Sitemizi Facebook'ta Beğenmek İster misiniz?

Terör olayları, Doğu illerini tercihlerinizi nasıl etkileyecek?

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Müzik Terimleri Sözlüğü (A-İ Arası)


Müzik Terimleri Sözlüğü (J-O Arası)
Müzik Terimleri Sözlüğü (P-Z Arası)

A HARFİ

A CAPELLA (İtal.): Çalgı eşliği olmayan koro.

ACCELERANDO (İtal.): Hızlanarak.

ADAGİO (İtal.): Yavaş tempo.

ADAGIETTO (İtal.): (1) “adagio” tempoda kısa parça. (2) “adagio”dan az daha hızlı tempo

AFFETTUOSO (İtal.): Taşkın bir duyguyla.

AGİLE (İtal.): Çabuk, çevik.

AGİTATO (İtal.): Hızlı, sarsıntılı, heyecanlı.


AIR-arya:"Air" terimiçalgısal müzikte herhangi bir çalgı üzerine yazılmış bir parça için kullanıldığında o parçanın şarkı söyler gibi çalınacağına işaret eder.

AKOR (Fran. Accord / İng. Chord): aynı anda tınlamak üzere “dikey” olarak yazılmış ikiden fazla ses. Aynı terim, çalgıların, ses yüksekliklerinin birbiriyle uyuşması amacıyla (La=440) titreşimini tutacak şekilde düzenlenmesi için kullanılır.

AKORDİYON: hava etkisiyle ses veren, körüklü ve klavyeli çalgı. Çoğunlukla dans orkestralarında kullanılır.

AKUSTİK (Fran. Acoustique/ İng. Acoustic): Sesle, sesin doğumu özellikleri, ulaşımı ve alımı ile uğraşan fizik bilimi kolu.

ALBENIZ-Isaac(1860-1909):İspanyol piyanist ve besteci.Albeniz,tipik İspanyol ezgilerini yetkince armonize etmiştir.İzlenimci(impressioniste)okuldan olan ve Debussy etkisinde kalan Albeniz piyano ve orkestra için başlıcaları:İspanyol şarkısı,Suite espanola,İberia suiti, La Vega, Albaicin, Catalonia adlarını taşıyan güzel eserler vermiştir.

ALLA MARCİA (İtal.): Marş temposunda, marş gibi.

ALLA TURCA (İtal.): Türk müziği benzerinde.

ALLEGRETTO (İtal.): “Allegro”dan daha yavaş tempo.

ALLEGRO (İtal.): Önceleri yalnız “mutlu” ve “sevinçli” anlamlarına gelirdi. Günümüzde hızlı tempoyu anlatmak için kullanılır.

ALLEMANDE: Almanya’da doğan, 1550 yıllarında Fransa’ya geçen, ağırca tempoda tören dansı. Bu dansın karakteri 18. yüzyılda sanat müziğinde süitin bölümlerinden biri olmuş, başlangıçtaki özellikleriyle bağlılığı azalmıştır.

ALTO (İtal.): Kadın ve çocuk seslerinin en pes olanı. Terim aynı alandaki erkek sesleri içinde kullanıldığı gibi, fransızcada “viyola” karşılığı olarak ta kullanılır. Alto anahtarı portenin üçüncü çizgisine konan “do” anahtarıdır.

AMABİLE (İtal.): Sevimli, okşayıcı.

AMATI:İtalya`da Cremona`lı ünlü keman ustası yetiştiren ailedir.1596 ve 1684 yılları arasında yaşayan Nicola`nın kemanları üst kaliteye sahiptir.
ANAHTAR(Alm.Schlüssel,Lat.Claves):Başına getirildiği dizeğin(potrenin)içine yerleşmiş olan notaların hangi sese ait olacağını (hangi frekansta ses çıkarması gerektiğini)belirleyen işaretlerdir.Başlıca Sol Do ve Fa anahtarları kullanılır ve her biri işaretlendiği yerden sonraki seslendirmelerin ton ve ses düzeni vb. belirler.

ANDANTE (İtal.): “Yörük” anlamına gelir. Orta yavaşlıkta tempo.

ANDANTİNO (İtal.) “andante”den daha hızlı.

ANİMATO (İtal.): Canlı.

ANTHEMİng.) Motet ve kentet gibi eserlerin ingilizce adıdır.

ANTIPHONA(Yun. Antifonas):Çocuk ve erkek seslerinden oluşan bir koronun seslendirilmesi.Orta çağ içinde ilk Hristiyan krolarına bu isim verilmiştir

APASSIONATA (İtal.): Tutkulu bir duyguyla.
ARCO:"Yay"anlamınagelir.keman yayı, viyola yayı vb... Yayla çalınacağını işaret eder.

Arabesk =Özellikle büyük şehirlerin varoşlarında hızla tutunmuş ve yaygınlık kazanmıştır. Ayrıca Erkin Koray çalışmaları ile Arabesk-rock ortaya çıkmış. Ardından Ferdi Tayfur ve Müslüm Gürses gibi müzisyenler kendi hayran kitlelerini yarattılar. Cengiz Kurtoğlu ve Ümit Besen'in elinde (Taverna müziği)ne eklendi.Klasik taverna şarkıları(Rebetika),yanın da arabesk de artık tavernalarda yerini aldı.1980 yılında pop müziğini etkileyen arabesk Arabesk-Pop Müzik in ortaya çıkmasını sağladı. 1990 yıllardan sonra bu akım Emrah vs gibi sanatçılarla tanındı.Almanya'da arabeskin Türk gençler üzerinde etkisi ile Hip-Hop,Elektronik müzik,R&B ile arabesk sentezlenip yeni müzik çeşitleri ortaya çıkmıştır. Çoğu insan her ne kadar Orhan Gencebay için de "arabesk sanatçısı" dese de kendisi bunu reddetmektedir.
Fantezi müzik arabesk müzikten daha önce çıkmış bir müzik türüdür.Arabesk söyleyenlerin bu tarz müzikden albümlerine eklemesi karışıklık yaratmıştır.Ayrıca albümlere alınan Türküler arabesk değil halk müziği dir.
1980 de arabeskin tutulması ile birlikte Türkiyede pop müzik arabeskin etkisinde kaldı.1990 lı yıllarda oluşan bu arabesk-pop müzik dinleyici kesmini arttırarak ve diğer arabeskçilerinde katkıları ile günümüze ulaştı.Fantezi müzik ile karıştırılsa ise de fantezi müzik daha çok sanat müziği etkisinde olan bir müzik iken bu müzik arabesk müziğin batı enstrumanları ile modernize halinden başka bir şey değildir.
Erkin Koray'ın başlattığı müzik akımı.1981 sonlarında Orhan Gencebay - Erkin Koray arabesk-rock çalışmaları Türkiye gerçeğini vurgular.Erkin Koray'ın Elektro bağlama yı icatından sonra bu müziği geliştirmiştir.Şaşkın(Ala Ain Moulayiteen)(Dabke),Arap Saçı,Fesuphanallah bu tarzın en önemli şarkılarıdır.
R'n'Besk, R&B müzik ile arabeskin karıştırılması sonucu oluşmuş müzik türüdür. En önemli temsilcisi Muhabbet'tir. Eylem bu tarzda besteler yapıp söylemektedir. Cankan Technobesk yanında R'n'Besk şarkılar da söylemektedir.
Techno müzik ve arabeskin karışımı müzik.Cankan,İsmail YK,Kadir Tapucu,Nadide Sultan ve Hatice bu tarzı yapanlara örnek olarak verilebilir.

ARİETTA (İtal.): Kısa ve küçük arya.

ARMONİ (Fran. Harmonie) Akorların kuruluşu, türleri, çevrilmesi, bağlanması, yürüyüşü ve melodi ilintileriyle uğraşan bilgi kolu.

ARPEGGİONE: Gitar ve viyolonsel arasında, yaylı ve telli bir çalgı. 1823 yılında Viyana’da G. Staufer yapmıştır. Schubert bu çalgı için aynı adla bilinen sonatını yazmıştır.

ARPEJ (Fran. Arpege / İtal. Arpegio): İtalyanca “arpeggiare” kelimesinden , arp çalmak anlamında. Süslemelerin notalanışında, bir akorun yanıbaşına konan dikey ve kıvrımlı çizgi, akor seslerinin birlikte değil de, birbiri arkasından çalınması gerekeceğini gösterir.

ARYA (İtal. “Aria” / Fransızca ve İngilizce’de “Air”): Bir tür şarkı. İnsan sesi için beste. Operalarda genellikle başvurulan biçim. “Aria da capo” birinci bölümü ikinciden sonra yeniden söylemek arya biçimi. “Aria concertante – konser aryası”, “Aria d’abilit – şarkıcının teknik gösterisine uygun arya”, “Aria di chiesa – kilise aryası”.

ARS ANTIQUA(Lat.):14.yy içinde "Eski sanat" olarak tanımlanan sanatsal eğilime verilen addır.Yine müzik tarihi içinde eski tarz org çalmaya verilen isim.

ASSAİ (İtal.): Çok. (allegro assai: Çok hızlı. Largo assai: Çok yavaş gibi).

A TEMPO (İtal.): İcrada tempo değişmesinden sonra, yeniden önceki tempoya dönüş.

A TONALİTE (Fran.): Tonalite dışı. Majör, minör, yada başka modal dizilerle ilgisizliği anlatan terim. Bu türlü müziğin başlıca siması sonradan tonalite dışı yazıyı kurallaştıran, Avusturyalı besteci Arnold Schönberg’dir.

B HARFİ

BACH,Carl Philipp Emanuel(1714-1788):Alman besteci , J.S.Bach`ın 5. çocuğu,babasının öğrencisi.1767`de Hamburg`da kilisenin hizmetine girene kadar Prusya kralı Frederick`in hizmetinde müzisyenlik yaptı.Org çalardı,müziğinin klavsenden piyanoya adaptasyon çalışmalarını,org çalmanın bilimsel incelemesini yapmıştır.J.S.Bach ile Haydn ve Mozart`ın müzik tarzları arasındaki ayırımı gösteren çalışmalarının yanı sıra;org konçertoları ve sonatlar,senfoniler,oda müziği,orotoryo ve kilise müziği yapmıştır.Çalışmaları WQ(Wotquenne)sayılarıyla kataloglanmıştır.

BACH,Johann Christian(1735-1782):Alman besteci,J.S.Bach`ın 18.çocuğu,babası ve abisi C.P.E Bach ile çalışmıştır.1756`da İtalya`ya,1762`de yerleştiği ve öldüğü Londra`ya gitmiştir."İngiliz Bach"olarak tanınırdı ve Mozart 8 yaşında Londra`yı ziyaret ettiğinde ona etkisi olmuştur.İtalyan operaları,İngiliz şarkıları,40 piyano konçertosu ve başka orkestra çalışmaları Latince,İngilizce kilise müziği eserleri arasındadır.

