikan müzikçilerinden çoğunun eserlerini ilk defa çaldırarak tanınmaları için çalışmıştır. Radyoda birçok konserler idare etmiş, bazı Batı müziği eserlerini plağa vermiş ve "Fanta-sia" filminin müziğini aynı orkestra yani Philadelphia senfoni orkestrası ile çaldırmıştır. Bugün kendi kurduğu "Ali American Youth Orchestra"nın başında bulunmakta ve çeşitli Amerikan şehirlerinde konserler vermektedir. Bach`m "Toccata ve Fug", Liszt`in "İkinci Macar Rapsodisi" için yaptığı orkestra aranjmanları tanınmıştır.

STRADIVARIUS, Antonio - (1644-1737) Keman ustası. Müzik tarihinde yaptığı kemanlarıyla isim bırakmış olan bu sanatçı usta Cremona`da doğmuştur. Yine bu yolda tanınmış sanatçı olan Nicola Amati`nin öğrencisidir. Stradivarius bütün hayatınca Cremona şehrinde yaşamış ve buradaki atelyesinde keman inşa sanatının en mükemmel örneklerini vermiştir. Yaptığı kemanların seslerindeki parlaklık ve yumuşaklığın esrarı halen çözülmüş değildir. Bugün elde bulunan kemanlarının miktarı pek az olup pek yüksek fiyatla elde edilebilmektedir.

STRAUSS, Johann (Baba) - (1804-1849) Besteci. Viyana`da doğdu. Joseph Lanner ile zamanının tanınmış bestecilerinden biri olup besteci Johann Strauss`un babasıdır. 1825`de bir orkestra kurmuş, vals orkestralarında viyola çalmış, 1835`ten sonra saray balolarının idaresine getirilmiştir, johann Strauss güzel valsler bırakmıştır.

STRAUSS, Johann (oğul) - (1825-1899) Besteci. Viyana`da doğdu. "Radetzky" marşının bestecisi Johann Strauss yazdığı valslerle tanınmıştır. 1855`ten sonra devamlı olarak on yıl Petersburg`da yaz konserlerini idare etmiş, 1872`de Amerika`ya giderek "Şarap - Kadın ve Şarkı", "Bin Bir Gece", "Viyana Kanı", "Artist Hayatı", "Mavi Tuana", "Viyana Ormanları Efsanesi", "İmperial" valslerini yazmıştır.1871`de ilk opereti "İndigo ve Kırk Haramiler"!, 1874`te başarı kazanan ve konusunu o zamanki Viyana hayatından alan "Yarasa" adlı operetini oynatmıştır. Ayrıca "Çingene Baron", "Neşeli Savaş" ve "Venedikte Bir Gece" adlı operetleri vardır.

STRAUSS, Richard - (1864-1949) Besteci. Almanya`da Münih şehrinde doğdu. Saray orkestrasında kornocu Franz Strauss`un oğludur, ilk müzik derslerini babasından ve onun dostları B. Walter, Franz W. Meyer`den almış, Hans von Bülow tarafından takdir ve teşvik edilmiştir. Besteci olarak eserleri ilk defa kendisi on altı yaşındayken çalınmıştır. Bunlar Sofokles`in "Elektra" ve "Festgesang" adlı bir orkestra eseridir. Birkaç yıl sonra Hans von Bülow Meiningen`de "Serenad" adlı parçasını idare etmiştir. Amerika`da ilk çalınan eseri kendisi yirmi yaşındayken yazdığı "Fa minör" senfonisidir ki 1884`te Theodor Thomas idaresinde "Filarmonik Society" orkestrası tarafından tanıtılmıştır.
Richard Strauss 1889-1894 yılları arasında Bülow`dan sonra Meiningen saray orkestrasına şef olmuştur. Burada karakteristik çalgısal, dramatik tarzını yavaş yavaş bulmaya başlamış eserler vermiştir. Buradan sonra Münih Saray Operası orkestrasına üçüncü şef olmuştur. 1889`dan sonra Weimar`a birinci orkestra şefi olarak gitmiş, burada beş yıl boyunca daha çok programlı orkestra eserleri vermiştir. Bu arada rondo formunda "Tül Eulenspiegel`in Şen Maceraları", "Ölüm ve Basübadelmevt" ve "Macbeth" adlı senfonik şiirlerini yazmıştır, ilk operası 1894`de Weimar`da temsil edilen Wagner etkisinde yazılmış "Guntram"dır. Bundan sonra besteci, Cosima Wagner tarafından Bayreuth`a davet edilmiş ve orada Wagner`in "Tannhaeuser" adlı operasını idare etmiştir. 1895`den sonra Berlin Filarmonik Orkestrası konserlerini idare etmiştir. 1896`da Amerika`ya bir sanat seyahati yapmış ve programlı senfonisi "Sinfonia Domestica"yı New York`da ilk defa olarak çaldırmıştır. ikinci operası olan "Salome" 1905`te Dresden`de temsil edilmiştir.1871`de ilk opereti "İndigo ve Kırk Haramiler"!, 1874`te başarı kazanan ve konusunu o zamanki Viyana hayatından alan "Yarasa" adlı operetini oynatmıştır. Ayrıca "Çingene Baron", "Neşeli Savaş" ve "Venedikte Bir Gece" adlı operetleri vardır. Kardegleri Joseph Strauss (1827-1870) ve Eduard Strauss (1835-1916) da besteci olup dans müziği eserleri ve operetler bırakmışlardır.