BACH,Johann Christoph(1642-1703):Alman besteci,J.S.Bach`ın babasının kuzeni.Org müziği,kantatlar,İlahiler çalışmaları arasındadır.Sonradan yanlışlıkla J.S.Bach`a atfedilen"Ich lasse dich nicht"(I leave thee not,İngilizce`de daha çok I wrestle and pray" olarak bilinir),ilahileri arasındadır.

BACH,Johann Sebastianoğum; 21 mart 1865`te Eisenach`tır.Yine müzikçi olan Johann Ambrosius Bach`ın oğludur.Annesi Elisabeth,Erfurtlu soylu bir aileden gelmektedir.Köklü ve geniş bir aileye sahiptir.Birçok müzikçi yetiştiren bir sülaledendir.Bunların arasında en eski bilineni 1550-1616 yılları arasında yaşamış olan Veit Bach`tır.Sebastian Bach ilk müzik bilgisini babasından sonra ağabeyi Johann Cristoph`dan almıştır.Daha sonra ise genç Bach,kendi çalışmalarıyla ilerlemiştir.1700 ve 1703 yılları arasında Lüneburg`da şarkıcılık,organistlik ve viyolonsel seslendiriciliği yapmış,aynı zamanda Georg Böhm ve J. Reinken gibi org virtüözlerinden yararlanmıştır.1703`te Weimar`da saray müzikçiliğine viyolonselci olarak girmiş,Arnstadt`ta da kilisenin organistliğini üstlenmiştir.1705 yılında o sıralarda Lübeck`te bulunan büyük org virtüözü Buxtehude`ü dinlemek üzere yaya olarak oraya gittiği ve ona aşırı düzeyde hayran kaldığı,bu yüzden geriye geç dönerek işinden olduğu söylenmektedir.1707-1708 yılları arasında Mühlhausen`de ve bu tarihten sonra Weimar`da ilk önemli eserlerini vermiştir.1708`te Weimar`a gelereksaray orgcusu,1714`te müzik yönetmeni olmuştur.Bu şehirde kaldığı süre içerisinde birçok klavsen ve org parçaları, prelüdler, fügler, tokatalar, fantaziler, varyasyonlar, org ve keman konçertoları ve kantatlar bestelemiştir.1717`de Weimar`ı terk ederek Goethen`e gitmiş ,orada orkestra şefliği ve oda müziği yöneticiliği yapmıştır.Prens Christian Ludwig Von Brandenburg için Brandenburg konçertolarını bestelemiş, birçok keman konçertosu ve sonatları, solo keman ve viyolonsel süitleri, senfoniler, Fransız süitleri yazmıştır.1723`te Leipzig`e gitmiş ve Johann Kuhnau`nun Thomas kantoru olmuştur.Müzik hocalığı,müzik müdürlüğü,koro şefliği gibi birçok işleri içeren bu görevde yılmaksızın çalışmış,öğrenciler yetiştirmiş,eserler vermiştir.Bach 1747`de Prusya Kralı Frederich II`nin daveti üzerine Potsdam`a gitmiş,kral kendisine hayran kalmıştır.Yaşamını son zamanlarında kör olmuştur.Müzik dünyasının bu önemli ismi 28 temmuz 1750`de ölmüştür.

BACH,Wilhelm Friedmann(1710-1784):Alman besteci;J.S.Bach`ın 2.çocuğu.Müziğini daha çok kendi eğitimi için yazmıştır.Kilise orgcusu olmuş, yoksulluk içinde ölmüşür.Kilise kantatları,9 senfoni, org ve klavsen müziği vb.. eserleri arasındadır.

BALAKIREV,Mily Alexeyevich(1837-1910):Rus bestecisi,"The Mighty Handful" denen ulusal besteciler grubunun lideri aynı zamanda orkestra şefi ve müzik organizatörü.Sinirsel bir kriz geçirdikten sonra 1871-1876 yılları arasında müziği bırakmış ve bir istasyonda gar şefliği yapmıştır.1883te müzik direktörlüğünde bulunmuştur.2 senfoni,"Tamara"senfonik şiiri, "Islamey" ve sonatın dahil olduğu piyano müziği, şarkılar ve halk şarkısı düzenlemeleri çalışmaları arasındadır.

BALALAYKA: Rus halkının ulusal çalgılarından. Üçgen biçimli, uzun boyunlu ve üç telli.

BALLAD (Fran. “ballade” / İtal. “balata”): 12. yy.’da Güney İtalya halkının söylediği kısa dans şarkısı. Daha sonra, ballad, dans ile bağlılığını kaybetmiş, romantik yüzyılda Chopin, Liszt, Brahms gibi besteciler piyano için ballad’lar yazmışlardır. Bugün bu terim özellikle halk müziğinde, aşk şarkıları için kullanılır.

BAGATELLE (Fran.): Kelime anlamı “boş, önemsiz”. Hafif, kısa piyano parçası anlamına gelir. Başka çalgılar içinde “bagatelle” yazmış besteciler vardır.

BANÇO (banjo): Çoğunlukla Amerikan gezginci halk şarkıcılarının kullandığı beş, yada daha çok telli çalgı. İlk caz orkestralarında gitar yerine kullanılırdı.

BANDO (İtal.): Nefes ve vurmalı çalgılardan kurulan, çoğunlukla törenlerde kullanılan çalgı topluluğu. Bandolar, genel olarak askeri marş çalarlar. Bugün ya bu türlü topluluklar için doğrudan doğruya yazılmış, yada düzenlenmiş, senfonik müzik çalan bandolar vardır.

BANJO: Amerika`lıların Gitar şeklinde 5 veya daha fazla telli müzik çalgıları.Banjo genellikle jazz orkestralarında kullanılır.

BARCAROLLE (Fran.) Sandal şarkısı. Genellikle Venedik gondolcularının söyledikleri hafif ve durgun parça.

BARİTON: Orta kalınlıkta erkek sesi.

BAROK (Fran.,İng.”Baroque”): Müzik alanında Barok çağı 1550 yıllarında başlamış, 1600’den sonra yayılmış, çağın öbür sanatlarındaki renk ve süsleme gösterişi, İtalyan madrigalinin kromatik armonisinde, Venedikli bestecilerin birden çok koro için yazdıkları yapıtlarda belirmiştir. Barok eğilimlerine uygun müzik yazmış besteciler arasında Gabrieli’ler, Schütz, Buxtehude, bir sınıra kadar Bach, Haendel, Rameau ve Lully gösterilebilir

BARTOK, Bela(1881-1945):Macar besteci,1940`ta İngiltere`ye yerleşmiş ve burda fakir bir adam olarak ölmüştür.Gençliğinden beri piyano virtüözüdür.Kısmen Kodaly ile beraber macar ulusal müzik tarzını geliştirmiş,Macar halk şarkılarını toplamış ve yayınlamış ve Liszt,Brahms,vb.`den gipsy müziğinden farklılıklarını göstermiştir.Diğer halk şarkılarınıda incelemiştir.Genellikle atonal ve dissonansı gösteren çalışmaları şunlardır:"Bluebeard`s castle" operası ,"Tahta Prens" ve"Efsanevi Mandarin"mim oyunları , "Microcosmos"un dahil olduğu piyano müziği, "Out of Doors"ve çocuklar için çalışmalar, orkestral dans süitleri, orkestra için Konçerto, "Yaylılar, Vurmalılar ve Celesta için Müzik", 3 piyano konçertosu, 2 keman konçertosu,Viyola konçertosu, 6 yaylı çalgılar dörtlüsü, "Zıtklıklar"triosu, şarkılar ve halk şarkıları düzenlemeleri.

BAS, BASSO: En kalın erkek sesi.

BASSO CONTİNUO: Sürekli bas. 16. yy. sonlarında klavsenci veya orgçuların çok ses müziğine eşlik etmelerini kolaylaştırmak amacıyla geliştirilmiş kural.

BECKER, Reinhold(1842-1924):1884-1894 yılları arasında Dresden`de koro şefliği yapmış ve öneml bir kısmını erkek sesleri için yazılmış koro parçaları içeren eserler bırakmıştır.

BEL CANTO (İtal.) Güzel şarkı, güzel söyleyiş anlamına gelir. İtalyan operasının ses gösterisine ve hançere cambazlığına dayanan söyleme üslubu.

BEMOL: Bir notayı yarım aralık pesleştiren işaret.

BERCEUSE (Fran.): Ninni.

BERG, Alban(1885-1935):Avusturalyalı besteci,Viyana`da doğmuş,çalışmış ve ölmüştür, Schonberg`in öğrencisidir ve onun yöntemlerini geliştirmiştir.1921`de tamamladığı operası"Wozzeck"de serbest atonal tarzı çok yakın çalışmış yapılarla (passacaglia,varyasyon,vb.)birleştirmiştir.Bundan kısa süre sonra 1925`te tamamladığı Oda Müziği Konçertosunda (piyano,keman,nefesliler)12 ton tekniğine dönmüştür.Diğer çalışmaları şunlardır:"Lulu" operası, 1 yaylı çalgılar kuarteti ve "Lirik Süit"(yaylı çalgılar kuarteti için),orkestra ve piyanolu şarkılar,"Bir Meleğin Anısına"keman konçertosu ki bu ölümünden kısa süre önce yazılmış ve ölümünden sonraya kadar çalınmamıştır.(1936)

BİS (Fran.): Konserde halkın icracıdan ek parça çalmasını istemek için kullandığı kelime. Yerine “ encore” kelimesi de kullanılır “yine” anl***** gelir. Notada “bis” yazısı, bir bölümün bir kere daha çalınacağını gösterir.

BIZET, Georges:Fransız besteci.25 Ekim 1838`de Paris`te doğmuştur.Paris konservatuarında öğrenim görmüş,1857`de Institut de France`ın Roma ödülünü kazanarak İtalya`ya gitmiş,dönüşte Paris`te"İnci Avcıları"adlı ilk operası sahnelenmiştir.Bizet bu eserden sonra "Perth`li Kız"(1867) ve "Cemile"(1872)adlı iki opera daha yazmıştır.Senfonik müzik türünde de birçok eserler yazmıştır.Bunlardan "Petite Suite",Daudet`in aynı adlı sahne eseri için yazılmış 1. ve 2. "Arlêsienne"ve "Roma"süitleri başta gelir.Bizet`nin asıl ünü ilk defa 3 Mart 1875`te sahnelenen "Carmen"operasıyla yayılmış ve günümüze dek gelmiştir.Bu opera oynandığı zaman Paris`te başarısızlığa uğramıştır.Bu durumun bestecinin ölümüne sebep olduğu söylenmektedir. "Carmen"operası Almanya`da oynanıp büyük başarı kazandıktan sonra Fransa`da da tutulmuştur.Wagner ve Nietzsche "Carmen"eolan haranlıklarını sonraki eserlerinde belirtmişlerdir.

BLOKFLÜT:Orta çağdan bugüne kadar kullanıla gelen bir flüt türü.Rönesansta kiliselerde çok kullanılırdı.Genellikle okul eğitiminde ve eğitsel topluluklarda,çocuk-gençlik vb. gruplarında kullanılmaktadır.

BOCCHERINE, Luigi(1743-1805):İtalyan besteci ve çellocu.Paris`te İspanya büyükelçiliğindeki davet yoluyla 1768-69 yılları arasında İspanya`ya gitmiştir; ve daha sonra 1797 `den itibaren yoksulluk içinde ölene kadar İspanya`da kalmıştır.4 çello konçertosu,20 senfoni,125 yaylı çalgılar beşlisi,102 yaylı çalgılar dörtlüsü ve birçok oda müziği eserleri;İpanyol operası"Clementina";kilise müziği çalışmaları arasındadır.

BÖHM,Georg(1661-1733):Kuzey Almanyalı org seslendirmecisi.Bach`ın etkisinde yazılmış vokal ve çalgılar için besteleri bulunmaktadır.

BOMBARDON:Tuba ailesi üyesi nikelden üç pistonlu büyük nefesli bir çalgı.

BORODIN,Alexander(1833-1887)[Porphyrevich]:Rus besteci,aynı zamanda kimya profesörü,bu nedenle müziğe az zaman ayırabilmiştir.Bir prensin evlilik dışı oğludur;Balakirev`in öğrencisi olmuştur;The Miyhty Hadful adındaki ulusal besteciler grubunun üyesidir."Prens Igor"(bitmemiş,Rimsky Korsakov ve Glazunov tarafından tamamlanmıştır)operası,ki buna "Poloveç Dansları"dahildir;3 senfoni"Ora Asya`nın Dağlarında"senfonik şiiri;2 yaylı çalgılar dörtlüsü;şarkılar eserleri arasındadır.

BOSTON:Çok ağır bir Amerikan valsidir.

BRAHMS, Johannes:1800`lü yy içindeki romantizm akımının önemli Alman bestecilerinden biridir.7 Mayıs 1833`te Hamburg doğumludur.Bir kontrabas çalan babanın oğludur. ilk derslerini Eduard Marxsen`den almış, Marxsen Brahms`ın müzik yaşantısı içinde önemli rol oynamıştır.Klasik müziğin önde gelen bu bestecisi,Datmold ve Hamburg`da uzun zaman orkestra şefliğinde bulunmuş ve 1862`de Viyana`ya gelmiştir.Burada çeşitli konserler yönetmiştir.1875`ten sonra bağımsız olarak çalışmış ve ikinci vatanı sayabileceğimiz Viyana`da 3 Nisan 1897`de ölmüştür.Brahms`ın bütün eserleri Kuzey Almanya ulusal ruhunu yansıtırlar.Bestekarlar arasında yalnız Wagner`le iyi anlaşabilmiştir.Bu iki büyük sanatçı biri opera,diğeri çalgısal alanda düşünce birliği içinde olmuşlardır.

BRUCH, Max(1838-1920):Alman besteci,1880-83 arasında Liverpool Flarmoni Topluluğunda orkestra şefliği yapmıştır.Çello ve orkestra için"Kol Nidrei";3 senfoni,operalar eserleri arasındadır.

BOLERO: Bir çeşit İspanyol dansı. Üç vuruşludur, kastanyet eşliğinde oynanır. Bu dansa sanat müziğinde de rastlanmaktadır. En ünlü Bolero, Ravel’in yazdığı aynı adlı orkestra yapıtıdır.

BOURREE (Fran.): Fransa’nın Auvergne bölgesinden doğma şen bir dans. Dört zamanlıdır. Barok süitlerinde kullanılmıştır.

BUFFO (İtal.): Güldürücü. Operalarda güldürücü rollere çıkan şarkıcı.

BURLESCA (İtal.): Güldürücü alaycı karakterli bestelere verilen ad. Bach’ın “la minör” klavsen partitasında bu adın ilk kullanılışından birine rastlanılır.

Buzuki (yunanca το μπουζούκι)(bouziki) çağdaş Yunan müziğinin belli başlı çalgılarındandır. Buzuki turkçe bozuk saz dan turemiştir, bozuk düzenden gelmiştir ve bu türk folklerinde bir çalma usulûdûr aynı zamanda. Buzuki, Bağlama ve Kopuzla aynı aileye aittir, Rembetika muzik kulturunun etkin muzik aletidir. Buzukiye İrlanda folklöründe de rastlanılır. Yumurta biçimli gövdesi ve uzun sapıyla ud ailesinden gelen bir sazdır. Gövdesinin ön kısmı genelde sedef kakmalar ile süslenir. Mızrap veya pena ile çalınan buzukinin parlak ve metalik bir sesi vardır.
Buzukiyi üç çeşide ayırabiliriz:
· Trichordo üç çift tele sahiptir.
· Tetrachordo dört çift tele sahiptir.
· Irish dört çift tele ve düz bir sırta sahiptir.



C HARFİ

CACOPHONİE (Fran.): Kakışma. Geleneksel armoni kurallarına göre uyumsuz sayılan nota bileşimi.

CADENZA (İtal.): (kadans. Fran: Cadence. Alm: Kadenz) Latince “düşmek” anlamına gelen “cadere” sözcüğünden. (1) Melodi ve armonide, bir dinlenme noktasına varış. (2) Yorumda, düşüş noktasına, parçanın ana tonalitesine varırken çalınan yada söylenen süslü, gösterişli geçit; genellikle konçertolarda rastlanır.

CAMERA (İtal.): “Oda” anlamına gelir. “sonata da camera”, yada “concerto da camera”, dindışı niteliği olan çalgı müziklerini anlatmak için kullanılan terimlerdir. “sonata da camera”, dürlü dansların art arda dizilmesi bakımından süite benzer.

CANTABİLE (İtal.): Şarkı söyler gibi.

CANTO (İtal.): Şarkı.

CANZONE (İtal.): (1) Halk şarkısı. (2) Çok sesli şarkı. (3) Yazı bakımından madrigali andıran; iki yada üç sesli çalgı müziği parçası. Canzonetta: Kısa “ Canzone”.

CARPET, Lucien(1873-1928):Fransız kemancı,1907`den sonra Paris konservatuar`ında profesör olmuştur.Hocası Maurin`in yerinedünyaca tanınmış bir yaylı çalgılar dörtlüsünün şefliğini yapmıştır.

CAPELLA (İtal.): Bir müzik parçasını seslendiren türlü çalgılardan kurulu topluluk.

CAPRİCCİO (İtal.): Başlangıçta fuga yazısına dayanan bir türlü çalgı müziğini tanıtması bakımından “ricercar” ve “fantasia” ile aynı anlama gelirdi. Bugün beklenmedik etkiler taşıyan “kaprisli” besteler için kullanılmaktadır.

CAVALLI, Francesca(1602-1676):Opera bestecisi.Venedik tarzı olarak adlandırılan bir aktarım ile operalar yazmıştır.Roma`da Marcus kilisesinde koristlik, 1.organistlik, 3 yıl sonra da orkestra şefliği yapmıştır.İlginç resitatif(konuşur gibi söyleme) ve melodik aryaları dikkat çeker.Cavalli`nin bilinen ünlü operalarından biri de Fransa Kralı 14.Louis`nin düğünü için yazdığı "Ercole Amante"operasıdır.

CAVATA:Aryaya benzer bir vokal türüdür.

CAVATİNA (İtal.): Daha arık, daha gösterişsiz bir arya türü.

CAZ=Caz ilk kez Lousiana, New Orleans'ta, 1900'ların başında gelişmeye başladı. Caz müziği, mavi notalar, senkop, swing, çoklu ritim, atışma, ve doğaçlama tekniklerini kullanır; Afrikalı amerikası ve batı müziği tekniklerinin harmanlanmasıdır. Bu müziğin dünya ile tanışması ise 1917 yılında Dixieland Jazz Band'in ilk plaklarının piyasaya çıkmasıyla olmuştur.
CAZ ve Kökeni
Cazın kökeni Batı Afrika - ruhani törenler, blues ve ragtime - ve batı dünyası geleneklerinden - Avrupa ordu bandoları- gelir. 20. yüzyıl'ın başında oluşmasından sonra caz stilleri yayılmaya, müzik akımlarını etkilemeye başladı. Caz kelimesinin kökeninin o dönemin argosundan geldiği düşünülmektedir. Önerilen anlamlar enerjik, ruhani ve titreşimdir.
Cazın ilk yıllarında en çok beslendiği akım bluesdur. Blues, Amerika'ya gelen köle afrikalıların halk müziğiydi. Bu tür de afrikadaki geleneksel müzikten kaynaklanmıştır. Bu nedenle caz, pek çok caz müzisyeni için afrikalıların icat ettiği bir müziktir.
Ordu bandolarının müzik aletleri caz müziğinin en önemli enstrumanları olmaya başladı: nefesliler, üflemeliler ve vurmalı sazlar. Geneli alaylı olan zenci müzisyenler, kendi ufak gruplarını kurmaya başladırlar. Gezici olan ve cenazelerde çalan bu gruplar, müziğin kısa sürede çok fazla kişiye ulaşmasını sağladılar.
Savaş sonrasında açılan siyahlara özel okullar ve sivil topluluklar daha fazla eğitimli müzisyen yetişmesine olanak sağladılar. Lorenzo Tio ve Scott Joplin klasik Avrupa müzik eğitiminden geçen ilk caz müzisyenlerindendir. Eğitilmiş yetenekler, ürettiklerinin daha uzun ömürlü olmalarını sağlamış ve doğaçlama müziklerine katkıda bulunmuştur.
Cazın Gelişimi
1 - Ragtime : Bunun başlangıcı, eski zencilerin, çeşitli törenlerde söyledikleri şarkılara kadar uzanır. Parçaya ve ritmik bir şekilde ayrı ayrı ve bir çok seslerin meydana getirdiği ses dizisi takip eder. Cazın 1917 yılına kadar sürmüş olan bu devresinde yetişen musikişinasların en ünlüsü Elly Roli Martondır. Bu devrede çalınan parçalardan günümüze tek bir plâk bile kalmamıştır.
2 - Blues : Amerikalı zencilerin çalışma sırasında söyledikleri halk şarkıları biçimi olan Blues, cazı meydana getiren en önemli unsurdur. İfade muhtevası bakımından zencinin iç sıkıntısını, hüznünü ifade eder.
3 - Hot Caz : Cazın perdeye ve sahneye geçmesinden sonra gelişen melodilerle meydana gelmiştir. Bu gelişmede herkes kendi stili bir solo yapar.
4 - Swing : Hot müziğinin devamı ve tekâmülüdür. Bu tekâmülde cazın karakteri kesin olarak belli olmuş, caz bütün cepheleriyle olgunlaşmış ve tamamlanmış bir müzik haline gelmiştir. Bu tekâmülde bilhassa klâsik musiki parçalarının caz müziğine uydurulması ön plânda yer alır. Bu çağda Louis Armstrong, Colemas Havvkins, Lester Young, Roy Eldridge, Glenn Miller gibi büyük caz sanatçıları yetişmiştir.
Cazda ölçü dört zamanlıdır. Dört zamanlı ölçünün zayıf zaman denilen ikinci ve dördüncü vuruşlarının vurgulanmış ve temponun dinleyenlere dans etme arzusu verecek şekilde hafiflik ve rahatlıkla yaşatılması cazın başlıca özelliğidir. Caz, armoni bakımından musikiye bir şey getirmemiş, buna rağmen melodi bakımından bir yenilik getirmiştir.
Bir caz topluluğu, enstrümantasyon bakımından melodi ve ritim olmak üzere iki bölüme ayrılır. Melodi bölümünde trompet , trombon, klarnet, saksafon, gibi nefesli çalgıları; ritim bölümünde piyano, kontrbas, gitar ve davul vardır. Keman, flüt, akordiyon, mandolin gibi çalgılar ya az ya da hiç kullanılmaz. Caz müziği toplulukları, caz müziklerini seslendirmek üzere oluşturulan topluluklardır. Caz müzik topluluklarında genelde saksafon, trompet, klarnet, trombon, piyano, kontrbas, gitar gibi çalgılar kullanılır. İnsan sesi ön plandadır. Bestelenmiş şekliyle seslendirilmiş olmasının yanı sıra genellikle doğaçlama olarak çalınması en büyük özelliğidir.
CAZ da Doğaçlama
Caz müziğini tanımlamak güçtür, ama olası tanımları arasında genel kabul gören, önemli bir öğesinin doğaçlama olduğudur. Doğaçlamanın kökenleri yine Afrika'ya dayanmaktadır. Özellikle Blues'da sık rastlanan atışma, tek başına doğaçlamadır.
Doğaçlamanın formu zamanla değişmiştir. İlk zamanlarda sadece atışma iken, daha sonra sözlere yerleşmiş ve nihayetinde melodiye yerleşmiştir. Dixieland cazında, müzisyenler sırayla melodiler çalarak, bir şekilde atışmaktaydırlar. Daha sonra oluşan klasik caz formunda ise, müzisyenlerin belirli bir melodiye bağlı kalarak doğaçlama yapmaları vardır. Bu nedenle caz, yeni bir yorum getirmektir.
Swing döneminde, büyük bandolar notalarla düzenlemeler yaptılar. Diğer yandan solo müzisyenleri doğaçlamalarına bu çerçevede devam ettiler. Bebop'ta ise doğaçlama daha fazla alan buldu, en başta çalınan melodi doğaçlamalar ile farklı yerlere gidebiliyor, eserin sonunda ise melodiye tekrar geri dönülüyordu. Zamanla doğaçlamaların egemenliği caz müziğinde arttı, hatta ritim üzerinden bile gözlemlenebilir oldu.
Müzisyenlerden biri doğaçlamaya başlayınca, diğer müzisyenler ona eşlik edebilir, ya da bir kaç akor ile arka plana geçebilir.