STRAVİNSKYIgor-(doğ. 1882) Besteci. Rusya`da Petersburg şehri civarında Oranienbaum kasabasında doğdu. Ülkesinin ritm ve renkleri Fransız impressionism`inin etkileri ile karışarak orijinal Stravinski sanatının doğuşuna yardımcı olmuşlardır. Rimski-Korsakof ve ayrıca Debussy`nin öğrenciliğini yapmıştır. Bu değerli öğretmenin ölümü üzerine "Chant Funebre" (1908)ini yazmış, gençlik eserlerinden birini, "Fireworks" adlı parlak orkestra eserini onun kızı için bestelemiştir. Bundan sonra Paris`e gitmiş ve burada bir Rus balesinin direktörü olan Diagilef le tanışmıştır. Bu bale trupu için "L`Orieseau de feu - Ateş Kuşu", "Petruşka" ve "Le Sacre de Printemps - Bahar Ayini" adlı balelerini yazmıştır. Bütün bu eserler Rus folklorundan alınan motiflerle bezenmiştir.

STRAVİNSKYIgor-(doğ. 1882) Besteci. Rusya`da Petersburg şehri civarında Oranienbaum kasabasında doğdu. Ülkesinin ritm ve renkleri Fransız impressionism`inin etkileri ile karışarak orijinal Stravinski sanatının doğuşuna yardımcı olmuşlardır. Rimski-Korsakof ve ayrıca Debussy`nin öğrenciliğini yapmıştır. Bu değerli öğretmenin ölümü üzerine "Chant Funebre" (1908)ini yazmış, gençlik eserlerinden birini, "Fireworks" adlı parlak orkestra eserini onun kızı için bestelemiştir. Bundan sonra Paris`e gitmiş ve burada bir Rus balesinin direktörü olan Diagilef le tanışmıştır. Bu bale trupu için "L`Orieseau de feu - Ateş Kuşu", "Petruşka" ve "Le Sacre de Printemps - Bahar Ayini" adlı balelerini yazmıştır. Bütün bu eserler Rus folklorundan alınan motiflerle bezenmiştir.

ŞOSTAKOVİÇ, Dimitri - (doğ. 1906) Petersburg`da doğmuş bir Rus bestecisidir. Petersburg Konservatuvannda Steinberg ve Glazunof yanında öğrenim görmüş ve geniş bir teknik bilgi elde etmiştir. "Birinci" senfonisini on dokuz yaşındayken vermiş, eser 1926 yılında Petersburg`da çalınmıştır. Bundan sonra çalgısal sahada birçok eserler vermiştir: "ikinci" (Ekim) senfonisi, "Üçüncü" (Mayıs Günü) senfonileri. Besteci yarattığı bütün eserlerde politikadan ayrılmamış ve ihtilali övmüştür. Ona göre; "Siyasi ideolojiye sahip olmayan bir sanatçı, Özlü bir eser veremez". Şostakoviç, ayrıca iki opera da vermiştir. Bunlardan biri "Mzensk`li Lady Macbeth" 1935 yılında Amerika`da sahnelenmiştir. Şostakoviç, İkinci Dünya Savaşı`nda Leningrad şehrinin savunmasında bizzat bulunmuş ve burada savaş görüntüleri sırasında "Yedinci" senfonisini yazmıştır. Eser ilk kez Amerika`da N. B. C. Senfoni Orkestrası tarafından Toscanini yönetiminde seslendirilmiştir. Bütün bu eserlerinden başka piyano konçertoları ve oda müziği eserleri vardır.
SUBRET: Operalarda ve operetlerde genellikle hizmetçi kız rolüne çıkan hafif sopranolar sınıfına verilen ad.
SÜİT - Aynı karakterli danslan içeren eski bir müzik şekli. Süit, Ortaçağ sonlarına doğru bazı dansların sıra halinde çalınmalarından doğmuştur. Böylece dansları gruplandırmak özel bir hava yaratmış ve süit, zamanımıza süregelen bir müzik türü olmuştur. Örneğin önceden, Passamezzo, Pavane, Saltarello gibi dansları içeren süit, 1600 yıllarında Gagliarda, Allemande, Courante danslarından oluşmaktaydı. Onyedinci Yüzyılda en güzel şeklini buldu. Bu yüzyılda süit genellikle şu danslan içeriyordu: Allemande, Courante, Sarabande, Gigue, Süit senfoni ve uvertürlere de etki etmiştir. Bu tür eserlerden Passacaglia, Loure, Gavotte, Menuett, Musset gibi danslan içerenleri vardır. Eskiden süitler genellikle lavta, org, piyano için yazılmışlardır. Orkestra süitleri de bulunmaktadır. Zamanımızda çeşitli dansları içeren bu türden eserler vardır. Bu arada Edward Grieg`in "Peer Gynt - Per Günt" süiti, P. Çaykovski`nin "Cassenoisette - Ceviz Kıran" süiti, Eduard Künecke`nin "Dans" süiti meşhur ve popüler müzik eserleridir. Opera eserleri için yazılmış ve birçok danslan içeren bale süitleri de vardır.
SÜRDİN: Bir yaylı çalgıyı, yada maden nefes çalgısını sağırlaştırıcı parça veya tıkaç.

T HARFİ
TANGO: Ritmi Habanera’ya benzeyen (noktalı ritm) fakat daha çabuk tempoda dans. İspanyol-Amerikan kaynaklıdır. Meksika’dan çıktığı sanılır. Arjantin’de çok yaygındır.