CELESTA: Mekanizması piyanoyu andıran klavyeli küçük çalgı. Alanı orta”da” dan yukarı dört oktavdır.

CHACONNE (Fran. İtalyancası Ciacona): İspanyol kaynaklı olduğu sanılan bir dans. Aslında 4/4 ölçüdedir. Sanat müziğinde kullanılışı, pes alanda tekrarlanan ¾ ölçüdeki motif üzerine çeşitlemelere dayanır. Passacaglia’ya benzer.

CHOPIN, Frêdêric: Polonyalı bir müzisyen,büyük piano virtüözü ve besteci.Varşova yakınında küçük bir kasaba olan Zelazowa`da 22 Şubat 1810 tarihinde doğmuştur.Babası Fransa`nın Nancy şehrinden Polonya`ya göç etmiş bir fransız olan Nicola Chopin ve annesi Polonyalı Justine Krzyzanowka`dır.Chopin`de müzik yeteneği küçük yaşta belirmiştir.19 yaşında polonya`yı terkeden genç usta,Viyana`ya gelmiş ve verdiği konserlerde dinleyicilerini parlak virtüözitesine hayran bırakmıştır.1830`da Paris`e gelerek orada yerleşmiştir.Burada Kalkbrender`den aldığı derslerle iyi bir piyanist ve besteci olmuştur.Chopin bu tarihten sonra Paris`te verdiği dersler sayesinde ve bir sürü hayran arasında oldukça rahat bir hayat sürmüştür.Edebiyat ve müzik çevresinde bir sürü dost edinmiştir.Bunların arasında Balzac, Berlioz, Heine, Liszt ve Meyerbeer gibi başta gelen sanat büyükleri de bulunuyordu.1836`da Fransız kadın roman yazarı Georges Sand ile tanışmıştır.Bu tanışma edebiyat ve müzik tarihinin kaydettiği en büyük aşklardan birinin başlangıcı olmuştur.Kadının sadakatsizliği yüzünden çabuk ayrılmışlarsa da hassas ve ince sanatçı Chopin,sevdiği kadını bir türlü unutamamış,yıllarca bu sevginin etkisi altında kalmıştır.Düşman işgali altındaki vatanına dönmemek de onun için bitmez bir üzüntü sebebi olmuş,eserlerinde nostaljinin verdiği bu acıyı yansıtmak istemiştir.Chopin 39 yaşında 17 Ekim 1849`da Paris`te ölmüştür.

Chopin hemen hemen yalnız piano için eserler yazmıştır.Bunların arasında polonya müzik türlerinin örnekleri vardır.Başlıca eserleri şunlardır:Orkestra ve piano için; 2 konçerto, op.11 ve op. 21 "Don Juan" adlı fantazi,"Polonya Halk Şarkıları Üzerine Fantazi", "Krowiak"op.14, "Polonez"op.22,Yalnız piano için 3 sonat,56 mazurka ve 27 etüt,25 prelüd, 19 nocturne, 15 vals ,13 polonez, 4 ballad, 4 empromtü, 3 ekose, 3 rondo.Viyolonsel sonatı, viyolonsel ve piyano duosu, 17 polonya şarkısı.

Bütün bu eserleri ile Chopin pianoda yeni bir stilin yaratıcısı olmuştur.Melodi ve armoni zenginliği yüksek niteliktedir.Güzel üslubu,temaların zarifliği ve tatlılığı ile yarattığı eserler tam romantik karakteriyle piano edebiyatının en güzel örnekleri içinde yeralır.

CLAVIS(Klavis)lat.) Org tuşları için kullanılan anhtar işaretidir.

CLEMENTI, Muzio(1752-1832):Klasik dönemin belli başlı piano virtüözlerindendir.Alman soyu ile anne tarafından bağlantısı bulunan Clementi Romalı bir kuyumcunun oğludur.Küçük yaşta müziğe başlayan Clementi 14 yaşında Sir P. Beckford adlı bir İngiliz`in koruması altında İngiltere`ye gitmiş,1770`e kadar Londra`da kalmıştır.Bu tarihten yetmiş yaşına kadar yazdığı piano için sonatlar ve eserler piano üzerindeki virtüözitesine örnek oluşturur.1800`lü yılların başlarındaki dünyanın en yetkin piyanistleri: J.B.Cramer, J.Field,A.Klengel ve Kalkbrenner Clementi okulunda yetişmişlerdir.Mozart ve Beethoven`ın döneminin müziksel kimliğini içselleştiren bu ünlü piano virtüözünün eğitici etkisiher bestecinin üzerinde de büyük etkiler bırakmıştır.Özellikle Beethoven,Clementi`nin bellibaşlı hayranlarından biri olmuştur.Clementi bütün hayatı boyunca 106 piyano sonatı yazmıştır.Okulunu kuran büyük eseri "Mêthode pour le pianoforte"adını taşır.

CODA (İtal.): “kuyruk” anlamındadır. Bir bestenin sonuna konan bitiş bölümü.

COURANTE (Fran. İtalyancası Corrente): 16. yy.’da ortaya çıkmış, hızlı tempoda, üçlü zaman ölçüsünde Fransız dansı.

CON SORDINO(Kon sordino):Besteciler tarafından belirtilen yerlerde yaylı sazlara takılan ve yine işaret ettiği yerlerde çıkarılan,seslerin volume ve tonunu (azaltarak) değiştiren malzemeyi kullanarak çalma işareti.

CORELLI,Arcangelo(1653-1713):İtalyan Barokunun bilinen önemli bestecilerindendir.17 Şubat 1653`te İmola`da doğmuştur.İlk müzik eğitimini Benvenuti`den ve M.Simonelli`den almıştır.Almanya`ya gitmiş, ayrıca Parise gelerek bir süre Paris`te kalmıştır.Tekrar Roma`ya dönen Corelli 1690`dan sonra Kardinal Ottoboni`nin koruması altına geçmiştir.Chrysandel`in Haendel biyografisinde bahsettiği Ottoboni,saray konserlerini ölümüne dek yönetmiştir(1713).Corelli özellikle keman tekniğinde yetkin ve etkili bir bestecidir.24 kilise sonatı, 24 oda sonatı, keman için 12 solo sonatı ve bir çok konçertogrosso`lar yazmıştır.

Corelli, kendi zamanında ve sonrasında diğer birçok besteciler üzerinde etkiler yapmıştır.Döneminde,çalgı müziğine önem verilmemesine karşın bestecinin eserleri genelde hayranlıkla karşılanmıştır.bugün için bu eserler bize İtalyan Baroku ile ilgili tipik bilgi verir.Keman için yazdığı eserlerin largo ve adagio bölümleri etkileyici bir güzellik taşır.J.S.Bach, Corelli`nin önde gelen hayranlarındandı.Bunu,onun temaları üzerinde yazdığı varyasyon ve fügler göstermektedir.

CORNELIUS, Peter(1824-1874):Liszt ve wagner çevresindeki ünlü Alman besteci.Meinz`da doğmuştur.Aynı ada sahip yine ünlü olan Alman ressamı Cornelius`un yeğenidir.Önce edeviyata merak saran ve şairliğe özenen Besteci,sonra bundan vazgeçmiş ve 1853`da Weimar`da Liszt`le tanıştıktan sonra müziğe yönelimi hızlanmıştır.Şair besteci,ilk eseri olan bir şarkı albümü ile geniş ilgi toplamıştır.Birkaç yıl sonra en bilinen eseri komik opera "Bağdad Berberi"ni yazmıştır.Eser 1858`de Weimar`da ilk defa olarak Fransız Liszt`in yönetimi ile oynanmıştır.1859`da Viyana`ya giden Cornelius orada Wagner`i tanımış ve hayran olmuştur.O da Wagner gibi Gluck hayranıdır.Cornelius Wagner`e olan hayranlığını da Tristanla büyük benzerlik gösteren "Gunlöd" operasında gösterir.Buna karşın asıl yeniliği ve özgünlüğü ilk operası olan "Bağdad Berberi"ile getirmiştir.Komik opera 19.yy romantik havası içinde kaybolmuş,fakat Cornelius ilk operasıyla bu ihmal edilmiş türü tekrar ve çok güzel biçimde ortaya çıkarmıştır.Bseteci operalarından başka lirik,çok güzel şarkılarda bestelemiştir.Bunların en güzelleri "Nişanı ve Noel" adı altında toplanmıştır.