TARANTELLA - Çabuk tempolu bir Napoli dansı.

TARDANDO - (İtal.) Yavaş anlamına gelmektedir.

TARTİNİ, Guiseppe - (1692-1770) Besteci ve kemancı. Corelli ile İtalyan keman okulunun ilk ve en büyüklerindendir. Kemanın bütün güçlüklerini yenmiş ve yüksek virtuozitesi ile zamanında herkesi hayran bırakmıştır. Öğrenimine 1709 yılında on yedi yaşındayken başlamış, teoloji, hukuk ve edebiyat öğrenmiştir. Bir yandan da müzik bilgisini ilerletmiştir, ilk öğretmeni Czernohorski`dir. 1721`de St. Antonio kilisesinde kemancı ve orkestra şefi olmuştur. 1723-1725 yılları arasında Prag`da kalmıştır. 1728`de tekrar Padua`ya dönmüş ve ünlü keman okulunu kurmuştur. Aynı zamanda müzik teorisine ait yazılar yazmıştır. Pittio Nardini gibi bir kemancıya öğretmenlik yapmış ve bu büyük ustayı yetiştirmiştir. Tartini, besteci olarak 125 keman konçertosu, 150 solo keman sonatı, 50 trio sonatı bırakmıştır. "Şeytan Trili" sonatı en güç ve ünlü eserlerinden biridir ve keman virtuozitesini gösterir.

TELEMANN, Georg Philipp - (1681-1767) Besteci. Almanya`da Magdeburg şehrinde doğdu. Müzik öğretimine kendi çalışması ile başlamış, önce keman, flüt ve gitar öğrenmiştir. Ayrıca Haldesheim kilisesine kapellmeister olmuş, Hanover`e oradan da Leipzig`e gitmiştir. Bach`dan önce Leipzig`deki müzik hayatının en başta gelen kişiliği olmuştur. Bu şehirde bir kilisede orgçuluk yapmıştır. Bundan sonra Sorau, Eisenach ve Frankfurt`ta çalışmış, son defa Hamburg`da müzik yönetmeni olmuş ve orada ölmüştür. Alman operasının ustalarından olan Telemann, aynı zamanda çalgısal müzik eserleri de vermiştir. Alman müziğinin bu büyük sanatçısı, Leipzig için 21, Hamburg için 35 opera yazmış, 600 kadar uvertür, oda müziği eserleri, konçertolar ve piyano eserleri bestelemiş, ayrıca 700 kadar arya bırakmıştır.

TEMA: Bir bestede başlıca müzikal fikir yada konu. İlk çok ses yazısında, üzerine kontrapuntanın kurulduğu “cantus firmus”.

TEMPO: Müzikte sesin süresi üzerine kurulmuş, ses hareketlerinin süre ve hızlarını ölçmeye yarayan sistemlerin temeli.
TENOR - (Lat. Tenere - Tutmak) En ince erkek sesi. Müzikli sahne eserlerinde tenor sesi genellikle birinci partiyi seslendirir. Operalarda erkek ses yıldızlarına aynı ad verilir.

TETRAZZINI, Louisa - (1871-1940) Koloratur soprano, İtalya`da Floransa şehrinde doğmuştur. Geçen yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyıl başlannda en tanınmış opera yıldızlarından biriydi. "Afrikalı Kadın" operası ile tanınmış ve özellikle italyan ve Fransız operalarında büyük başarı göstermiştir. Tetrazzini bir süre Amerika`da kalmış sonra ülkesine dönerek Roma`da yerleşmiş, ömrünün sonunu dünyanın en tanınmış opera merkezi Milano şehrinde geçirmiş, 1940 yılında ölmüştür.

THEMA (Tema) - Bir müzik eserinde esas müziksel düşünceyi ve ifadeyi aktaran melodi.

THOMAS, Ambroise- (1811-1896) Fransa`da Metz şehrinde doğdu. Paris Konservatuvarınm öğrencisidir. Bu okulda Kalkbrenner ve Lesueur gibi değerli öğretmenler yanında öğrenim görmüş, 1829`da piyano, 1830`da armoni ödüllerini kazanmış, yine aynı yıl "La Double Echelle" adlı komik operası ve "Hermann et Ketty" adlı kantatı ile büyük Roma ödülünü kazanarak İtalya`ya gönderilmiştir. Burada Roma, Napoli, Bolonya, Venedik ve Trieste konservatuvarlannda öğrenimine devam etmiş, 1836`da memleketine dönerek yazdığı bazı operaları sahnelemiştir. 1846`da "Betty" adlı bir bale yazmış, 1849`da "Le Cald" adlı operası ile büyük bir ün yapmıştır. Sonra beş sahne eseri daha yazmışsa da bunlardan yalnız ikisi "Raymond" (1851) ve "Le Carneval de Venise" (1857) adlıları beğenilmiştir. Fakat Thomas`ın adını asıl dünyaya yayan eseri konusunu Goethe`nin "Wilhelm Meister" adlı nuvelinden alarak bestelediği "Mi-gnon" olmuştur. Eser ilk defa 1866`da Paris`te Opera Comique>de oynanmış, büyük bir başarı kazanmıştır. Fransız ruhuna uygun bir şekilde duygusal ve şiirsel elemanlarla bezenmiş olan eser çok kez sahnelenmiştir.Thomas`a "Legion d`Honeur" nişanı verilmiş ve Akademi üyeliğine tayin edilmiştir. Son eseri "François de Rimini" (1882) adlı bir opera olmuş, Paris`te ölmüştür.