COUPERIN,François(1668-1733):Aynı ismi taşıyan birçok organist yetiştiren bir Fransız ailesinin en tanınmış ismidir.1693`ten itibaren Paris`te saray klavsenistliği yapmıştır.1698`ten sonra St.Gervaise`e organist olmuştur.Okulunu kuran çnemli eseri "L`Art de Toucher le Clavcin"adlı eseri 1717`de yazılmıştır.Couperin bundan başka dört defter halinde "Piêces de Clavecin"adını taşıyan klavsen parçalarını sunmuştur.Bunlardan başka birçok trio sonatları vardır.Besteci,Fransa`da çalgı müziğinin büyük temsilcisidir.Okulu gerek zamanında ve gerek daha sonra gelen besteciler üzerinde geniş etkiler bırakmıştır.

CREDO (İtal.): Dua.

CRESCENDO: Sesi gitgide yükselterek.

CUI,Sezar Antonoviç(1835-1918):Rus besteci aynı zamanda Rus ordusu subayıdır.Önemli eseri "La Musique en Russie"adını taşır.Cui,birçok da operalar bestelemiştir."Kafkasya`da Esir"(1857), "william Ratclif"(1863), "Angelo" (1876), "Metteo Falcone"(1908) vs.. Ayrıca 4 orkestra süiti,oda müziği eserleri ve 300 kadar şarkı da yazmıştır.Cui,Balakirev ve Dargomiski ile Rus müzik okulu olarak adlandırılan grubun belli başlı üyelerinden biridir.
CURA= Türk halk çalgılarından biridir. Uzunluğu 55-60 cm kadardır ve bağlama ailesinin en küçük çalgısıdır. Cura genellikle altı, beş, dört ya da üç tellidir. İki telli curalar da vardır. Bu curaların alt teli "la", üst teli "re" sesine ayarlanmıştır. Curaların tekne derinlikleri ile göğüs genişlikleri 15 cm dolayındadır. Sap uzunlukları ise 40 cm kadardır. Sapın ucundaki burgu denen anahtarlarla çalgı akort edilir. Dört telli curalarda üstteki tel ahenk telidir. Öbür teller bu ahenk telinin sesine ayarlanır. Sapları kısa olduğu için curalarda az sayıda perde bulunur.
Cura mızrapla ya da tellere parmakla vurularak çalınır. Ama genelde tek başına çalınan bir çalgı değildir. Yaygın olarak öbür sazlarla birlikte çalınır. Bağlamanın bir oktav tizine ayarlanan sesi, öbür sazların içinde belirginleşerek ezgiye hareket ve renk katar. Oyun havalarının kıvrak ve hareketli çalınış biçimine uygun bir çalgıdır.Curalar büyüklüklerine göre değişik adlar alır. Curadan biraz büyük olanlara "cura bağlama" denir. Sesi curadan daha kalın olan cura bağlama en yaygın kullanılan cura türüdür. "Cura cura" ya da "cura zurna" adıyla bilinen tür ise curadan daha küçüktür ve sevimli görünüşü nedeniyle süs eşyası olarak çokça kullanılır.

CZERNY, Carl(1791-1857):19.yy en büyük piyanist ve öğretmenlerinden biridir.Önce babası Viyana`lı piyanist Wenzel Czerny`den eğitim almış,sonra Beethoven ve Emmanuel Bach`tan dersler almıştır.Frans Liszt`in öğretmenliğini yapmış ve en büyük piyano virtüözünü yetiştirmiştir.Piyano eğitimi ile ilgili çok önemli ve değerli eserleri bugün hala çalınmaktadır.Bunların en önemlileri:"Büyük Piano Okulu" op.500, "40 Gündelik Çalışma" op.337, "Legato ve Stacato Okulu" op.335, "Virtüöz Okulu" op.365`dir.

Ç HARFİ

ÇALGILAMA (fran. İngilizcesi: Instrumentation): Çalgıların tını nitelikleri, ses sınırları, birbirleriyle birleştiklerinde, ne türlü sonuçların ortaya çıkabileceği konusundaki bilgilerin tümü.

ÇALYAPIN, Fedor İvanoviç(1873-1938):Rusya`da doğan bas,gençliğinde uzun süre Tüflis`te kalmış,ilk derslerini orada almıştır.İlk konserini de 1894 yılında yine orada vermiştir.Aynı yıl Petersburg`a çağırılmıştır.Burada iki yıl kaldıktan sonra Moskova`ya gitmiş ve birçok ulusal Rus operalarında baş rolde oynamıştır.1901`de ilk defa ülkesi dışına çıkmıştır.İlk olarak Milano`da Scala Operasında çalışmış,1907`de yılında New York Metropolitan Operasına gitmişse de çok kalmayarak dönmüştür.Buraya ikinci defa Londra`da verdiği konserlerden sonra dönmüş,bu sefer uzun süre kalmıştır.Çalyapin en çok Rossini`nin "Sevil Berberi"operasındaki "Don Basilio", Verdi`nin "Don Carlos" operasındaki kral, Massenet`in "Don Kişot" operasında DonKişot ve Gounod`nun "Faust" operasında Mefistofele rollerindeki başarısı ile tanınmıştır.

ÇEMBALO(cembalo)(alm.Kielflügel fran.Clavecin İng.Hapsichord):Tuşlu,piano biçimi müzik aleti.Cembalo pianonun atasıdır ve 14. yy da meydana çıkmış ve gittikçe gelişmiştir.Bu müzik aletini yapmakla ünlü ustaların başında İtalya`da G.A.Baffo ve Almanya`da Silbermann gelir.18. yy sonlarına doğru cembalo yerini yavaş yavaş pianoya bırakmıştır

ÇEŞİTLEME (Fran. Variation): Bir temanın, bir konunun, bir düşünün değişikliklerle tekrarlanması. Değişim, ritm, armoni ve melodide, çoğu kere konunun her bir tekrarında bunlardan yalnız birinde yapılır.

D HARFİ

DA CAPODa Kapo)(ital.) Eserin tekrar,baştan çalınmasını gösteren işaret ismi.

DEBUSSY, Claude-Achille [Asıl adı Achille-Claude](1862-1918):Fransız besteci, eleştirmen.Paris`te doğmuştur ve Paris`te çalışıp ölmüştür.1881`de Rusya`yı ziyaret etmiştir.Görsel sanatta empresyonizm akımına denk gelen armoni ve müzikal ve müzikal yapı değişiklikleri yapmıştır.Verlaine ve Baudelaire gibi şairlerle çalışmıştır.İlk Wagner karşıtlarındandır."Pellas ve Melisande" operası kendinden öncekilere hiç benzemez.Sesin doğal bükülmelerini geliştirdiği için Musorgsky`ye minnettar kalmıştır.İlk önemli başarısını "Faun`un öğleden sonrası" ile 1894`te almıştır.Ayrıca "Kutsal damozel" kantatını bestelemiştir. Orkestra için "Iberia", "Deniz", "Nocturneler" ve başka eserler bestelemiştir.Piano prelüdlerinden oluşan iki kitap, "Suite bergamasque" ve "Çocukların köşesi" gibi piano eserleri,yaylı çalgılar dörtlüsü,keman sonatı,viyolonsel sonatı,"Kral Lear" ve "şehit St.Sebastian"için yaptığı besteler çalışmaları arasındadır.

DECRESCENDO (İtal.): Gitgide hafifleyerek ve ses yoğunluğunu düşürerek.

DELIUS, Friedrich(1863-1934):İngiliz besteci,baba tarafından Alman`dır.İlk müzik bilgisini babasından almış,sonra Leipzig Konservatuarında Eduard Grieg yanında bestecilik öğrenimini görmüştür.Mezun olduktan sonra Nitzsche`nin "Böyle Buyurdu Zerdüşt" adlı eseri üzerine "Hayatın Duası" adlı oratoryosunu yazmıştır.Delius özellikle bu eserleriyle ünlenmiştir. Bundan sonra birçok operalar yazmıştır.Bunların başlıcaları; "Romeo ve Juliette Köyde", "Fennimore ve Gerda" adlarını taşır. Çalgı müziğine ait pek çok eseri vardır.Bunlardan bazıları Norveç süiti,"Appalachia"ve" Song Before Sunrise" adını taşıyan varyasyonlar, bir keman, bir piano konçertosudur.

DESPREZ, Josse yahut Josquin(1450-1521):Hollandalı besteci, 1450`de Hannegau`da doğmuştur.Ockeghem`in öğrencisidir.Milano, Roma, Cambrai, Paris`e gitmiştir.Kilise müziği ve "Chanson" bestelemiştir.Yazış tekniği açıklayan bir eser öğrencisi tarafından yayımlanmıştır.

DİALOG(yun.):İki kişinin karşılıklı konuşması.Orta çağ kilise müziğinde oratoryo şeklinde şarkılarda ve sonraları kantatlarda kullanılan şeklidir.

DİAPASON (Diyapazon): Yunanca’da sekizinci aralık anlamına gelir. Fransızca’da, ses uyulmamasında kullanılan ve “LA” sesini veren aracın adı.

DIATONIQUE(diyatonik):İçinde yabancı,"kromatik" sesler bulunmayan gam

DIMINUENDO(ital.):Ağırlaşarak,zayıflayarak.

DİSSONANCE (Fran.) Bak. CACOPHONİE…

Distorsiyon=bir müzik aletinin doğal sesinin değiştirilme, çarpıtılma işlemine denir. Yaygın olarak gitar ve elektrogitar için kullanılır. Diğer müzik aletleri ve insan sesi için de çeşitli distorsiyon gereçleri kullanılabilmektedir. Distorsiyonlu gitar sesi rock, heavy metal, blues, pop vb. birçok müzik türünde vazgeçilmez bir unsurdur.
Bir müzik aletinin sesini distorsiyona uğratmak için; genel olarak ayakla kumanda edilen pedal biçiminde yapılmış elektronik aletler, dahilî distorsiyon işlevi gören elektronik devreleri de olan gitar yükselticileri ya da bilgisayar programları kullanılır.
Yapılan müzik tarzına göre sonuçları farklı birçok distorsiyon pedalı bulunmaktadır. Örneğin blues için genellikle yumuşak distorsiyon (veya overdrive) pedalları kullanılırken, metal için çok sert ve sivri ses veren pedallar kullanılır.
Bazı tek gövdeli gitar yükselteçleri dahili distorsiyon efektlerine sahip olabilmektedir. Giriş seviyesinde gitaristler için çoğu zaman yeterli olan bu türler, sınırlı seçenekler sunmaları nedeniyle sahne çalışmaları için yeterli olmayabilirler.
Divan= klasik Türk müziğinde en az üçer kıtalık şiirlerden bestelenen şarkıları tanımlar. Bu kıtalar birbirlerinden ara nağmelerle ayrılır. Her kıtanın başında genellikle "ah", "yâr" gibi bir terennüm sözcüğü eklenir. Kıtalardan biri yer yer ritimsiz okunacak şekildedir. Bir diğer kıta da "doğaçlama" görüntüsü vermesi amacıyla tümüyle ritimsiz olarak bestelenir.

DİVİRTİMENTO (İtal. Fransızca divertissement: (1) Operada danslar bölümü. (2) Çalgı müziğinde, danslar dizisi. 18. yy.’da süit’den çıkma bir biçim.