TOCCATO: Sözcük anlamı “dokunmak için” parça. Klavye müziğinde (org, klavsen) verilen ilk adlarından biri. Kuzeyli orgçular ve Bach fuga yazısında “toccata”larda geniş yer vermişlerdir.Özellikle orgla seslendirilen ve doğaçlama esası üzerine yazılmış bir müziksel biçim.Füge benzer. Eski bestecilerden özellikle Frescobaldi ve Bachorg için çok güzel tokkata eserler bırakmışlardır.

TONALİTE: Bir bestede yada bir beste bölümünde bütün nota ve akorların, bir “çıkış noktası” durumundaki notayla ilgilerini düzenleyen sistemlerin bütünü. Tonalite, kendi başına, müzik yaratıcılığında bir amaç değil, fakat araçlardan yalnız biridir.

TORELLI, Giuseppe - (1650-1708) italyan kemancı ve bestecisi. Uzun yıllar Almanya`da yaşamış, Viyana ve Ansbach`da saray müzikçiliklerinde bulunmuştur. Trio sonatları, senfonileri, solo konçertoları ve sonatları döneminin en parlak örnekleridir.

TOSCANİNİ, Arturo-Orkestra şefi. Parma`da (İtalya) doğdu (1897). Dokuz yaşındayken doğduğu şehrin konservatuvarmda müzik öğrenimine başlamış, on sekiz yaşında iyi bir viyolonselci olarak orkestra yönetim eğitimi almıştır. 1886 yılında Rio de Janeiro`da opera orkestrasında viyolonselci olarak çalışırken opera yönetimi ile orkestra şefinin anlaşmazlığı yüzünden şefin sehpayı terketmesi üzerine onun yerini almış ve o gece ilk defa olarak bir eseri, Verdi`nin "Aida" operasını başarıyla yönetmiştir. ,İtalya`ya dönerek Torino ve Milano`da operalar yönetmişir. L892`de "Palyaço", 1896`da "La Bohem" operalarının ilk sahnelenmesinde orkestra şefliği yapmıştır. Ayrıca Verdi`nin "Stabat Mater" ve "Te Deum"unu ilk kez seslendirtmiştir. Özellikle Wagner`I İtalya`da tanıtmak istemiş, 1895`de "Die Götterdaemmerung"u, 1898`de Milano`da Scala operasında "Die Meistersinger"i oynatmıştır. 1908`de New York Metropolitan Operası orkestrası şefliğini kabul etti. Ve orada ilk defa "Aida" operasını oynattı. 1915`de tekrar İtalya`ya döndü. 1921`de bir orkestra ile Amerika turnesi yaptı. Aynı yıl Scala Operası orkestrası şefi oldu ve burada Boito`nun "Nerone" (1924), Puccini`nin "Turandot" (1926) operalarının ilk sunularını yönetti. 1926-1930 yılları arasında New York Filarmoni Orkestrası konserlerini aynı adı taşıyan orkestraya çaldırdı. 1930`da Bayreuth`da Wagner festivalini yönetti. 1933`de aynı festival için tekrar çağnldıysa da kabul etmedi. 1938`de Salzburg`da Ivlozart festivallerini yönetti. 1939`da tekrar Amerika`ya dönerek N. B. C. senfoni orkestrasını oluşturdu. 1946 yılına kadar orada kalan sanatçı sonra vatanına dönmüştür. Toscanini özellikle opera eserlerinin seslendirlmesinde önemli bir şeftir. Modern bestecileri tanıtmaya çalışmış ve bu eserleri başanyla yönetmiştir.

TRANQUİLLO: Sakin, rahat.

TREMOLO: Bir nota yada bir akorun çok hızlı olarak tekrarı.

TRİL: Bir notanın bir üstteki notayla çok hızlı olarak sıralanması.
TRİO - Üç çalgı üzerine yazılmış bir müzik eseri türüdür. İçerdiği çalgılra göre isimlendirilir. Yaylı sazlar triosu, piyanolu trio gibi.

TROPPO - (İtal.) Çok anlamına gelir.

TROUBADOURS (Trubadur) - Ortaçağda Onbirinci ve Ondördüncü Yüzyıllar arasında Fransa`da yaşamış gezgin şarkıcılar. Trubadurlar, jongleurs denilen çalgıcıların eşliğinde dolaşırlardı. Özellikle epik şarkılar, pastoreller, jeux-parties denilen savaş şarkıları, "estampies, bir kısım danslara ait şarkılar, balladlar, rondolar söylerlerdi. İspanya ve güney Fransa`dakiler daha çok Arapların etkisinde kalmışlardır. Söyledikleri şarkılarda oryantal bir etki görülür. Kilise müziği ile kilise dışı müziğin birarada kullanımı ve kaynaşımı sürecinde etkili oldukları söylenebilir.

TUTTI - (İtal.) Hep beraber anlamına gelir. Konçerto ve koro eserlerinde solonun eşliğinde bulunan çalgı ve seslerin hepsine verilen isimdir. Tutti ifadesinin görüldüğü partisyonda orkestranın hep beraber çalacağı anlaşılır.
U HARFİ
UVERTÜR: Müzikli sahne yapıtlarının, süit ve senfonilerin başındaki açılış, giriş müziği. İtalya’da Alessandro Scarlatti, Fransa’da da Jean-Baptiste Lully uvertürü üç bölümlü olarak kesinleştirmişler, böylece klasik senfoni biçiminin temelini atmışlardır.

UMORİSTİCO: Şakacı, esprili.

UNA CORDA: Tek tel. Piyanoda özel bir pedala basılarak çekiçlerin üç yerine bir tele vurmasını sağlayarak özel bir ses rengi elde edilmesi. Normale dönüş “tre corde” komutuyla belirtilir.

UNCA: Çengel. Notaların değerini gösteren çengel.

UNGHERESE, HONGROİSE: Macar tarzında.

UNİSONO, UNİSSON: Tek sesli, aynı seste.

UNİTONAL: Tek tonlu.

UNNO, NATİONALE: Ulusal.

UOMO: Erkek adam. Başroldeki erkek şarkıcı.

ÜÇGEN (Fran., İng. Triangle): Titreşimi sağlamak amacıyla üçgen biçiminde bükülmüş maden çubuktan yapılma, belirli bir nota yüksekliği vermeyen vurma çalgısı.

V HARFİ
VALS - Üç vuruşlu bir dans ; bu dansın ritmine de bu ad verilir.

VARYASYON (çeşitleme) - Bir tema veya kısa bir melodiyi bir takım yeni katkılarla bestelemeye veya seslendirmeye denir. Bu katkılar; ritmik, melodik, armonik yöndedir. Eski varyasyon şekillerinden en önemlileri kanon ve fügdür. Barok müziğinde özellikle önemli rol oynamıştır. Baso ostinato denilen devamlı bas partisi şakon ve pasakagliya varyasyonları yapılırdı. Önemli müzik sanatlarından biridir. Kompozisyon uygulamalarında başlıbaşma bir yer tutar. Sonat, konçerto ve senfonilerde önemli rol oynar ve çok kullanılır.

VERDİ, Guiseppe - (1813-1900) Besteci. İtalya`da Le Roncole kasabasında doğdu. Geçen yüzyılın büyük italyan operalarınınönemli isimlerinden biridir. Verdi, sahne müziğine birçok yenilikler getirmiştir. Bir köy otelcisinin oğlu olarak doğmuştur. Çok küçük yaşta müziğe başlamış ve ilk bilgilerini doğduğu kasabanın okulundan almıştır. Ayrıca Milano`ya gönderilmiş, La S çala operasının orkestra şefi Vincenzo Lavigna yanında öğrenime devam etmiştir. Çünkü Milano Konservatuvarı kendisinde gelecek görmediği için okula kabul edilmemişti. Milano`daki dört yıllık ilk ikameti sırasında iki senfoni ve bir kantat yazmıştır. Ayrıca ülkesine dönmüş ve burada dört yıl orkestra şefliği yapmıştır. 1836`da Antonio Barezzi adlı bir adamın kızıyla evlenmiş ve tekrar Milano`ya gitmiştir. Burada opera yazmaya başlamış, bu arada oynanan ikinci eseri "Il Finti Stanislao" büyük bir başarısızlığa uğramış tır. Daha sonra sürekli başanlı eserlere imza atmaya başladı. Verdi 1850`den sonra çok sayıda opera yazdı. Hepsi birer müzik anıtı olan bu eserler italya`da oynanır oynanmaz bütün Avrupa`ya yayıldı. 1871`de Kahire için en büyük eseri "Aida". operasını besteledi ve yüz bin frank aldı. Bundan sonra bir süre opera türünü terketti ve büyük şair Manzoni`nin anısına ünlü "Manzoni Requiem"ini yazdı. 1887`de tekrar operaya döndü, son iki operası "Othello" ve "Falstaff`I verdi. Seksen sekiz yaşındayken Milano`da öldü. Verdi`nin eserlerinin en güzel örneklerini şunlar oluşturur: "I Vespri Siciliani" (1855), "Simon Boccanegra" (1857), "La Forza del Destino" (1862), "Don Carlos" (1867) ve "Aida" (1871). Sonuncu eser bir tarihsel konuyu, lirik, romantik ve melodik unsurlan ile özellikle Verdi sanatının en yüksek noktasını ifade eder.
Verdi bu eserlerden sonra çalgısal müzik denemeleri de yapmıştır. Bu arada bir yaylı kuarteti ve şair Manzoni`nin anısına bir requiem bestelemiştir. Altmış yaşından sonra arkadaşı besteci ve metin şairi Boito`nun ısrarları üzerine tekrar opera türüne dönmüştür. Baito onun için iki opera metni yazmıştır: Bunlardan birincisi Shakespeare`in "Othello"su olup 1887 yılında ilk defa La Scala`da sahnelenmiştir. Diğeri yine büyük İngiliz şairinin "Windsor`un Şen Kadınları" adlı eseridir ki bunu Verdi seksen yaşındayken bestelemiş, eser 1893`de oynanmıştır. "FalstafF, onun son eseri olup nefis bir komik operadır. Her iki eserin dramatik unsurlarında mistik olmayan Wagner etkisi göze çarpar. Buna karşın bu eserler yine tipik italyan müziği ile bezenmişlerdir. Verdi operalan, opera repertuvarlanmn en sevilen eserleridir.
VİBRAFON: Maden çubukların üstüne tokmakla vurularak çalınan, her bir çubuğun altında bulunan borunun içindeki havanın, elektronik araçla titreştirilmesiyle elde edilen tınıya sahip çalgı.