DİYEZ (Fran.Diése, İng.Sharp, Alm.Kreuz) Bir notayı yarım aralık tizleştiren işaret.

DOLCE (İtal.): Tatlı ve yumuşak.

DOLENDO (İtal.): Üzüntülü.

DONIZETTI, Gaetano(1797-1848):İtalyan operasının başarılı maestrolarından biridir.Nesildaşları olan Rossini, Bellini, Bergamoda ve S.Mayr arasında hemen aynı derecede tanınmıştır.19.yy da Türkiye`ye gelerek saray bandosunu kuran ve uzun yıllar kalarak paşalığa kadar yükselen Guiseppe, Donizetti`nin ağabeyidir.İlk müzik derslerini, doğduğu şehir olan Bolonya`da Piloti`den almış ve sonra Rossini tarzında birkaç opera yazmıştır.Fakat en büyük başarısını gerçek bir buffo ruhu taşıyan iki operasıyla yapmıştır.Bunlardan biri "Aşk İksiri -L`Elisire d`Amore", diğeri "Don Pasquale"dır.İlk trajik operaları arasında" Anna Bolena","Lucrezia Borgia" ve "Lucia di Lammermoor" gelir.Donizetti Fransız-İtalyan operası tarzında Paris için iki ünlü eserini yazmıştır; "Alayın Kızı" ve "İl Favorita".Napoli için "Cattarina Carnaro" yu yazmış, bu eserde büyük bir başarı kazanmıştır.Dozetti genç yaşta felce uğramış ve kısa bir zaman sonra ölmüştür.Bütün hayatı boyunca 70 opera ve birçok kilise eserleri yazmıştır

DÖNEMSEL BİÇİM (fran. Forme cyclique): Sonat biçiminde yazılmış yapıtlarda, ilk bölümde sunulan konuların, sonraki bölümlerde de kullanılması. Örnek: César Franck’ın “re minör” senfonisi.

DRAMMA DER MUSİCA (İtal.): müzikli oyun. Opera.

DUBOIS, Thêodore(1837-1924):Fransız besteci, Ambrosius Thomas`ın okulundandır.1894`ten sonra hocasının yerine Paris Konservatuarına profesör olmuştur.En ünlü eseri bir dram olan-oratoryo "Le Paradis Perdu-Kayıp Cennet" tir.Eser 4 bölümdür.

DUET, DUO: İki ses için müzik.

DUFAY, Guillaume(1400-1474):Hannegau civarında Chimay`da doğmuştur.İlk müzik öğrenimini Cambrai`de yapmış, 1428-1437 yılları arasında papalık şapelinde ve sonra da Philipp von Burgund`un hizmetinde çalışmıştır.1450`de ölmüştür.İtalyan-Fransız, Güney-Kuzey kültürünün etkilerini gösteren eserler vardır, özellikle mesler, motetler yazmıştır.

DUKAS, Paul(1865-1935):Paris`te doğmuştur.1909`da aynı şehir konservatuarına profesör olmuştur.Sanata zamanının diğer bestecileri gibi Wagner etkisinde eserlerle başlamış,sonraları Maeterlinck`in "Ariane et Barbe Bleue-Ariane ve Mavisakal" adlı eseri üzerine yazdığı aynı isimli operasıyla empresyonizme eğilim göstermiştir.Dukas`ın en tanınmış eseri mizahi karakterli bir orkestra parçası olan "Acemi Sihirbaz" dır.Eser Goethe`nin aynı ismi taşıyan şiirinden yapılmıştır.

DURANTE, Francesco(1684-1755):İtalayn besteci,daha çok kilise müziği bestelemiştir.Kuramcı ve öğretmen olarak da tanınır.Pergolesi,Paisiello ve diğerlerinin öğretmeni olmuştur.

DVORAK,Antonin(1841-1904):Çek besteci,1866-73 yılları arasında Smetana tarafından yönetilen Çek Ulusal Tiyatro Orkestrası`nda keman çalmış ve Smetana`dan etkilenmiştir.1874`te Brahms`la arkadaş olmuştur.Dokuz kere ziyaret ettiği İngiltere`de çalınması için "Spectre`nin Köprüsü" kantatını yazmıştır.1891`de Prag konservatuarında yöneticilik,1892-95 arasında da New York`taki Ulusal konservatuarda yönetcilik yapmıştır.Bu dönemde yaylı çalgılar dörtlüsü "Amerikalı"yı ve mi minörde 9. Senfoniyi("Yeni Dünyadan")bestelemiştir.Bu eser 2. dünya savaşından sonrasına kadar 5. Senfoni olarak bilinir ve ondan önceki 4 taneside kronolojik olarak yanlış sıralanırdı.Bestecinin ölümüne kadar basılmamış olan daha önceki 4 senfoni numaralanmamıştır.Şimdi senfonileri kronolojik olarak şöyle sıralanmaktadır:1.Do minör("Zlonice`nin Çanları"), 2.Si bemol, 3.Mi bemol, 4.Re minör, 5.Fa, 6.Re, 7.Re minör, 8.Sol.Ulusal Çek tarzında "Slovak Dansları"nı ve Slovak Rapsodileri"ni yazmıştır, ama bunlar diğer eserleri kadar öne çıkmamıştır.Diğer besteleri arasında piano konçertosu, keman konçertosu,viyolonsel konçertosu(Si minörde), 3 konser üvertürü,yaylı çalgılar dörtlüsü için 14 eser, bir piano beşlisi, piano şarkıları, başka birçok şarkı ve part-songs vardır.

DÜZENLEME (Fran. Arrangement, Tranambion): Bir ortam için yazılmış bir yapıtı bir başka ortama aktarmak. Örnek: Schubert’in şarkılarını Liszt’in piyano için düzenlemesi… Bach’ın org yapıtlarını, Stoskovski’nin orkestra için düzenlemesi.

E HARFİ

EBERL, Anton(1766-1934):Viyana`lı piyanist ve besteci,Mozart`ın öğrencisidir.Hocası yolunda klasizmin devamcısı ve erken romantizmin habercilerinden olmuştur.Eberl,özellikle çalgı müziğine ait eserleri ile tanınmıştır.Senfoniler, piano konçertoları, sonatlar ve birçok oda müziği eserleri bırakmıştır.

ELGAR,Edward(1857-1934):İngiliz Besteci,kendi kendini eğitmiştir.Roman katoliktir, ancak (Anglikan katedralleri temelli)" Üç Koro Festivali"ne daha çok katılmıştır.1899-1900 yılları arasında "Enigma Varyasyonları" ve "Gerantius`un Rüyası"eserleri ile adını duyurmuştur."Deniz Resimleri" şarkı döngüsünü de yazmıştır.Daha sonra "Apostles" ve "Krallık" (tamamlanmamış trilogy`nin ilk iki bölümü olarak tanınır.)oratoryoları; "Müzik yapımcıları" kantatı; 2 senfoni; senfonik bir çalışma resitatifi;yaylılar için "Giriş"ve "Allegro"; keman konçertosu; viyolonsel konçertosu; oda müziği, vb. bestelemiştir.Az miktarda olan 1919 sonrası çalışmalarını brass band için "Severn Suite" dahildir.1904`te şövalye ünvanı, 1911`de yararlılık rütbesi almıştır; 1924`te Kraliyet müziğinin ustası, 1931`de baronet olmuştur.Halk müziği yapmasa da "ulusal" olarak tanımlanan içten birtaarz geliştirmiştir; 5 tane "Debdede ve Tantana"marşları gibi"popüler"çalışmaları da vardır.

ELOKTRIGİTAR=Elektro Gitar, sesini manyetikleri aracılığı ile elektrik akımına dönüştüren ve bir amplifikatör ile bu akımdan ses elde edilmesine olanak tanıyan bir gitar türüdür. Yarattığı sinyalin değiştirilebilir olması, ve zamanında bir devrim niteliği taşıyan yükseklikte bir sese sahip olması nedeniyle, kullanım alanı çok genişlemiş bir gitar türüdür.
Elektronikteki gelişmeler ile tonal olarak sınırları 1960 lardan sonra iyiden iyiye artan elektro gitar, günümüzün en bilindik enstrümanlardan biri haline gelmiştir
Elektro Gitar Türleri=Katı (Solid) Gövdeli Katı gövdeli gitarlar, masif gövdeye sahip, sesin doğal yollardan (gitardaki boşlukta yankılanarak) yükselmesine izin vermeyen tipte gövdelere sahip gitarlardır. Yüksek çıkış gücü olan ses kaynaklarının olduğu yerlerde (konser salonu gibi) geribeslemeyi en aza indirgeyen gövde türüdür. Fender firması, Strocaster ve Telecaster modelleri ile bu tip gövde yapımına katkıda bulunmuştur.
Boş (Hollow) Gövdeli =Boş gövdeli gitarlar,(aynı zamanda kıvrımlı üst yüzeyleri ile Archtop adını da alır) bir yükselticiye gereksinim duymaksızın zengin ton çıkarabilen gitarlardır. Her ne kadar bu özelliğe sahip olsalar dahi, bu gitarlar da manyetiklerle kullanılmaktadır. Üst ve alt ağaç plakaları bir parçadan oyulmuş, yahut ısı ile preslenmiş ağaçlar olabilir. Bu tip gövdelerde keman ailesindeki gibi f delikleri bulunabilir. Bu tarz gövdeyi 1890 da tasarlayan ve dünyaya tanıtan, Gibson firmasıdır.

Elektro Gitarın Kısımları

Sap =Gitarın klavyesinin de bulunduğu kısımdır. Klasik gitardan hem kalınlık hemde genişlik açısından daha ince olan elektro gitar klavyesi genelde 18 ile 24 arasında fret sayısına sahiptir. Sapın içinde genellikle truss rod adı verilen bir metal ayar çubuğu geçer. zamanla eğilen bir sap, bu vida yardımı ile eski haline geri getirebilir. Akort burguları en uçta bulunur ve genellikle metal bir aksama sahiptir.

Köprü=Gitarda telleri gövdeye bağlayan kısımdır. Zamanla değişim geçirmiş olmakla beraber, değişik varyasyonları mevcuttur. Bu aparat sabit ya da oynar olabilir. Oynar olabilenler, bir kol yardımı ile telleri gerip gevşetebilir, dolayısıyla ince ya da kalın tonlara kayma sağlanır. Genelde metalden olur.

Eşik =Gitarın sapında, telleri akort burgularına gitmeden önce sonlandıran kısımdır. Genelde ucuz gitarlarda plastikten oluşur. Ayrıca kemikten ve farklı malzemelerden yapılanları da vardır.