VIBRATO - Çalgı ve ses müziğinde bir tür sunuş. Yaylı çalgılarda, titrek karakterli bir ses elde etmek için yapılır.

VIOTTI, Giovanni Battista - (1753-1824) Viyolonselci ve besteci. Fontaneto`da doğan çok ünlü İtalyan viyolonselcisi. Gaetano Pugnani`nin öğrencisidir. Uzun bir öğrenim döneminden sonra gezgin virtüöz olarak başlıca İtalyan şehirlerini dolaşmıştır. Duc de Loubise`nin orkestra şefliğini yapmış, Paris`te uzun süre Feydeau tiyatrosunu yönetmiştir. 1788`de aynı şehirde bir İtalyan operası kurmuştur. Bu opera, ihtilal zamanında kapanmışsa da aynca tekrar açılmıştır. Viotti ayrıca Londra`ya gitmiş, orada Haydn ile tanışmıştır. Bir süre de Londra`daki İtalyan operasını idare eden Viotti, bir ara tekrar Paris`e dönmüş son Londra seyahatinden sonra burada ölmüştür. Eski İtalyan keman okulunun en büyük ustasıdır. 29 keman konçertosu, 21 yaylı sazlar triosu, 51 keman düeti bırakmıştır. Eserleri bugün keman konserleri repertuvarına girmektedirler. Viotti öğretmen olarak da Fransız keman okulunun en tanınmış iki yetiştirmiştir. Pierre François ve Pierre Rode.

VITALI. Giovanni Battista - ( 1644-1692) Viyoloniselci ve İtalyan barok döneminin en iyi sonat bestecilerinden biridir.
VİRGİNAL: Diz üstüne yerleştirilip çalınan küçük klavsen.

VİRTUOZ: Yorumunda teknik ustalığın üstün katına erişmiş kişiler için kullanılan terim.

VIVACE-(İtal.) Canlı.

VIVALDI, Antonio - Barok müziğin önemli isimlerinden biridir. J.S. Bach`ta çok popüler bir isimdir ancak barok dönemin simge ismidir. Antonio Vivaldi ondan farklı olarak barok müziği hiç sevmeyen kişiler tarafından bile yoğun beğeniyle karşılanmış bir besteci ve keman sanatçısıdır. Bazı insanlar için Vivaldi denince akan sular durur, bazıları ise kendini sürekli bir tartışmanın içinde bulur. Bu genellikle klasik batı müziğiyle ilgilenen ve ilgilenmeyen kişileri ortaya çıkarır. Klasik batı müziğiyle yakından ilgilenen, bu konuda entellektüel bir birikime sahip kişiler genelde Vivaldi`ye tapınmazlar. Bu diğer "her türü dinleyen" insanların tarzıdır. Bu tapınmamanın ve tartışmanın ana nedeni Vivaldi`nin her eserinin birbirinin kopyası olacak kadar yakın benzerlikler göstermesidir. Bu tabi ki "Adamın kendine has stili var. Kendi müziğini yaratmış" diyenler kadar "Çünkü başka bir şey becerememiş" diyenleri de haklı çıkaracak bir tartışmadır ve durulacak gibi görünmemektedir.
11 Haziran 1669`da Venedik/İtalya`da doğan Vivaldi, tüm bu tartışmalara rağmen en eğlenceli ve dinlemesi hoş müzikleri yaratan bestecilerin başında gelir. Vivaldi`nin müziği önyargısız ilk defa dinlendiği zaman tüm zamanların en güzel müziği gibi gelebilir.
Antonio Vivaldi, 38 yaşında Hesse Darkstadt Kontu`nun yanında besteci ve keman sanatçısı olarak çalışmış, bu görevi 1713 yılma kadar sürdürmüştür. Bir sene sonra da Venedik`te bir kız yetim okulunun (Ospedale della Pieta) koro ve orkestra yöneticiliğine getirilmiş, bu okulla birlikte Avrupa`nın pek çok yerinde konser vermiştir. Burada çalıştığı süre içinde eserlerinin bir çoğunu bu koro ve orkestra için yaratmıştır. 1725 yılından sonra tek başına konserler vermeye, konçertolar yazmaya başlamış ve Avrupa çapında büyük ün sahibi olmuştur.
Antonio Vivaldi`nin hemen tüm yaratıları keman konçertosu biçimindedir. Müzik tarihinin ilk konçertolarının yazıldığı döneme denk düşer, hatta konçerto eserlerin yaratıcısı olarak kabul edilir. Bu yüzden Konçertonun Babası diye anılır. Ancak, Vivaldi herkesin zannettiği gibi sadece keman ve orkestra eserleri yazmamıştır. Kemanın yanısıra flüt, obua, fagot gibi çalgılar için yazdığı birçok konçerto ve konçerto grosso`nun yanısıra, birçok sahne kantatı ve bilinen 38 opera eseri vardır.
Vivaldi, kazandığı ünü yaklaşık 10 yıl sonra kaybetmiş ve 23 Temmuz 1741 ve Viyana/Avusturya`da yoksulluk içinde ölmüştür. Yarattığı birçok unutulmaz eserin içinde en bilinen ve halen popüler olan eseri Le Quatro Stagioni deü`Anno`dm. Bu yapıtın Türkçe adı Dört Mevsim`dir. 4 ayrı konçerto eserinin toplanmasından oluşmuş bu büyüleyici eser, müzikalite ve virtüözitenin bir arada sergilediği büyük uyumla mükemmel bir müzik eserinin nasıl olması gerektiği konusunda ders verir niteliktedir.
VOCE: Ses. (Mezza Voce: Yarım ses), (Sotto Voce: hafif ses)

VOCE - (İtal.) Ses. Mezza voce - Yarım sesle. Sotto voce - Hafif sesle.