Manyetik =Gitarın teldeki titreşimleri aldığı kısımdır. Manyetik alanda telin titreşiminin içerideki bir sargıda akım oluşturması prensibi ile çalışır. Çift halinde (Humbucker) ya da tek (Single) olabilir. Bazı manyetikler amplifikatöre çıkış sağlamadan sinyali yükseltirler. Manyetikler ikiye ayrılır:

1-Aktif Manyetikler: Ses titreşimlerini elektrik sinyaline herhangi bir elektronik değişime uğrattırmadan dönüşmesini sağlayan manyetik türüdür. En sık kullanılan manyetik türü olup, sesin tınısı (frekans cevabı) sadece manyetiğin bazı fiziksel özelliklerine (yüksekliğine, mıknatısına, sargısına) bağlıdır.
2-Pasif Manyetiker Bu manyetikler ses titreşimlerini bazı elektronik devreler ile bozunuma uğratan manyetiklerdir. Sinyali içerisindeki güç kaynağını (genelde bu bir pildir) kullanarak pre-amp ile güçlendiren, aktif filtrelerle ve gömülü equalizerlar ile sinyalin orjinalinden farklı olarak enstrumandan çıkmasını sağlayan manyetiklere
ENSEMBLE (Fran.) Beraberlik, topluluk.

EŞLİK (Fran. Accompagnement): İnsan sesi yada tek çalgı için yazılmış yapıtlarda, başlıca ses yada seslere yardımcı durumda olan çalgı bölümü.

ETUDE (Fran.): Çalışma yada terim parçası. Bu amaçla yazılmış pek çok parça, anlatımla ilgili bağımsızlıkları yönünden, başlı başına birer sanat yapıtı değeri taşımaktadır. Örnek: Chopin veya Debussy’nin piyano “étude”leri.

EROICA, EROICAMENTE(Eroyka, Eroykamente)ital.)Kahramanca.

F HARFİ

FAGOT:Kamıştan yapılan nefesli bir çalgı.16. yy da doğan bir alet,iki birbirine yapışık uzun borudan ve "S" şeklinde bir ağızlıktan oluşur.Orkestrada önemli rol oynar ve nefesli açlgılar için yazılmış oda müziği eserlerinin hemen hepsine girer.Bir oktav daha derin "kontrafagot" en derin ve kalın nefesli çalgıdır.Viyana klasikleri fagotu eserlerinde kullanmışlardır.Haydn`ın "Yaratılış" ve "Mevsimler" oratoryolarında, Beethoven`in 5. ve 9. senfonilerinde karakteristik bir rol oynar.

FALLA, Manuel de(1876-1946):İspanyol besteci,piyanist.1913`te yazdığı operası "Yaşam Kısadır" (La vida breve)ile ün kazanmıştır.Daha sonra "Üç Köşeli Şapka" ve "Büyücüyü Sev" balelerini yazmıştır.Bu eserlerinde ve "İspanya`nın bahçelerindeki geceler"ile "Fantasia Bêtica" (piano için )bestelerinde İspanyol halk müziğinden etkilenmiştir.Usta Peter`in Kukla Gösterisi"adlı kukla operasında ve klavsen konçertosunda İspanyol halk müziğinin etkileri daha az görülmektedir. Sonraki çalışmaları da neoklasik eğilimlidir.Diğer çalışmaları ise şarkılar,piano parçaları ve gitar için birkaç eserdir.1938`te n itibaren Arjantin`e yerleşmiş ve orada ölmüştür."Atlantis" operası ölümünden sonra E.Halffter tarafından tamamlanmıştır.

FALSETTO (İtal.): Erkek seslerinin normal alan dışında tiz, kadın sesine benzer sesler çıkarmak amacıyla başvurdukları yöntem.

FANDANGO (İsp.): üç zamanlı, canlı, gitar ve kastanyet eşliğiyle oynanan İspanyol dansı.

FANFAR (Fran. Fanfare): Maden çalgıların çaldığı, genellikle şenliklerde ve törenlerde ilgi çekmek için kullanılan müzik.

FANTAİSİE (Fran. İtalyanca:fantasia. Almaca hantasiestück. İngilizce:Fancy): Bağımsız biçimli parça. Başlangıçtaki anlama göre, bölüm benzetmelerinin “imitation” ların önce metot kurallarına uygun olarak, sonraları kontrapunta yazısında daha büyük özgürlükle yapıldığı parçalar. 18. yy’a kadar yazılmış “fantasie”ler, Bach’da en kesin ilkelerini bulan fuga yazısını hazırlanmıştır.

FIEDLER,Max(doğ.1859)Zittau`da doğmuştur.Uzun süre Berlin flarmonik orkestrasının konserlerini yönetmiştir.Bundan sonra Amerika`ya gitmiş,Boston senfonik konserlerini yönetmiştir.1916`dan sonra Essen`de müzik müdürü olmuştur.Bir senfoniden başka,oda müziği eserleri,liedler ve piano eserleri bırakmıştır.

FİNALE (İtal.): Konçerto, senfoni, opera gibi uzun, yada çok bölümlü bir bestenin son bölümü.

FINEital.) Bir müzik parçasının Alfine-sondan.

FISCHER, Johann Kasper Ferdinand(doğ.1650): Barok dönem füg tarzının önemli isimlerinden biridir.1715`te Ariadne Musica"adına yayınladığı eserindeki org için 20 prelüd ve füg fischer `in tanınan bir bestecisidir.

FLAGEOLET(Flajole):en yüksek sesli flüt.

FLAUTOİtal.)Flüt.

FLÜGELAlm.) Üç köşeli ukş kanadı biçimde piano.Kuyruklu piano.

FLÜT:Nefesli müzik aleti.Tahta ve madenden olanları ve uzun, kısa birçok şekilleri vardır.Bir borudan ve üzerindeki ses düğmelerinden oluşur.Borunun ucundaki delikten üflenen nefesle çalınır.Flütün tarihi çok eskilere dayanır.Eskiden ordu müziğinde ve gençlik örgütlerinde kullanılırdı.Bugün orkestrada uzun madeni flüt ve tahtadan,bir oktav daha yüksek sesli flüt yani pikolo flüt (piccolo flauto)kullanılmaktadır.

FOLİA: Eski Portekiz dansı.

FORLANA: Jig’e benzer İtalyan dansı.

FORTE (İtal.): Güçlü.

FRESCOBALDI, Girolamo(1583-1643):İtalyan besteci, Antwerp`te ve daha sonra(1608-28 arası)Roma`da ST.Peters`de org çalmıştır.St. Peters`te 30000 kişilik bir seyirci grubunun önünde çaldığı haberi yayılmıştır.Org ve klavsen için toccatalar, fügler, ricercari, vb.yazmıştır.Alman müziği ve başka müziklerdenetkilenerek bestelerini yapmıştır.Ayrıca motetler,madrigaller, vb. de yazmıştır.

FRANDOLE (Fran.): Fransız halk dansı. Jig’e benzer.

FUGA (Lat. Fransızca: Fugue): Kontrapunta yazısı biçimlerinden biri. Tema (yada, başka bir deyişle konu) bir seste sunulur ve sonra öbür seste birbiri ardından benzetiş yoluyla konuyu izler. “Fuga” sözcüğü Latince’de “kaçmak” anlamına gelir. Nitekim Fuga’da seslerin birbiri ardına sıralanması kovalamayı andırmaktadır.

FUGATO:Füg kuralları ile yazılmış müzik parçası.

FENEBRE (İtal.): Yaslı. Marcia funebre: Cenaze Marşı.

FUOCO, CON (İtal.): Ateşli.

FURİANT: Çabuk tempoda bir Bohemya dansı.

FURİOSO (İtal.): Öfkeli.

Fzİtalyanca "forzato"(kuvvetli)nin kısaltması.

G HARFİ

GABRIELLI, Giovanni(1557-1612):İtalyan besteci,amcası Andrea Gabrielli`nin öğrencisi olmuştur.Andrea Gabrielli 1585`te Venedik`te St.Mark`s kilisesinde baş orgcu olarak çalışmıştır.Giovanni Gabrielli`nin eserlerine "Sacred Symphonies" ve ses,çalgılar için diğer kilise müzikleri,çalgılar için müzikler, org çalışmaları dahildir.Schütz`ün öğretmenidir.

GAVOTTE (Fran.): Fransa’da 18.yy.’dan sonra yaygınlaşan oynak bir dans türü.

GERHARD, Roberto(1896-1970):İspanyol besteci,1938`den sonra İngiltere`de yaşamıştır.Pedrell ve Schonberg`in öğrencisidir."The Duenna"operası(Sheridan`dan sonra,radyo için), 4 senfoni,keman konçertosu,mezzo-soprano ve iki vurmalı çalgı için Edward Lear`ın "The Akond of Swat"ının düzenlemesi,orkestra olmadan 8 çalgı (akordiyon da dahil)için "Konçerto", eski İspanyol müziklerinin düzenlemesi çalışmalarına dahildir.

GIBBONS, Orlando(1583-1625):İngiliz besteci, orgcu.Babası William, kardeşleri Edward, Ellis ve Ferdinando, oğlu Christopher da müzisyendir.Cambridge, King`s kollejinde koro çocuğu olmuş daha sonra da Chapel Royal ve Westminister Abbey`de org çalmıştır.40 anthem ve diğer kilise müzikleri,"The Silver Swan" gibi madrigaller, "In Nomines" ve viollar için başka eserler,org parçaları çalışmaları arasındadır.

GIORDANI, Tommaso(1730-1806)İtalyan besteci Dublin ve Londra`da çalışmıştır.İtalyanca ve İngilizce 50 `den fazla opera bestelemiş, Sheridan`ın "Eleştri"si için şarkılar yazmıştır.

GIUILIANI, Mauro[Guiseppe Sergio Pantaleo](1781-1829):İtalyan gitarist ve besteci.3 gitar konçertosu, gitar ile oda müziği çalışmaları, gitar ve piano eşlikli şarkılar vb. bestelemiştir.

GİOCOSO (İtal.): Sevinçli, şen.

GİUSTO (İtal.): Tam. Doğru. Allegro guisto: Aşırılığa kaçmayan, kesin vuruşlu hızlı tempo.

GLAZUNOV, Alexander[Konstantinovich](1865-1936):Rus besteci.8 senfoni ve bir tane de bitmemiş senfoni ki bu ilk defa 1948`de Moskova`da sunulmuştur;piano (2), keman, saksafon için konçerto; "Karnaval" üvertürü; "Mevsimler"inde dahil olduğu baleler; piano parçaları, şarkılar bestelemiştir.Rimsky-Korsakov`un öğrencisi olmuştur ve öğretmeninin ulusal yaklaşımından farklı olarak romantik bir fikir geliştirmiştir.St.Petersburg konservatuarının yöneticisi olmuş ama 1928`de buradan ayrılmıştır.Paris`e yerleşmiş ve burada ölmüştür.

GLİSSANDO (İtal.): Kaydırma, piyanoda parmağı tuşların üstünden hızla geçirme. Yaylı çalgılarda telin üstünde kaydırma.

GLOCKENSPİEL: Büyüklerine göre, tınıları belirli çelik parçacıklara tokmakla vurularak çalınan, ses boyutları beş oktava dek ulaşan çalgı.