VOKALMÜZIK - İnsan sesi için müzik. Şarkı, opera, oratoryo (Messe, motette, kantat, passion) gibi kilise müzik eserleri bu türün uygulamaları arasındadır.

VOLKMANN, Robert - (1815-1883) Lommatzsch`da doğmuş, Freidberger ve Leipzig`de Becker yanında öğrenim görmüştür. Prag ve Viyana`da öğretmenliklerde bulunmuş, Budapeşte`de Akademi`ye profesör olmuştur. Başlıca eserleri: 2 senfoni, yaylı çalgılar orkestrası için 2 serenat, "Bayram" uvertürü, oda müziği eserleri. Volkmann özlü ve akıllıca işlenmiş eserleriyle döneminin önemli bestecilerden biri olarak kabul edilmiştir.

VOLKSMUSIK - (Alm.) Halk müziği

VORSPİEL: Müzikli oyunlarda yapıtın başlamasından önce çalınan orkestra parçası.

W HARFİ
WAGNER, Richard - (1813-1883)Besteci. Leipzig`de doğdu. Ailesinin özellikleri yüzünden sahne ve müzik dünyası içinde yetişti. 13 yaşlarında müzik teorisi ve kompozisyon dersi almaya başladı ve çok geçmeden "Düğün" isimli bir opera denemesi yazdı. Ayrıca bir piyano sonatı, bir dörtlü ve bir uvertür, Goethe`nin "Faust"una yedi kompozisyon ve bir senfoni "Do majör" (1833) yazdı. Bunlardan sonra ilk güçlü operası "Die Feen - (Periler) "i yazdı. Eser tam romantizmin etkisindeydi. Bundan sonra "Aşk Yasağı — Noviza di Palermo" adlı operası Magdeburg tiyatrosunda oynandı ve kötü karşılanması tiyatro orkestrası şefliğinden atılmasına gerekçe oldu. Yine Riga`da saray orkestrası şefliğinden başkaldırmakla suçlanarak atıldı ve ceza gördü. Wagner bu tarihten sonra karısı ile Paris`e kaçtı. Burada büyük bir sefaletle karşılaştı. Edebi çalışmalar yazıyor ve geçimini onlarla yapabiliyordu. Paris`te "Rienzi" operasını ve ülkesine genel af üzerine dönüşünde de "Der Fliegende Hollander - Uçan Hollandalıyı yazdı. Opera şairliğine bu eserle başlamıştır. 1842-1849 yılları arasında Dresden saray orkestrası şefliğini yaptı. Bu yıllar içinde Beethoven`in dokuzuncu senfonisini uzun mücadeleler sonunda çaldırmayı başardı ve bu eseri gün ışığına çıkardı. 1848-1849 yılları arasında Almanya`da siyasi akımlara katıldı ve bu gerekçe üzerine karşılaştıkları yüzünden isviçre`ye kaçtı. Burada Zürih şehrinde yerleşerek ünlü yazılarını, "Sanat ve Devrim", "Geleceğin Sanat Eseri", "Sanat ve İklim", "Opera ve Dram"! yazdı.
Zürih`de en yakın arkadaşı Otto Wesendonck`un evinde karısı Minna ile dört yıl kaldılar. Bu zaman zarfında arkadaşının karısı Mathilde Wesendonck ile büyük bir aşk hayatı yaşadı. Sonra tekrar vatanına döndü. Bu dönüşünün ardından büyük dahi için çok güç bir hayat başladı. Büyük para sıkıntısı içindeydi. 1861`de Viyana`ya giderek "Lohengrin"i oynattı. 1864`te Stuttgart`ta sefalet içindeyken Bavyera Kralı genç İkinci Ludwig`in gönderdiği bir adam kendisini Münih`e davet etti. Artık sıkıntıdan kurtulmuştu. Wagner hayranı kral besteciye istediği yardımı yapıyordu. Bu nedenle sanat projelerim gerçekleştirmek olanağı buldu. Saray tiyatrosunda arkadaşı Hans von Bülow ile kendi eserlerini denetliyorlar, beraberce düzeltme yapıyorlardı. 1865`te Münih`te Saraya Tiyatrosunda oynanan "Tristan und Isolde" büyük bir başarı kazandı. 1866`da "Meistersinger von Nümberg", 1869`da "Rheingold", 1870`de "Walküre" bu büyük zaferi sürdürdüler. Son iki operayı meşhur orkestra şefi Franz Wüllner yönetti. Çünkü bu arada orkestra şefi Hans von Bülow`un karı&ı ve Franz Liszt`in kızı Cosima ile Wagner evlenmişlerdi. 1872`de Bayreuth şehrinde fastival gösterimleri için bir tiyatro binasının, Wagner`in bu en büyük projesinin temelleri atıldı. Binanın resmi açılışı, Beethoven`in Wagner tarafından yönetilen "Dokuzuncu" senfonisi ile yapıldı. 13 ve 16 Ağustos 1876`da ilk gösterimlerinde "Der Ring deş Nibelungen" tam olarak Hans Richter`in yönetimi altında temsil edildi. Hayatının en büyük rüyası gerçekleşmişti. Dramatik alanda düşünce ve beklentilerini son eseri "Parsifal" ile gösterdi. Eserin ilk gösteriminden sonra altı ay yaşadı. Yetmiş yaşında Venedik`te bir kalp krizi sonucu öldü. Ölümünden beş gün sonra Bayreuth`da "Wahnfried" adlı evinin bahçesine gömüldü.