GLUCK, Christoph Willibald [von](1714-87):Alman besteci Bavyara`da doğmuştur.Aslen Bohemyalı olduğu düşünülmektedir.1745`te Londra`da, 1773-79 yılları arasında Paris`te yaşamış,sonra Viyana`ya yerleşmiş ve orada ölmüştür.Opera alanında devrimci fikirleri vardır,özellikle müziğin dramatik ihtiyaçlara hizmet etmesinin önemini vurgulamıştır ve bunu "dry Recitative" ile göstermiştir, ayrıca "Alkestls"i(1767)fikirlerini yansıtan operasıdır."Orpheus" operası gibi bunun da orjinali İtalyanca`dır.Ancak daha sonra ikisi de Fransızca`ya çevrilmiştir.Diğer operaları "Iphıgenia in Aulis", "Iphigenia Tauris" ve "Armida"dır ve hepsi Fransıcadır.45`ten fazla sahne eseri bestelemiş ayrıca çalgısal parçalar yazmıştır.

GODARD, Benjamin Louis Paul(1849-95):Fransız besteci,kemancı."Jocelyn"ve başka 7 opera, orkestral çalışmalar,100 kadar şarkı eserleri arasındadır.

GOEHR, Alexander(1932-):İngiliz (Almanya doğumlu) besteci,R.Hall`ın ve Messianen`in öğrencisi olmuştur.1976`da Cambridge`de profesör olmuştur.Küçük orkestra için Senfoni (önceden yanlış olarak küçük senfoni diye adlandırılırdı);keman konçertosu ;3 yaylı çalgılar dörtlüsü, "A Little Cantata"

GRANDİOSO (İtal.): Büyük, ihtişamlı.

GRAVE (İtal.): Çok yavaş tempo.

GRAZİOSO (İtal.): Sevimli yada ince duygulu.

GRESHWIN,George(1898-1937):Amerikalı piyanist ve besteci.Birçok popüler şarkı bestelemiştir,özellikle konser çalışmalarına jazz fikirlerini uygulamıştır. "Rhapsody in Blue" (1924), piano konçertosu, "Cuban Overture", An American in Paris", "Porgy and Bess" operası, piano prelüdleri çalışmaları arasındadır.R.Goldmark`la çalışmıştır ama daha çok kendi kendini eğitmiştir.Başarısız bir beyin ameliyatı sonucunda ölmüştür.

H HARFİ

HABANERA (isp.): İspanya’da yaygın Küba kaynaklı dans. Küba’ya Afrika’dan gelmiştir. İki vuruşludur. Ritm özelliği, birinci vuruşun noktalı oluşudur.

HAENDEL, George Friedrich(1685-1759):Halle`de doğmuştur.Çok küçük yaşta müziğe merak sarmış, büyükleri hukukçu olmasını istemişlerse de,genç yaşta Halle kilisesine orgcu olmuştur.1703`te Hamburg`a giderek operada keman ve cembalo çalmıştır.Bu sırada Zachow`dan ders almıştır.1705`te yazarak oynattığı ilk operası"Halmire" büyük başarı kazanmıştır.1707 kışında İtalya`ya gitmiş, Floransa`da 1707`de oynattığı operası "Rodrigo"ve Venedik`te oynanan "Agrippina" ile genç yaşta ün kazanmıştır.Bundan sonra ülkesine dönmüş, Hannover ve Düsseldorf`da kısa bir süre saray orkestralarını idare etmiştir.4. operası "Rinaldo", 1711`de Londra`da oynanmıştır.7 Temmuz 1713`te çalınan "Te Deum"u ile dikkatleri üzerine çekmiştir.1716`da "Ateş" ve "Su" müziklerini yazmış,aynı yıl Kral Birinci George ile Almanya`ya seyahat etmiştir.1717`de Almanya`da son Almanca bestesi "Passion"unu yazmıştır.Tekrar İngiltere`ye dönen Handel 1719`da Royal Academy of Music`in idarecileri arasına kabul olunmuş,ertesi yıl akademiyi "Radamisto" operasıyla açmıştır.Ancak 1728`de akademinin kapıları Handel`e kapanmıştır.Bundan sonra Handel, İtalya`dan sahne sanatçıları getirterek 1729 da temsillerine devam etmiştir.Son oratoryo "Jeptha"ya çalışırken görme duyusu azalmaya başladı ve hastalık ilerleyerek bestecinin kör olmasına sebep oldu, kısa bir süre sonra da Londra`da öldü.

HARMONİCA: Ağız mızıkası. Ağız orgu. Sesi, üflenince titreyen maden kamışlarla çıkar.

HARMONIE(Armonie):Uyum, bir temel sese göre düzenlenmiş birçok sesin beraberce çalınması ve söylenmesi.Bir müzik parçasının toplu bir şekilde sunulması.

HARMONIUM:1810`da Fransız Grélé tarafından yapılan ve geliştirilen, pianoya, ses ve kullanış bakımından orga benzeyen müzik aleti.

HARP(Arp)Fran.harpe Alm. harfe):Harpanın atası olan 12 telli müzik aleti.Milattan 3500 yıl önceye ait Ur harabalarinin kazısında görüldü.Karakterini değiştirmeden zamanımıza kadar gelen en eski çalgıdır.Fakat şekil değiştirerek bugünkü çoksesli ve büyük müzik aleti olmuştur.Harpayı geliştirmekte Fansız Sébastienne Erar`ın büyük rolü oldu.Sébastienne Erar alete piano gibi pedal da ilave etti.Ton değişmelerinde önemli rol oynayan bu pedallar,yedi tane olup üçü sol,dördü sağ ayayk içindir.Harpa ses ve şekil bakımından çok zarif görünüşe sahip olduğundan tercihen kadınlar tarafından çalınır.

HARTMANN, Johann Peter Emilius(1805-1900):Danimarkalı besteci ilk müzik öğrenimini ülkesinde yapmış, ayrıca Avrupa`da Spohr ve Marschner`den ders almıştır.1867`den sonra Gade ve Paulli ile beraber Kopenhag konservatuar`ını idare etmiştir.İskandinav Milli Romantik Okulunun önderlerindendir.Eserleri arasında "Karga", "Korsanlar", "Küçük Christine" (Andersen`den)gelir.Ayrıca baleler, senfoniler, uvertürler ve oda müziği eserleri, "lied"ler ve piano eserleri bestelemiştir.

HASSE, Johann Adolf(1699-1783):Begedorf`ta doğmuştur.Lübeckli müzikçi bir aileden gelmiştir.Venedik`te ölmüştür. Galan tarzında İtalyan rokoko operasının önemli isimlerindendir.Kısa bir zaman Hamburg operasında tenor olarak çalışmış,ayrıca Napoli`ye giderek Porpora ve A.Scarlatti`den ders almıştır.1723`te "Tigrane"adlı operasıyla besteci olarak tanınmıştır.1727`de Venedik`te bir müzik okulunun yönetimini almış,1731`de karısı ile beraber Dresden operasına orkestra şefi olarak girmiştir.1757`ye kadar orada kalmış,hayatının son dönemlerini Viyana ve İtalya`da geçirmiştir.65 opera, 14 Intermezzi , 12 oratoryo,ayrıca kilise eserleri, piano ve oda müziği, konçertolar, orkestra parçaları bestelemiştir.

HASSE, Karl(doğ.1883):Saksonya`da Dohnau`da doğmuş,Leipzig`de Thomas kilisesinde çalışmış,orada Kiehl, Nikisch ve Ruckhardt arkadaş olmuş, Straube ve Reger`den müzik,Kretzschmar ve Riemann`dan müzik bilimi öğrenimi görmüştür.Ayrıca Heidelberg`te organistlik, 1909`da Chemintz`de kantorluk, Osnabrück ve 1919`da Thübingen üniversitelerinde müzik direktörlüğü yapmış1935`de Kolonya`da Ren Yüksek Müzik Okuluna direktör olmuştur.Eserleri:"Prens Öjen İçin Senfonik Varyasyonlar", "Kurlan Uvertürü", "Prelüd ve Pasakaglia", "Süit"op.37, solo keman ve orkestra için konçerto parçası, birçok koro eserleri, oda müziği eserleri, yaylı kuartetler, triolar, kentetler, org eserleri, piano parçaları, "lied"ler ve ayrıca "Max Reger" ve "Alman Müzik Hayatından"adllı kitapları vardır.

HAYDN, Michael(?-1806):Joseph Haydn`ın beş yaş küçük kardeşi.Viyana`da Stephan kilisesinde şarkıcılık yapmış, Grosswardein`da orkestra şefliği yapmıştır.1762`den sonra Salzburg`ta orkestra şefi ve orgcu olarak çalışmış ve orada ölmüştür.Duaları,erkek sesi için çoksesli koro parçaları ve senfonileri vardır.


HERMANN, Hugo(1896-?):Ravensburg`ta doğmuştur.Berlin ve Stuttgart Yüksek Müzik Okullarında öğrenim görmüştür. Reutlingen`de koro şefliği yapmıştır.Hermann birçok koro parçaları,bir okul operası,bir oda senfonisi,klarnet için "Toccata Gotica",bir cembalo ve bir keman konçertosu,flüt parçaları ve "lied"ler bestelemiştir.

HINDEMITH, Paul(1885-?):Alman müziğinde modernizmin önderi.Frankfurt Yüksek Müzik Okulundan mezun olmuş,aynı şehir operası orkestrasını idare etmiştir.Ayrıca Lico Amar kuartetinde bir süre viola çalmıştır.1927-37 yılları arasında da Berlin Yüksek Müzik Okulunda profesörlük yapmıştır.

HOFFMANN, Ernst Theodor Amadeus(1776-?):Königsberg`te doğmuştur.besteci ve aynı zamanda şairdir.İlk müzik derslerini doğduğu şehirde orgcu Pabielski`nin yanında yapmış, Berlin`de hukuk öğrenimi sırasında Reichardt`la beraber müzik çalışmıştır.1808-13 yılları arasında tiaytro besteciliği ve orkestra şefliği yapmış,bu arada bir senfoni,piano sonatları,oda eserleri ve dini parçalar bestelemiştir.Ayrıca sahne eserleri de yazmıştır:"Maske", "Mizah", "Neşeli müzikçiler", "Sonsuz Hayat Suyu", "Aurora", "Aul".1813-14 yılları arasında iseFouqué`nin bir teksti üzerine "Undine"operasını yazmıştır

I VE İ HARFİ

İMPROMTU (Fran.): Doğaçtan yorum anlamına gelmekle birlikte 19. yy’da gelişmiş şarkı (Lied) biçiminde yazılmış parçalar için kullanılmıştır.

İMPROVISATION (Fran.): Doğaçtan yorum yada söyleyiş. Müziği hazırlıksız olarak içe doğduğu gibi, hem yaratma hemde yorumlama sanatı.

İNTERLUDE (Fran.): Bir yapıtın ana bölümleri arasında yorumlanan ğparça.

İNTERMEZZO (İtal.): (1) Başlangıçtaki anlama göre, bir oyunun perdeleri arasında dekor değişmesine ve oyuncuların hazırlanmasına fırsat vermek için sunulan müzikli kısa oyun. Intermezzo’lar sonraları opera perdeleri arasında da oynanmıştır. (2) Operalarda ara müziği

Benzer Yazılar



0 yorum:

Yorum Gönder