WALTER, Bruno - Orkestra şefi. Berlin`de doğdu (1876) . 1901-1912 yılları arasında Viyana`da saray orkestrasını yönetmiş, 1913`te Felix Mottl`un yerine Münih Müzik Akademisine profesör olmuştur. Bir süre Berlin Filarmonik Orkestrasını, 1929-1933 yılları arasında da Leipzig Gewandhaus konserlerini yönetmiştir. Bu arada Salzburg festivallerinde bulunmuş, yine Paris, Londra ve Amsterdam`da konuk orkestra şefi olarak konserler vermiştir. 1923 yılında bir süre için Amerika`ya gitmiştir. 1933 yılında Almanya`dan çıkarılmış, Avusturya`ya gelmiş, 1938`de ikinci defa Amerika`ya giderek orada yerleşmiştir.

WEBER, Cari Maria von - (1786-1826) Geçen yüzyıl Alman operasının en büyük isimlerinden biridir. Avusturyalı soylu bir aileden geşmektedir. Weber ailesi içinden birçok amatör ve profesyonel besteci yetişmiştir. Babası Franz Anton Weber ,oğlunu önceleri Mozart gibi bir harika çocuk olarak yetiştirmek istemiş, ne var ki küçük Weber`de müziğe karşı büyük bir ilgisizlik bulunması yüzünden bunu gerçekleştirememiştir. Buna karşın Salzburg`da Michaeİ Haydn, Münih`te von Valesi ve Kalcher`den dersler aldı ve son olarak Abbe Vogler yanında daha iki yıl çalışarak öğrenimini tamamladı. Bundan sonra "Aşkın ve Şarabın Kudreti" adlı bir opera ve 1800`de sunumu gerçekleşen "Dilsiz Orman Kızı" adlı diğer bir opera besteledi. Ayrıca ilk gençlik çağlarında "Peter Schmoll ve Komşuları" adlı diğer bir opera ile "lied"ler, piyano ve koro parçaları yazdı. Bundan sonra Brelau şehrinde kısa bir süre müzik direktörlüğü yaptı ve bu sırada "Rübezahl" adlı operasını da temsil ettirdi. Ayrıca Krlsruhe sarayında Prens Eugen ve Stuttgart sarayında Prens Ludwig`in müzik direktörlüğünü yaptı. Bu süre içinde iki senfoni, konçertolar ve "Silvana" adlı bir opera daha yazdı. Bundan sonra Almanya ve isveç`te konserler verdi, 1813-1816 yıllan arasında Prag operası orkestrasını yönetti. Bu zamanda yazdığı en önemli sahne eseri "Abu Hasan"dır. Ayrıca şair Körner`in şiirlerini, bir piyano, bir fagot konçertosu, "Savaş ve Zafer" adlı bir kantat, klarnetli kentet ve piyano sonatları besteledi. 1816`da Dresden SarayOrkestrası şefi oldu. Burada on yıl kaldı. 1821 yılında Berlin`de Yeni Tiyatro binasında en büyük eseri olan "Freischütz" operası oynandı. İki yıl sonra Viyana`da "Euryanthe", 1826`da Londra`da "Oberon" sunuldu.
Besteci,ayrılmasından sonra vatanına hiç dönememiştir. Ölümünden on sekiz yıl sonra cenazesinin Londra`dan getirtilerek Dresden`de gömülmesi, ölümünden 18 yıl sonra bunu yaptırtan Wagner yüzündendir.

WOLF, Hugo- (1860-1903) Avusturya`da 1860`da doğdu. Schubert, Schumann ve Brahms`dan sonra Alman "lied"inin büyük ustalanndan birisi olan Wolf, ilk müzik eğitimini babasından almıştır. On beş yaşında Viyana Konservatuvanna girmiş, sonradan okuldan ayrılarak kendikendini geliştirmiştir. 1884-1887 yılları arasında "Salonblatt" adlı bir dergiye müzik eleştirileri yazmış ve ilk "lied"lerini vermiştir. Ibsen`in "Fest auf Solhaag" adlı eserme müzik, "İtalyan Serenadı" ve "Ateş Süiti" adlı orkestra eserlerini, 1883`de "Penthesilea" senfonik şiirini yazmış, 1896`daenönemli eseri "Der Corregidor" adlı operası Mannheim`da oynanmıştır Bir yandan "lied"lerini yazmaya devam eden besteci ağır bir sinir hastalığına tutulmuş,genç yaşta ölmüştür.Wolf, büyük Alman şairlerinin şiirlerini güzel ve lirik bir üslupla bestelemiştir. En tanınmış çalışmaları şunlardır: "Mörike Lieder", "Goethe Gesenge", Eichendorff tan yirmi "lied", "Spanisches Liederbuch", "Keller Lieder". Yaklaşık iki yüz yirmi"lied"i vardır.

X HARFİ
XYLOPHON (Ksilofon) - Farklı sesler çıkaran değişik boyda tahtalara demir çubuklar vurularak çalınan bir çalgı.



Benzer Yazılar



0 yorum:

Yorum Gönder